Bu sene Fransa ya konferans için gittiğimde anlattılar. Babasının sözünü dinlemeyen, camiye cemaate yaklaşmayan, baba evini terk eden bir Türk delikanlısı iki senedir bir Fransız kızıyla aynı evde yaşamaya başlamışlar.

Bir birleriyle uyum sağlayabileceklerine kanaat getirince kız evlenme teklif etmiş. Türk delikanlısı kabul ederken "Müslüman olursan evlenirim" şartını ileri sürmüş. Delikanlıyı seven Fransız kızı Müslüman olmayı kabul etmiş ve "Nasıl Müslüman olacağım " diye sormuş

Delikanlı "Ben de bilmiyorum. Hocaya gidelim" demiş ve gitmişler.

Hoca, Kelime-i şahadetin manasını anlatmış ve neyi kabul edeceğini öğretmiş. Arkasından Kelime-i şahadeti birlikte söylemişler.

Hoca bir dua ettikten sonra onlar tam çıkacakları sırada Fransız kız "Ama bu Kelime-i şahadeti bilmiyor" demiş.

Delikanlı "Haydi kız ben doğuştan Müslümanım" demiş.

Burada bizi üzen şey, delikanlının Kelime-i şehadeti bilmemesi. Sevindiren şey, bilmediği dinini sevmesi ve güçlü kabul edilen Fransız kültürüne rağmen bir Fransız kızın Müslüman olması için çalışması.

Yirmi bir yıl önce değerli bir insanla tanışmıştım. Türkiye de İlâhiyat fakültesiyle beraber Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesini de bitirmiş. Doktora yapmak için İngiltere ye gitmiş. Müslüman olan İngilizler üzerine doktorasını vermiş ve Türkiye ye dönmüş. Ben o günlerde tanışmıştım. O anlattı: "Bir gün Londra daki camide imamla beraber otururken sarışın bir İngiliz içeri girdi, imamı sordu ve saygıyla oturduktan sonra Müslüman olmak istediğini bildirdi ve gereken şeyler yapıldıktan, sohbetler edildikten sonra izin isteyerek kalktı ve İmama "Ben bu kapıdan Hıristiyan olarak girdim, Müslüman olarak çıkıyorum. Müslümanlar dışarı çıkarken ne yaparlarsa ben ona göre hareket etmek istiyorum" dedi. Pakistanlı imam bilgili, ahlâklı ve firasetli bir imamdı. Hemen "Burası cami olduğu için dışarı çıkarken sol ayağını atarak çık ama evinden dışarı çıkarken sağ ayağını atarak çık" dedi ve uğurladı. Biz birbirimize bakıştık, gülüştük ve ayrıldık.

Bir kaç gün sonra yine imamın yanına uğradığımda imam bana "Gel kardeşim gel. İkimiz birden bir "Kelime-i şahadet" getirelim de yeniden Müslüman olalım" dedi. Ben "Hayrola hocam neden icap etti " dedim. Dedi ki "Yahu bu yeni Müslüman olan İngiliz, bizden ayrıldığı akşam gece yarısı bana telefon ederek Müslümanların yatma konusunda özel bir tavsıyeleri var mı diye sordu. Yapacağı her işin, atacağı her adımın dinden dayanağını istiyor. İyi bir şey yaparken beni de uyandırmış oldu. Biz atalarımızdan gördüğümüz şekilde hareket ediyoruz. Dini dayanaklarını aramıyoruz. Onun için bazı yanlışları da din zannediyoruz. Gel birlikte "Kelime-i şahadet" getirelim, yeniden iman tazeleyelim ve bundan sonra söyleyeceğimiz ve yapacağımız her şeyin dini dayanağını arayalım, bulalım ve ona göre hareket edelim" demişti.

Bütün dünyanın gündeminde tek şey var o da İslâm. Aleyhte konuşan da, lehte konuşan da İslâm a hizmet ediyor. Gazeteler ve televizyon ekranları İslâm adına kan, terör ve gözyaşı gösterseler de aklı başında siyasiler, yazarlar, düşünürler şöyle sahnenin geri tarafına bir göz attıklarında bu kanın ve terörün iplerinin kimlerin elinde olduğunu görürken İslâm a da bir göz atma ihtiyacı hissediyor ve Kitabımız Kur an-ı Kerim i kendi dilinde okumaya başlayınca kendisine aleyhte propaganda yapılanla aslının aynı olmadığını görüveriyor.

Birçok gazete ve televizyon haberlerinden okuduk ve işittik ki Amerika ve İngiltere de İslâm hakkında yapılan yayınlar bir anda tükeniveriyormuş.

İlginin başladığı yerde bilgi de başlamış demektir. Bu da art niyetlilerin sonunun geldiğini gösterir. İnsanları uzun süre kandıramazlar. Kanar gibi görünürler ve kandırdığını zannedeni kandırırlar.

Biz başta kendimizi kandırmayalım. Başkalarını hiç kandırmayalım. Dinimizi sağlam kaynaklardan öğrenelim. Yaptığımız ve söylediğimiz her şeyin dayanağını Kur an ve Sahih sünnetten gösterelim.

Birçok insan Kur an ve sünneti okuduktan sonra bu kitaplarda güzel olan dinin yaşantıda nasıl olduğunu görmek üzere bizim yaşantımız üzerine araştırmalar yapıyor.

İslâm a olan sevgimizde batılıyı hayal kırıklığına uğratıyoruz. Bizi İslâm dan uzaklaştırmak, gözümüzde kötü göstermek için çuval çuval dolar harcıyorlar bir de bakıyorlar ki açık tarafı kapalı tarafından fazla olan kadınımız dinine laf edenin cevabını veriyor. Dinine toz kondurmuyor.

Dinimize sevgimiz yerinde. Bilgimiz eksik. Gelin hep beraber, açığıyla kapalısıyla, amiriyle memuruyla, velisiyle delisiyle, generaliyle eriyle, rektörüyle öğrencisiyle yeniden "Kelimei şahadet" getirerek imanımızı tazeleyip dinimizin ana kaynaklarından delillerimizi öğrenelim.