İmam hatip lisesi mezunu değilim. Meslek lisesi mezunuyum. Doksanlı yıllarda (28 Şubat döneminde), “İmam hatipler kapatılamaz” eylemlerine çok katılmışlığım var. Benim ortaokuldan mezun olduğum zamanlarda meslek liselerine sınavla alınıyordu ve o sınav bayağı zordu. Sınava girmiş kazanmıştım meslek lisesini. Hem de yüksek puanla alan elektrik bölümünü. Kazandı kâğıdını bizzat kasabanın (şimdi mahalle) o zamanki belediye başkanı gururla bana takdim etmişti. Okula başlayıp bir dönem geçince okulu değiştirmeyi düşünmüştüm hatta karar da vermiştim ama bana sözü geçen bir büyüğümün sözünü dinleyip okulu değiştirmemiştim. Meslek lisesi sayısaldı ve ben sayısal mezunuyum. Okulu değiştirme isteğim katsayı zulmünden değildi çünkü o zaman henüz 28 Şubat olmamıştı. Düz liseye gitmek isteğimdendi. Normalde düz liseye gitmek istiyordum, sözel bölüm bitirmek için. Ama olmadı. Üniversitede önce sayısal bölüme gittim sonra bıraktım. Sonra eşit ağırlığa gittim. Üniversiteden eşit ağırlık mezunuyum. Edebiyat fakültesine gitmekti isteğim, 28 Şubat’taki katsayı zulmünden dolayı aldığım puanla ülkenin en iyi üniversitesine gidecekken o zamanın en arka sırasındaki üniversitesine bile gidememiştim. 28 Şubat’ta kapatılmak istenen imam hatiplerle beraber meslek liseleri de aynı kategoride değerlendirilmiş, katsayı zulmüyle imam hatip mezunlarının üniversiteye gitmesi engellendiği gibi meslek lisesi mezunlarının da üniversiteye gitmesi engellenmişti. Ben, bizzat 28 Şubat mağduruyum. Sonuç olarak liseden sayısal üniversiteden eşit ağırlık (kamu yönetimi) mezunuyum. İmam hatip mezunu olmamak imam hatiplere yapılan haksızlığı görmemeyi gerektirmez.

“İmam hatipler kapatılamaz” ve “8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitime hayır” eylemlerine defalarca katıldım o yıllarda. Ne oldu peki? 2002’de iş başına gelen partinin kurucuları ve tabanı da aynı eylemlere katıldı, daha sonra hükümet oldu, halen de ülkeyi yönetiyor, aynı kişiler eğitimi kesintisiz 12 yıla çıkardı, o zaman o eylemlere katılan o parti mensupları ve tabanı kesintisiz zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasına hiç karşı çıkmadı. 28 Şubat halen devam ediyor; 12 yıl kesintisiz zorunlu eğitimle. Kesintisiz zorunlu eğitim konusu halledileli çok oldu, peki ne kaldı? İmam hatipler kapatılamadı. Katsayı zulmü kaldırılınca imam hatiplere rağbet daha da arttı. Her şey güzel oluyor derken laik bir televizyonun imam hatip lisesi mezunu sunucusunun programında, “Çocuklarınızı imam hatibe göndermeyin” cümlesi kuruldu. Hani yasa çıkarılarak imam hatipler kapatılamıyor bir de böyle deneyelim denemesi! Tepki gelince geri adım atıldı ama o cümle bir kere ağızdan çıktı! Kaleyi içten fethetme deniyor böylesine. Her ne kadar kesintisiz zorunlu eğitim 12 yıla çıkarıldıysa da ülkenin başında imam hatip lisesi mezunu bir cumhurbaşkanı varken imam hatipler kapatılamaz biz kaleyi içten fethetme yolunu deneyelim çabasıdır bu. 28 Şubat döneminin “medyası” biraz daha derinden denenmek isteniyor.

Ülkemizdeki eğitim sistemini düzeltmeyi konuşmak gerekirken en azından çocuklara Müslümanlık öğretilen bir liseyi olumsuz olarak söz konusu etmek iyi niyetli değil. İmam hatip liselerinde diğer liselerde verilen dersler veriliyor o derslerle birlikte Kur’an-ı Kerim, hadis, fıkıh, siyer, Arapça dersleri de veriliyor. Örneğin haftada 6 saat matematik, 5 saat edebiyat, 4 saat Kur’an-ı Kerim veriliyor. Hiç Kur’an kursuna gitmemiş imam hatip lisesine giden çocukların çoğunluğu birinci sınıfta Kur’an okumayı öğreniyor. Hiç kursa gitmemiş çocuklar diğer liseleri bitiriyor öğrenemiyor. Sadece bu yetmez mi imam hatip lisesini tercih etmek için. İmam hatip lisesi mezunlarının çoğunluğunun namazında niyazında olmasını saymıyorum bile. Derinlemesine İslam’ı öğretmek ve yaşatmak derseniz rejimin resmi herhangi bir okulunda bu mümkün değil. İmam hatipleri değil rejimi değiştirmeyi konuşmak lazım.

Her Müslüman, ülkemizde İslam düzeni olmasını istemelidir!