BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;

15 TEMMUZ günü, TSK içinde yuvalanmış bir cuntanın darbe girişimini yaşadık. Yöneticilerimiz, güvenlik güçlerimiz ve halkın destanlık çapta birlikteliği sebebiyle darbeciler hedefine ulaşamadı. Elhamdülillah, milletimiz büyük bir felaketin eşiğinden döndü.

İster asker, ister sivil olsun; darbelerin her çeşidi felaket ve yıkımdır. Başarısız bir darbenin bile oluşturduğu travma ve kaosu hep beraber yaşıyoruz.

Darbe girişimi bir sonuçtur. O sonucu hazırlayan etkenler, ne yapacağı belli olmayan gözü dönmüş kişilere güç ve destek verenler, varsa istihbarat ve güvenlik zafiyeti gibi sebepler iyi araştırılmalı ki,  darbe heveslileri bir daha fırsat bulamasınlar.

Kalkışma sırasında TBMM’ye de 11 bomba atıldı. Meclis’in darbe girişimiyle ilgili “Soruşturma Komisyonu” kurması yerinde! Yapılmasaydı ayıp olurdu.

Darbe girişiminde sadece TSK, TBMM ve Hükümet değil, 80 milyonluk Türkiye’nin huzuru, barışı, güvenliği; hatta varlığı hedef alındı. Adaleti elden bırakmadan, devlet ve millete kastedenlerin layık olduğu ceza yargı tarafından verilmeli; yapanın yaptığı yanına kâr kalmamalıdır.

Sömürgeci güçler, bölgenin merkez ülkesi Türkiye’yi hiçbir zaman rahat bırakmazlar. Onların geçmişteki tutumları belli! Bu sefer de darbenin başarılı olması için pusuda beklediler. Darbe yanlıları gözaltına alınıp görevlerinden el çektirilirken ABD ne kadar da rahatsız oldu! Canı yanan halkımızdan, “darbeye teşebbüs edenler idam edilsin” talepleri gelmeye başlayınca, AB ülkeleri, Türkiye’yi, “AB üyeliğini askıya almakla” tehdit etti.

DARBE DIŞ KAYNAKLI MI?

HANGİ çeşidi olursa olsun, darbelerden hayır gören bir ülke yok! Her darbe Türkiye’yi geri götürdü. Mısır, darbenin faturasını çok acı bir şekilde yaşıyor.

Askeriye içinde yuvalanmış cunta, darbeyi gece 03.00’te yapmayı planlamış. Fakat durumun önceden fark edilmesi üzerine, işe 6 saat önce başlamış. Başarısızlığın sebeplerinden biri de bu! Allah-u Teâlâ ülkemizi ciddi bir tehlikeden korudu. Bu, bizim için bir uyarıdır. Türkiye dost ve düşmanlarını çok iyi tanımak zorundadır.

Geçmişteki darbelerin perde arkasında ABD’nin bulunduğu biliniyor. Kalkışma sırasında gözaltı ve görevden almalar sürerken ABD’nin tedirgin olması düşündürücü! 2 seneden beri Gülen’in Türkiye’ye gönderilmesinin sonuçlandırılamaması da ayrı bir soru işareti!

Basında, “İncirlik’te ABD ile sır görüşme” başlığıyla verilen; darbe girişiminden gözaltına alınan Tuğgeneral Hasan Polat’ın darbe öncesi Amerikalılarla 12 görüşme yaptığı haberleri (Yeni Şafak, 18. 7. 2016), darbe girişiminin dış bağlantılarının da araştırılmasını zorunlu hale getiriyor.

Şurası bir gerçek ki, içte işbirlikçi ve destekçileri bulunmadıkça; dıştakiler bir şey yapamazlar. Atalarımız, “Kale içinden alınır” demişler. Halkımız içteki işbirlikçi hainlere karşı da uyanık olmak zorunda! Emperyalizm, “Derenin taşıyla, derenin kuşunu vurma” taktiğini çok sık kullanıyor.

MÜTTEFİKİMİZ MİLLETTİR

SON darbe girişimi Türkiye’ye çok şey öğretti. Terörist cunta; her gün gırtlaklarını yırtarcasına, “Paralel’le mücadeleyi sonuna kadar götüreceklerini” söyleyenlerin avuçlarının içine kadar girmiş. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok yakınında bulunan Başyaveri Albay Ali Yazıcı bu yüzden gözaltına alındı. Diğer 4 yaverin gözaltına alınma gerekçesi de aynı. Yine, Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar’ın Özel Kalem Müdürü ve Emir Subayı’nın da darbecilerle birlikte çalıştığının anlaşılması da ibretlik!

Benzeri örnekler gösteriyor ki, darbe girişimi sırasında Allah’ın yardımının üzerimizde olduğu açık! Olay sonrası zafer sarhoşluğu içine girmek yerine; yaşananları Rabbimizin bir uyarısı; derlenip toparlanmak için bize fırsat tanıması olarak görmenin daha sağlıklı olduğuna inanıyorum.

Darbe girişiminin püskürtülmesinde “devlet - millet kaynaşması”nın gücüne şahit olduk. Ülkemizi tehdit eden, huzur ve barışını bozan, güvenliğimizi tehlikeye sokan darbe girişimi karşısında milletimiz tek kalp, tek vücut oldu. 14 sene aradan sonra, Meclis’te temsil edilen partiler ortak irade ortaya koydular. Halkımız darbecilere karşı birleşti. Uzun bir aradan sonra da olsa bu, özlediğimiz bir sonuçtu. Darbecileri korkutan bir manzaraydı.

Atlattığımız büyük tehlikeden de ders alarak bu güzelliği sürdürmeliyiz. Meydanlardaki tekbirler, fetih marşları, milli irade konusundaki kararlılık halkımızın içindeki “Milli Görüş’e iştiyak”ı ortaya koydu.

Darbecilere karşı direnen herkese teşekkür ediyorum. Türkiye, kendi problemini kendisinin çözebileceği mesajını verdi. İsrail, ABD, AB gibi ülkemizin kötülüğünü isteyenlerin bizim müttefikimiz olamayacağını gösterdi: Bizim müttefikimiz, Müslüman milletimiz ve aynı inancı paylaşan dünyadaki diğer Müslüman kardeşlerimizdir.