Ramazan ayına seçim gölgesinde girilirken başta Filistin olmak üzere birçok Müslüman coğrafya mazlumiyet içinde girdi. Tarihin ilginç zamanlarını yaşıyoruz. İnsan olmanın, Müslüman olmanın, Allah’a teslim olmanın ne demek olduğunu yeniden düşünmemize iten zamanlardan geçiyoruz.

            Yaşadığımız zamanların ilginç olarak adlandırmamıza sebep olan yaşadığımız bazı olayları kısaca aktaracağız. Bizim örf ve âdetlerimizde mahallemizde bir vefat olayı olduğu zaman komşuları da o ailenin hüznünü paylaştığını göstermek adına kendi evlerinde de yüksek gülmek dahil gibi davranışlar sergilenmezdi. Komşusunun acısına saygı adına televizyonlar bile açılmazdı. Elbette bu davranışın altında Peygamber Efendimiz’in (sav) bir cenaze geçerken ayağa kalkması yatmaktadır.

            Hatta Peygamber Efendimiz’in (sav) yanından geçerken ayağa kalktığı cenaze bir Yahudi’ye aittir. Orada bulunanlardan biri cenazenin bir Yahudi cenazesi olduğunu söylediğinde Peygamber Efendimiz (sav), “O da bir insan değil miydi?” diye karşılık verir. Bu olay sebebiyle cenaze geçerken mümkünse ayağa kalkılması sünnete uygun olur. Peygamber Efendimiz’in (sav) davranışları, atalarımızın hayatlarını böylece şekillendirmiştir.

            Bu hassasiyetle günümüze gelen milletimizin kültür kodlarına, inanç kodlarına aykırı olarak iktidar partisinin bazı büyükşehir belediye başkan adayları Gazze’de insanlar katledilirken, insanlar açlıktan ölürken sahnelerde müzik eşliğinde kimisi düğünlerde oynanan kimisi pavyonlarla özdeşleşmiş oyunları sergiliyorlar. Sanki dünya bir soykırıma tanıklık etmiyormuş gibi… Komşunun evinde cenaze var iken, Müslüman kardeşlerimiz akıl almaz ölümlere mahkûm iken bu adayları, yaptıkları bu insanlık dışı davranışları yüzünden uyaran dinî hassasiyeti olan hocaefendiler, ilahiyat hocaları, medeniyet tasavvurcuları var mı? Yok! Tabii işgalci İsrail ile ticarete, ilişkiye mazeret üretenlerden böyle hassasiyet beklememiz belki de bizim saflığımızdır.

            Ama her şeyi bir kenara koyarak bu tablo bile ilginç zamanlardan geçtiğimizin göstergesi. Nerede komşu evinde cenaze var iken kendi hayatının neşesinden uzak kalanlar, nerede hiçbir şey olmamış gibi yaşayanlar. Son yirmi yılda milletimizin kültür kodlarının nasıl bozulduğunun göstergesi. Böyle bir atmosferde bir Ramazan’a ulaştık.

            Rabbimizden duamızdır ki; bu Ramazan’da Müslümanlar gerçek gündemlerine dönebilsin. Riyadan, yalandan, iftiradan, kibirden uzaklaşsınlar. Birtakım küresel güçlerin dayattığı dünya tasavvurunun Müslümanların köleleştiren durumundan kurtulmak için yaşadığımız sömürücü dünyanın farkına varıp bu Siyonist hapishanesinin duvarlarının yıkılacağını kavrayabilsinler. Bir Müslüman için peşinden koşulacak şeylerin makam, mevki, para yani kaba kuvvete sahip olmak olmadığını, bir Müslüman’ın nefes tüketeceği şeylerin ancak “Hakk’ın” yeryüzünde hâkim kılmak için gayret göstermek olduğunu günümüz Müslümanları anlayabilsinler.

            Müslüman coğrafyası olarak dibine kadar battığımız dünyalık heveslerin hem bireysel olarak bizlerin hem de tüm Müslüman ve insanlığın helakine sebep olacağını idrak edeceğimiz bir Ramazan olsun. Bu bataktan çıkma şuuruna erdiğimiz.

            Bu Ramazan’da başta Müslüman coğrafya olmak üzere tüm insanlık kuvveti değil, Hakk’ı üstün tutmayı; materyalist değil, maneviyatçı olmayı; nefse esareti değil nefis terbiyesini esas almayı öğrenerek çıkmış olsun duasını ediyoruz. ‘Yeni Bir Dünya’yı kuracak kadroların çelikleşerek sözü daha bir kuvvetle yükseltecek seviyeye gelmesi bütün insanlığın iki cihan saadeti için önemli bir aşama olacaktır.

            Toplumumuz adına yaşanan “ilginç” olayların bir daha yaşanmayacağı günlere ermek ümidiyle…