Bir uyarı

Kalem suresinin 17-32. ayetlerinde Aziz ve Celil olan Allah yapılması gereken emirlerini yapılmamak üzere karar verenleri bakınız nasıl uyarıyor: "Bir bahçenin (tarlanın) sahiplerine bela verdik. Çünkü onlar tarlayı sabahleyin erkenden (fakirlere) hiçbir şey bırakmaksızın biçmek üzere sözleştiler. Bu sebeple gece onlar uykuda iken (daha sabah olmadan) o bahçeyi bir afet (ateş) sardı ve o (tarla) anızı yakılmış bir toprak oldu. (Bahçenin sahipleri) sabah erkenden eğer biçecek iseniz haydin tarlanıza erkenden gidiniz (gidelim) diye çağrıştılar; sakın bugün orada yanınıza bir yoksul gelmesin diyerek gizlice yürüdüler. İktisada güçleri yettiği halde erkenden yola koyuldular. (Ama) bahçeyi görünce biz yolumuzu sapmışız; aksine biz mahrum bırakılmışız dediler. Ortancaları ise ben size Allahı tesbih ediniz demedim mi dedi. Sonra ey bizin Rabbimiz biz haksızlık edenlerden olduk diyerek birbirlerine dönüp kınamalaştılar. Yazık bize biz gerçekten azgınlar olmuşuz. (Ama yine de) umulur ki Allah onun yerine ondan daha iyisini verir. (Artık) biz Allaha rağbet (itibar) edenleriz (dediler). İşte (buradaki) azap böyle; ahiret azabı ise daha büyüktür; keşke bilseler"

Tam l5 ayet toprak ürününden öşür vermeme konusunda karar alanların bahçe veya tarlalarının tüm ürününden mahrum olduklarını anlatıyor. Öşür veya zekat fakirlerin hakkı olduğu için onu vermemek için karar vermek kul hakkı yemeğe karar vermektir. İşte bu yüzdan bu konuda anlaşanların tüm ürünleri

olmuştur. Bu sadece dünyadaki cezası; ahiretteki cezasının daha büyük olacağı da bildirilmektedir.

Buradan hareketle Allahın diğer emirlerini yapmamak veya haramlarını işlemek üzere karar verenlerin de cezalanacağı muhakkaktır diyebiliriz. Peygamberimiz "Namaz dinin direğidir; ama onun sinamı (çatısı) cihattır, yani dinin yaşanması için mücadele vermektir" şeklinde uyardığı halde namaz kılmayanlardan vazgeçtik; namaz kılanlar bile dinin yaşanması için bir uğraşı vermiyor. Mücadele vereler var ama çok azınlıkta. Bu nedenle toplum olarak cezalanıyor, hem sosyal ve hem de ekonomi yönünden sıkıntılara düşüyoruz. Halbuki namaz kılanların hemen birçoğu iki satırlık asır suresini ezbere bilir ve namaz içinde okurlar. Orada zıyan, bunalım ve zarardan kurtuluşun dört çaresi anlatılırken iman ve iyi icraattan sonra hakkı (İslamı) tavsiye edenlerin ve hakkı, haklıyı tavsiye ederken karşılaşılacak güçlüklere de sabretmeyi tavsiye edenlerin zıyan ve bunalımdan kurtulacağı haber verilmektedir. Ama tutulmadığı için sıkıntıdan kurtulamıyoruz.

Bir müjde

Hemen Kalem suresinin arkasından gelen Hakka suresinin 19-24. ayetlerinde ise yüce Rabbimiz: "Kitabını sağından alanlar (yani sevapları çok olanlar) şu benim kitabımı okusanıza! Ben hesapla karşılaşacağımı zannetmiştim (ona göre çalıştım) diyecek; çünkü o hoş bir yaşantı içindedir (olacaktır). Yüksek bahçelerdedir (olacaktır) ki onun meyveleri yakındır (yani altından rahatça toplanabilir); Ve onlara (dünyada ibadet ve iyi icraat yaparak) geçen günler (iniz) in karşılığı olarak afiyetle yiyip içiniz"

Evet! İşte böyle dünyada geçen günlerimizi İslama uygun bir şekilde geçirirsek böylesine mutlu bir ebediyet ile karşılaşacağız. Fırsatı kaçırmayalım.