Güzel huyların efendisi hangisidir? Bu sorunun cevabını vermek için ahlakın teorik ve pratik bütünlüğüne bakmalıyız. Bu kapsamda Mehmed Emin İstanbulî’nin Ahlâk-ı Adudiyye üzerine yazdığı tercüme şerhi olan Melzemetü’l-ahlâk incelenmelidir. Eserde ahlakın; “yapılacak eylemin bilgisi ve ona dair meselelere dönük düşünce üretimi ile teorik, her an ortaya çıkan eylemlerle pratik” boyutları bir bütün olarak ele alınmıştır.
İlm-i Ahlâk
Esere göre ahlâk ilminin gayesi ve faydası; “şerefli bir saadete vesile olacak şeyleri öğrenmek suretiyle nâtık nefsi kemale ulaştırmaktır”! Bu açıdan “insan nefsinin öfke gücü, şehvet gücü ve idrak gücü” olmak üzere üç güçten oluştuğu belirtilerek, bu güçlerin “itidal noktaları ile ifrat ve tefrit noktaları” üzerinde durulmuştur.
Nutuk gücünün “itidal noktası hikmet, ifrat noktası cerbeze, tefrit noktası gabâvet” olarak gösterilmiştir. Öfke gücünün “itidal noktası şecaat, ifrat noktası tehevvür, tefrit noktası cübn” olarak ifade edilmiştir.
Görüldüğü gibi “ahlâk eğitimi” konusu, “tutkuların kontrolü, erdem bilinci edinme ve güzel alışkanlıkların kazanılması”dır. Diğer eserler de bu konuyu, “faziletler-reziletler, ahlâki yetkinlik ve ahlâkî yetkinliğe ulaştıran yöntem” konuları üzerinden ele almaktadır.
Amelî Ahlâk
Ahlâkın ilmi boyutunun tamamlayıcı ise; “siyâsetü’l-menzil (ev idaresi) ve tedbîrü’l-müdün (siyaset)” konularıdır. Evin yönetimi konusunda “mal, eş, hizmetçi ve çocuk” unsurları üzerinde durulmuş, siyaset bahsinde ise önce devlet başkanı ve kendisinde bulunması gereken özellikler, sonra devlet başkanının yönetilenlere karşı sorumlulukları sıralanmıştır.
Ahlâk kitapları incelendiğinde konuların tasnifi şu şekilde sıralanabilir: “Ahlâk-ı hamide, nezafet, mesai, riyâzat, hüsn-i idare, kanaat, ilim, sabır, hilm (yumuşak huyluluk), intizam, hakşinaslık (hakkı tanımak), insaniyet, hayırhahlık, sadakat, muhalasat (iyi muamele), adalet, muhabbet, uhuvvettir.” Tüm bunların itidal noktası ise “hilm”dir. Çünkü hilm, “cehaletin zıddı”dır!
Ahlâk-ı Hamîde
Efendimizin; “En hayırlınız, ahlâkî en üstün olanınızdır” ifadesiyle; “hayırlı olmak, ahlâkî üstünlükle” değerlendirilmektedir. Dinimizde iman olgunluğu, ahlâkî üstünlük (ahlâk-ı hamide) ile yapısal ilişki içindedir. Bu açıdan peygamberlerin ortak uğraşı alanları ikidir: “Nefsin terbiyesi/bireyin eğitimi ve toplumun/ümmetin yönetimi!”
Ahlâk, Allah ve ahiret inancı ile görünür hale gelir. Bu yüzden peygamberler “müttakîlerden oluşan sosyal yapılar” hedeflemiştir. “Bizi müttakiler topluluğuna önder yap” âyeti ve duası bu hedefi ortaya koymaktadır. Bu hedef için gereken tüm meziyetlerin dengesi ise hil(i)mdir. Çünkü “el-hilmuseyyidü’l-ahlâk”tır!