Türkiye ya vurdum duymazlar ülkesi oldu ya da toplum gerçekten hiç ciddiye alınmıyor. İki halin birlikte yaşandığı daha doğru galiba. Bu sebeple de yapılan açıklamalar meselenin özüne yönelik olmuyor, işin detaylarında toplanılıyor. Millet de bu detayları sanki işin esası sanıyor. Elbette Türkiye bundan 20-25 yıl önceki Türkiye değil. Geçmişte söylenemeyenleri bugün söyleyenler, yazıp çizenler var. Meseleye bu açıdan bakıldığında açık toplum olma yönünde ciddi bir gelişme olduğunu düşünmek mümkün. Ama, konuşulanlar nasıl bir sonuç doğuruyor diye düşünülecek olursa sıfıra sıfır elde var sıfır sonucu ortaya çıkıyor..
Bu noktada dünkü Akşam Gazetesinde Gazeteci Ruşen Çakır ile Taraf Gazetesi nde de Gazeteci Avni Özgürel le yapılmış iki röportajdan bazı alıntılar aktarmak istiyorum. İlk alıntı Ruşen Çakır dan. Çakır bir soru üzerine şunları söylüyor:
"Bazıları Aktütün yayınının hükümeti güçlendirip, askeri yıpratacağını sandı, stratejik hata yaptı. Başbuğ sert çıkışıyla hükümeti sınadı. Başbakan destek verdi, mutakabatı kabul etmiş oldu."
Peki normal işleyen demokratik bir sistemde Genelkurmay Başkanı nın hükümeti sınaması söz konusu olabilir mi Hem ne demek sınama ve Genelkurmay Başkanı ile Başbakan arasında mutabakat Ne için ve ne adına mutabakat sağlanıyor Maksadım Ruşen Çakır ın yaklaşımını eleştirmek değil. Önemli olan bir gazetecinin böyle bir tespit yapıyor ve okuyucuları ile paylaşıyor olmasıdır. Bu bile ülkemizin demokratikleşme yolunda daha çok ekmek yemesi gerektiğini göstermez mi
İkinci alıntılarım ise Neşe Düzel in Avni Özgürel ile yaptığı söyleşiden. Aslında Özgürel bilinmeyen, daha önce söylenmemiş şeyleri söylüyor değil. Farklı ortamlarda söylenmiş olsa da aynı tespitlerin farklı kişiler tarafından ısrarla vurgulanıyor olması söz konusu tespitlerin doğruluğunu ortaya koymaz mı Eğer bu tespitler doğru ise harekete geçmesi gereken kişi ve kurumlar yok mudur Her halde bazı kurumlar vardır ama harekete geçemedikleri, söz konusu tespitlerin üzerine gidemedikleri de bir gerçek Sözü fazla uzatmadan önce Özgürel in açıklamalarından bazı kısa alıntılar aktarmak istiyor ve bu açıklamalar karşısında kimlerin ne diyeceğini ve harekete geçip geçmeyeceklerini de merakla beklediğimi belirtmek istiyorum. Özgürel in iddiadan öte anlam ifade eden bazı tespitleri:
"Öcalan la İmralı da istihbaratçılar görüştü. Kürt sorunu çözülebir mi sorusuna, evet cevabı aldılar. Bunu asker biliyor. Ankara da İmralı sürecinin bitmesine dair analizler var.
PKKAktütün den önce Kandil de 1200 kişilik yönetici kadrosuyla toplandı. Kongre on gün sürdü. Bayık, Karayılan oradaydı. Ama Kandil e ağustos ayında tek bir hava operasyonu yapılmadı. Ya terör biterse! Terör, siyaseti kontrol ve kazanç imkanı sağlıyor. Bu ülkede cemse eskortunda uyuşturucu taşındı. PKK nın Ergenekon bağlantısı var. Ergenekon, Bir iki çatapat yap ki, bize ihtiyaç olsun diyebilir PKK ya."
Benzer alıntıları çoğaltmak mümkün. Ancak daha fazlasına gerek yok. Türkiye nin acı bir gerçeğine dikkat çekmek için gerçeği görmek isteyenlere bunlar yeterli olur. Görmek istemeyenlere isterseniz kitaplar dolusu aktarma işe yaramaz . Zaten yukarıya aktardığımız alıntılar çeşitli kitaplarda yer aldı. Tekrar ediyorum yukarıdaki alıntılar ilk defa duyanları elbette şaşırtabilir. Eğer bu tür iddialar ortalığa saçılıyorsa ya işin aktörleri bunu istiyorlar ve toplumu sindirmeyi hedefliyorlar ya da tüm legal ve illegal kurumlar ipin ucunu kaçırdılar demektir. İpleri ele geçirmiş olan iç ya da dış güçler toplumla istedikleri gibi oynuyorlar demektir. Buna kimsenin imkan vermemesi gerekiyor.
Farklı noktalarda bulunsak bile ülke söz konusu olduğunda aynı yerde durmak gerekir. Önemli olan bazı güç odakları devlet benim anlayışını terk ederek toplumla birlikte hareket etmeyi becerebilsinler.