Bismillâhirrahmânirrahîm!

ERBAKAN Hoca, Millî Görüş hareketini “sistematik” temeller üzerine kurdu. Bir toplumun düzgün insanlar olması, önce yöneticilerinin “iyi insanlar” olmasından geçer. Teşkilât çalışması yapanlar, devlet ve kamu hizmeti görenlerin kadim değerlerimizden beslenmesi gerekir.  Bu bilgileri öğrenip içselleştirmek yöneticiler için farz-ı ayındır. Erbakan Hoca öncülüğünde bir komisyonca hazırlanan 12 maddelik alttaki ilkelere “Temel Uygulama Esasları” adını vermişti:

1. İMAN: Allah’a güvenip dayanmak; inanç konusunda şüpheye düşmemek; Allah’ın emir ve yasakları konusunda “titizlik” göstermektir. İman en büyük güç kaynağıdır. “İman tekeden süt çıkarır”; “İman varsa imkân vardır”: “İnanç sahibi olmalıyız; güçlü bir imana sahip olmayan zorluklar karşısında mücadelesini sürdüremez.” (Davam, Necmettin Erbakan, sh. 32) İman; sabır, sebat, azim, sadakat ve salih amelle kuşatılmış olmalıdır.

2. İLİM: Doğru bilgiye sahip olmaktır. Yolumuzu aydınlatan güneştir; aydınlık yoldur. İlim Allah’ın sıfatlarından biri; el-Alîm ise güzel isimlerindendir. İlimde yöntemimiz ikna, izah ve ispattır. Bunu ilimle kazanabiliriz. İlim, büyük bir güçtür. Sorunlarımızı ilimle çözeceğiz: “Hiç bilenlerle bilmeyenler eşit olur mu?” (Zümer, 9) 

3. İHLÂS: Allah’ın rızasını gözetmektir. Hayatın merkezine “Allah’ın rızası”nı koymaktır. Her işimizi halisane niyetle yapmaktır. “Allah, salih kullarını yeryüzüne mirasçı yapmak ister.” (Enbiya, 105) “İhlâs sahibi olmalıyız; mevki, makam, şan, şöhret peşinde koşmamalıyız. Riyadan uzak bir şekilde çalışmalıyız.” (Davam, sh. 32)

ALLAH BİZİ GÖRÜYOR

4. İHSAN: Her işimizi Allah’ın bizi gördüğünü bilerek yapmaktır. Zira, biz Allah’ı görmesek de, o bizi her an görmektedir. Teşkilât çalışmaları veya yöneticilik görevlerimizde, Allah’ın bizden haberdar olduğunu, kıyamet günü hesaba çekileceğimizi bilerek yapmalıyız. Başkalarının eksikliklerini bulmak yerine, âhiret günündeki kendi hesabımızın derdine düşmeliyiz: “İhsan sahibi olmalıyız; bize verilen görevi en güzel şekilde, titizlikle yapmalıyız.” (Davam, sh. 33)

     5. İYİ AHLÂK: Güzel ahlâk, üstün bir özelliktir. Gencin süsüdür. Herkesin takdirini kazandırır. Kişiyi olgunlaştırır. Başkaları için de yaşayan bir insan haline getirir. “O takva sahipleri darlıkta, bollukta, infak ederler; öfkelerini yutarlar; insanları affederler.” (Âl-i İmran, 134) “İyi ahlâk sahibi olmalıyız; gıybet, dedikodu, haset, kibir, kin, iftira gibi hasletlerden uzak durmalı ve kulis yapmamalıyız. Bu, nefse esir olmakla değil; nefsi terbiye etmekle mümkündür.” (Davam, sh. 33)

6. İTTİKA: Allah’tan korkmaktır. Allah korkusu Allah’ı razı edememe endişesinden kaynaklanır. Ben Rabbim’in cennetine girenlerden olmalıyım, düşüncesi taşımalı; teşkilât çalışmalarında da ihmalkârlık yapmamalıyız. Allah’tan korkanlara O’nun müjdesi şöyle: “Ey iman edenler! Allah’tan korkarsanız, O size iyi ile kötüyü ayırt edecek bir anlayış verir, suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah, büyük lütuf sahibidir.” (Enfal, 29)

“İttika sahibi olmalıyız; Allah’tan başkasından korkmamalı, fikrimiz sorulduğunda çekinmeden doğruyu söylemeliyiz.” (Davam, sh. 32) Hep sorumlu davranmalıyız.

ELBİRLİK ÇALIŞACAĞIZ  

7. İTTİFAK: Bir çalışmayı “birlikte” yapacağız. Bir teşkilâtın zafere ulaşması her kademedeki görevlilerin “birlikte” çalışmasıyla olur. Her görevin bir sahibi vardır. Herkes görevini yaparsa çalışmalarda boşluk kalmaz. Verimli sonuç alınır. Allah’ın rahmeti cemaat üzerinedir. Biz kardeşler topluluğuyuz. Tek ümmetiz! Kardeşiz! Cemaatte rahmet vardır; ayrılıkta azap! Rabbimiz ölçüyü öğretir: “Hepiniz Allah’ın kopmaz ipine (İslâm’a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın!” (Âl-i İmran, 103)

Erbakan Hocamız 2008 yazında Altınoluk’taki bir dersinde, ayetin “teferrakû-tefrika yapmayınız” kısmındaki “rı”nın şeddeli gelişinin “pekiştirme” amaçlı olduğunu söyleyip, gerekçesi ne olursa olsun tefrikanın yasak olduğunu; “Ben daha iyi yaparım”; “itibarlıyım”; “zenginim”; “daha bilgiliyim” gibi bahanelerin geçersizliğini anlatmış; bu özelliklerin “başkanı güçlendirmek için” kullanılmasını istemişti:

“İttifak içinde olmalıyız; birlikte olduğumuz arkadaşlarla ihtilâfa düşmemeli ve çekişmemeliyiz. Çünkü hoşgörülü olmak kemalâttandır.” (Davam, sh. 33)

8. İSTİŞARE: Bir konuda doğru karar verebilmek için bilgi ve tecrübesi olanlara danışmaktır. Bunu yönetim kurulları yapar. İstişare Allah’ın emridir. Bunda bereket vardır. Danışan dağ aşmış. “Onların işleri aralarında istişare iledir.” (Şûrâ, 38) İstişare heyeti görüşünü açıklar. Başkan karar merciidir. Konuşmalar masada kalmaz. Başkanın istişare sonucu verdiği karara uymak farzdır.

Erbakan anlatır: “İstişare ile çalışmalıyız; ‘benim dediğim olacak’ diye tutturmalıyız. İstişarede fikrimizi söylemeli, irfan sahibi olmalıyız. İrfan; ‘Benim düşüncem de yanlış olabilir’ demekle başlar.” (Davam, 33)