Ekim ayı Milli Görüş için önemli aylardandır. Milli Görüş’ün ikinci partisi Milli Selamet Partisi (MSP) Milli Görüş’ün birinci partisi Milli Nizam Partisi’nin hukuksuz bir şekilde kapatılmasının ardından kuruldu. MSP’nin kurulması bu toprakların özünden neşet etmiş Milli Görüş’ün bu topraklarda tutunduğunun bir ifadesi olarak kayda geçti. Erbakan ve arkadaşlarının bazı mahfillerce söylendiği gibi bir hevesle siyaset alanına girmediğinin ispatı oldu.

Erbakan Hoca’mız ve Milli Görüşçüler dışarıdan ithal edilmiş görüşlerin bu topraklara faydasından çok zararı olduğunu ve milletimizin yaşadığı buhrandan ancak kimliği olan Milli Görüş’e dönmekle, ona sahip çıkmakla kurtulacağını artık başta siyaset olmak üzere her alanda güçlü argümanlarla anlatmaya başladılar. Kendi inanç değerlerini merkez bilerek tüm insanlığı kucaklayan hedefleriyle de yılmadan, baskılara ve tahakkümlere aldırmadan, kınayıcıların kınamasına bakmadan doğru bildikleri yolda planlı programları ve hiyerarşik yapıda çalışmaya devam ettiler. Yeni nesillere de bağımsız olmayı, birilerini taklit etmek yerine kendisi olmayı yaşamları ile gösterdiler.

Mili Gazete’nin “kadın ve aile eki” Maaile dergisi Milli Selamet Partisi’nin kuruluşu münasebetiyle kapağına “İNSANLIĞI AYDINLATAN ÇAĞLAR ÜSTÜ MEŞALE: Milli Görüş” başlığıyla ülke gündemine taşımaya çalıştı. Ülke tarihinde hiç olmadığı kadar milletimiz ve insanlık Milli Görüş’ün kurtuluş reçetesine muhtaç. Sömürü dünyasını değiştirip “Adil” temellere dayalı “Yeni Bir Dünya” kuracak gençliğimizin hali ortada. İnsanlığa ve milletimize yön vermesi gereken ilim sahipleri, kalem sahipleri, kürsü sahipleri Bizans düşerken meleklerin cinsiyetini konuşan Bizans’ın ilim adamları gibi mevzularla insanlarımızı oyalamakta. İnsanlarımıza ahlâk ve maneviyat açısından örnek olacak insanlarımız hamasetle bir şeyleri sürdürme derdinde. Güçlü ekonomiye sahip olmak için ülkemizin potansiyelini bu milletin faydasına kullanmak gerekirken ülkemiz küresel sermaye sahiplerinin açık sömürüsüne açılmış durumda. Meydanlarda, televizyonlarda “nas, nas” diyenlerin elleriyle en çok kazanan sektör bankacılık sektörü olmuş durumda ve insanımızın alın teri bankalara sömürtülmekte. Geleceğimiz olan çocuklarımızı ve gençlerimizi teslim ettiğimiz okullardan her gün onlarca gayr-i ahlâki ve insanlık dışı olayların yaşandığına bizzat şahitlik ediyoruz, maalesef. Ve her alanda, iç işlerimizde, dış işlerimizde, eğitim sistemimizde, sağlık sistemimizde… Erbakan Hoca’mızın, “Beni anladığınızda dövecek diziniz kalmayacak” dediği zamanlara gelmiş durumdayız, büyük ihtimal.

Milli Görüş hem ortaya koyduğu ilkeler hem de kısa sürelerde yönetme gücüne sahip olduğunda yaptıkları güzel hizmetlerle siyasi hizmet nasıl yapılır milletimize göstermiştir. İnsanımız “insan” olarak hizmet talep etmeyi, “gardiyan değil, garson devlet” düşüncesini ilk Milli Görüş teşkilatları ve Milli Görüş hizmet anlayışı ile görmüştür. Vatandaşın haklarının korunması gerektiğini, yönetim kadrosuna gelen kişilerin “efendi” değil milletine “hizmetkâr” olduğunu ancak Milli Görüş çalışmaları ile öğrenebilmiştir. Milli Görüş milletimize giydirilen “deli” gömleğini yırtmış atmış yerine; kendi inancından, kendi ruh kökünden neşet eden “Milli Görüş gömleği”ni milletimize sunmuştur.

Maaile dergisi olarak bu sayıda amacımız Milli Görüşçü kardeşlerimize, dava erlerine Milli Görüş’ü gündeme taşımaları için müstakil bir kaynak oluşturmak (yoksa okuyanlar bilir, her sayısı Milli Görüş bakış açısı ile olayları ele almakta ve her sayısı bir kaynak eser olmaktadır), yeni nesillerimize Milli Görüş’ün doğru kaynaklardan öğrenmelerine, doğru bakış açıları ile Milli Görüş’ü kavramlarına vesile olmaktır. Zira ortalıkta, “Ben de Milli Görüşçüyüm” diyen siyah-beyaz ve renkli fotokopileri çok. Milli Görüş kavramı üzerinden kendine güvenli alan açıp Milli Görüş’ün genel merkezine ayar vermeye çalışanlar çoğaldı. Akademik camiada da hakkında en fazla tez, makale ve araştırma yapılan bir görüş olması hasebiyle de bazı temel konular tekrardan ele alınmıştır.

Milli Görüş kurduğu hiyerarşik yapı ile sivil alanda insanların en etkili şekilde teşkilatlanabilmesini ve örgütlenebilmesini sağlamıştır. Bunu da kendi içinde geliştirdiği teamüllerle başarmıştır. Milli Görüş’ün “Temel Esaslar”ı ve “Teşkilatlanma Modeli” vardır. Bu iki yapıya uymak kendine Milli Görüş neferiyim diyen herkesin üzerine bir vazifedir.

Hakkı üstün tutan, maneviyatçı ve nefis terbiyesini esas alan bir görüşün eylemlerinde ortaya çıkan sonuçları yaşayarak şahitlik yapıyoruz. Batılı sistemlerde çoğunluk olmanın gerekli olduğu fikrine sahip olan taklitçilerin aksine Milli Görüşçüler, “Hakkın savunulması” gerekliliğini tüm dünyaya yarım asırdır göstermekteler.

Milli Görüş’ün hedefi olan “Yaşanabilir Bir Türkiye’yi, Yeniden Büyük Türkiye’yi ve Adil temellere dayanan Yeni Bir Dünya”yı kurmak için tüm milletimizin çalışması gerekmektedir. Bizler bu toprağın çocukları olarak bu toprağın değerlerini yeniden ayağa kaldırıp, geçici olduğumu ve sonu mutlak ölüm olan hayatımıza bir anlamı ancak Milli Görüş’ü kaim kılarak sağlayabiliriz.