Her insanın bir depresyon hikâyesi vardır. Bir dönem
yaşanılan hüzün hali aklımıza depresyonu getirir. Etrafımızda galiba depresyon geçiriyorum sözünü sık sık
duyarız. Aktüel bir yönü de vardır. Kimi bu etiketlemeyi çevresinin dikkatini
çekmek için yapar. Kimi de azalan ilgiyi yeniden toplamaya çalışır.
Sağlıklı kişilerin hüzün duydukları bir dönemi
depresyonla ilişkilendirmeleri sorunun magazin boyutudur. Ancak depresyon major
boyutta yaşanılan ciddi bir ruhsal durumdur.
Melankoli, sebepli sebepsiz ince bir hastalık olarak
bugüne geldi. Geçmişte toplum içinde melankolili kişi bir şekilde
kabullenilirdi. Kişi içinde bulunduğu ruhsal durumla birlikte yaşamaya
çalışırdı. Bugün yaşanılan çökkünlük durumları melankolinin ötesinde bir öneme
sahip. Modern çağın insanı ruhsal sorun yaşadığında bu duruma karşı tahammülü
yetersiz.
Son 25 yılda depresyon şikâyeti 10, 20 kat civarında
artış gösterdi. Ruhsal sorun nedeniyle hastanede yatanların yüzde 75 i
depresyonlu. Modern yaşam tarzı insan ilişkilerini kadim doğasından kopardı.
Adı konulmamış tuhaf bir mecradayız. Geniş aile ortadan kalktı, bu nedenle
danışılan aile büyükleri ortada yok. Kişinin dizinin dibine oturacağı bilge
kişiler de sırra kadem bastı.
Ruhsal durumunu paylaşmak için çekirdek ailenin donanımı
yetersiz. Yorgun babaların, zihinsel yükümlülüğü artmış annelerin ve bir adım
öne çıkmış çocukların teşkil ettiği aile tablosunda derttaş bulmak zor.
Modern ailenin hemhal olduğu şey ego paylaşımları.
Nefsani isteklere, dünyevi planlara ilişkin diyaloglarda aile içinde hemen kapı
aralanır. Ancak başkasının ruhsal sorununu yüklenmek ya da en azından hemhal
olmak bugünün ailelerine giran gelir.
Ruhsal sorunlar kadar manevi sorunlarda aile içinde
tartışılan öncelikte değil. Zihinsel Müslümanlığın yaşandığı, sözde dindarlık
iddiasında olanların, ötekinin derdiyle hemhal olması beklenemez.
Depresyon ya da bir başka ruhsal sorunda, bir uzmanın
kapısını çalmak en yaygın yöntem. Hekimden ya da arkadaş tavsiye ile
antidepresan kullanımı en sık başvurulan yöntem. Madden gelişmiş ülkelerde her
gün firmalarından, tırlar dolusu antidepresan ilaç insanın yüzünde bir tebessüm
bırakmak için yola çıkar. Mutluluk bir yana büyük kentlerin en önemli derdi olan
anlam boşluğu ilaçla doldurulmaya çalışılır. İnsan denilen mükerrem varlığın
gönlü ilaçla dolmuyor ancak ertelemesi şimdilik yeterli.
DEPRESYON VE AİLE
Depresyonlu kişilerin dörtte üçünün stres veren bir olay
yaşadıkları görülmüştür.
Depresyon klinik anlamda bir hastalık olduğu gibi grip
kadar dönemliktir. Neredeyse her insanın içine düştüğü bir çökkünlük hali
vardır. Yoğun duygu durumu nedeniyle kişilik ve mizaç üzerinde etkilidir.
Depresyonlu kişi her zaman kendini anlamayı başaramaz.
Duygular iş başındadır. Zihinsel faaliyetlerimizi, düşüncelerimizi sabote eder.
Hayata karşı isteksizdir. Adeta siyah bir gözlükle hayata
bakar. Yaşadıklarından zevk almaz. Başına gelenleri karamsar bir bakışla
değerlendirir. Pişmanlık duygusu ve kendini suçlama geçmişle ilgili
düşüncelerine yansır. Dünyaya ilgisi azalmış, artık hiçbir şey ona zevk vermez
olmuştur. İştahı azalmış vücut hastalıkları sinyaller vermeye başlamıştır.
Kendine serzenişte bulunma, ayıplama, kınama, sitem
etme, hor görme gibi duyguların birlikte yaşandığı ruhsal bir durumdur. Kendine
güvensizlik, kendilik değerinin düştüğü gibi ve benlik saygısın da yetersizlik
ortaya çıkar.
Buna rağmen kişi yoğun bunalımlar geçirse bile zekâsı
yerli yerindedir. Konuştuğunda sizi şaşırtabilir. Bir matematik problemini
kolayca çözer. Bütçesini en ince
detaylara kadar bilir. Buna rağmen insan ilişkilerinde aynı performansı
göstermesi zordur.
Depresyonlu kişilerin aileleri bu durumdan oldukça
etkilenirler. Sorunlu kişi kadar olmasa da ailesi içinde bu melankoliden
etkilenir. Terapi desteğine rağmen, birlikte yaşamak aile üyelerinin omuzunda
yük oluşturur.
Ailesi ile depresyonlu kişi arasında gerilim ilişkilere
yansır. Bu nedenle ona karşı sabır göstermeleri, ruhlarında incelikler
kazanmaları için bir fırsattır.
RUHUN KABZ
HALİ VE MANEVİ KUŞATMA
Kabz hali yani daralma kişiyi kendine uyandıran bir
haldir. Fiziksel hastalıklarda ki ağrıya benzer bir şekilde ortaya çıkar. Çünkü
manevi uyaranlar açık bir şekilde cereyan etmez.
Sebepsiz sıkıntıların kökeni manevi olabilir. Depresyon
bu anlamda bir sınanma sayılabilir. Sınanan kişinin iç görü kazanması için
duyarlılık içinde muhasebe yapması gerekir.
Allah rızkı genişletip daralttığı gibi kalbi de daraltır
ve genişletir. Depresyonun manevi yolculuk içinde kişiye uğrayan hüzünle ortaya
çıkar. Bir bakıma dertlenme ve dert edinmedir. Gam ve yeis değildir.
Depresyona bir imtihan gözüyle baktığımızda önümüze sabır
denilen taşıyıcı ruh hali çıkar. Ruhsal sorunlarda bilinç kaybedilmedikçe,
sabır gibi duygular için bir mekteptir.
Hüzün ya da üzüntü hali, duygularımızı kontrol ettiğimiz
dönemlerdir. Halbuki neşeli dönemlerin aksine iç konuşmalarımız artar. Yoğun
sorgulamalar geçiririz. Sorgulama düşünseldir. Düşününce iç görüye kapı açılır. İç görü kendimize kuşbakışı
bakmaktır.
Vücudumuzdaki dengeleme sisteminde olduğu gibi depresyon
bazen azgınlık içindeki kişiyi kendine getirmek için bir davettir. İnsan
mutluluğu arzular. Bunun için topluma
ayak uydurur. Mutluluk sağlayan imkânlar içinde varlık gayesini unutur. Bir
bakıma bu psikoloji içinde, kendini bilmeye yönelik altın bir fırsattır.
İnsan ruhuna elem veren her zorlanma kişiliği geliştirir.
Belalarla sınanacaksınız ayeti hayatın kaçınılmaz gerçeğine işaret ediyor.
Depresyona neden olan bir musibet bir travma olabilir.
Hiç beklenmedik bir şekilde ortaya çıkabilir. Kişi bu durumda sebeplere
yönelir. Olup biteni değerlendirmek için zamanla mümkün olur. Yoğun bir şekilde
travmanın yaralarını sarmak yapılan başlıca durumdur. Fakat bir iç görü vakti
gözlenmelidir.
Majör depresyon geçirmiyorsanız kişiliğinizi gerçekleşmek
için size konuk olan bu halden şikayet etmeyin. Onun size anlattık-larını sükûnetle dinleyin.