Hazine faizsiz kâğıt çıkarırsa para yağar (Dünya ekonomi gazetesinin geçen hafta başında Pazartesi günü 18.12.2006 yayımlanan) manşet haberinden yola çıkarak mesele üzerinde durmaya başladık...
Katılım Bankaları genel müdürlerinin konu hakkındaki kısa görüşlerini de dün aktardık...
Katılım Bankaları Birliği Genel Sekreteri Osman Akyüz, bu vesileyle "murabaha" ve murabaha sisteminin geliştirilmesi üzerinde durmuş, murabaha sendikasyonunu önümüzdeki dönemde geliştirmek istediklerini söylemiş...
Aslında, Katılım Bankaları ile asıl üzerinde durmamız gereken "murabaha" ve benzeri konular ama
Bu arada Katılım Bankaları Birliği Genel Sekreteri Osman Akyüz, Katılım Bankaları olarak mümkün olduğunca kredi kullanmadıklarını, çünkü borçlanmanın çalışma prensiplerine uygun olmadığını belirtmiş!..
İlginç!
Aynı zamanda dikkat çekici.
Kendileri kredi kullanmıyor ve borçlanmıyorlar
Ama Hazine yani halk veya devlet borçlanabilir!..
Doğrusu, onların genel çalışma politikaları hakkında artık daha fazla yorum yapmak istemiyorum.
Hazine neler yapabilir
Meselenin gerekçesi ve genel durum tesbiti, şimdiye kadar yazdığım üzere, kısaca böyle.
Bizim temel prensibimiz çerçevesinde, tesbit ve teşhis merhalesini -kifayeti müzakere çerçevesinde- bitirdikten sonra, sonuç kısmında tedavi ve çözüm merhalesine geçebiliriz.
Şimdi de "Adil Ekonomik Düzen" açısından meseleyi ele alalım.
Hazine "Adil Ekonomik Düzen"de, sözkonusu ettiğim işlemleri şöyle karşılamalıdır.
1. Hazine "Adil Ekonomik Düzen"de;
Selem senedi çıkararak üreticilere kredi olarak vermekte,
Üreticiler bunları satarak nakit temin etmekte ve üretim yapmakta,
Tüketiciler ellerindeki para ile hazır malları almaktansa, gelecekte üretilecek mallara sipariş vermeyi tercih etmektedirler.
Böylece ilkbaharda fiyatların yükselmesi sözkonusu olmayacaktır.
2. "Adil Ekonomik Düzen"de üreticiler malları sipariş üzerine ürettikleri ve parasını da selem sisteminde çok önceden aldıkları için artık sonbaharda fiyat düşmesi olmaz.
3. "Adil Ekonomik Düzen"de nakit bankaya verilen mal senetleri karşılığı çıkarıldığı için millî hasılada artış kadar para her an kendiliğinden artar. Azalırsa da o nisbette azalır.
4. "Adil Ekonomik Düzen"de "yatırım kredisi" de "çalışana verilen çalışma kredisi" ile sağlanmaktadır. İnşaattaki ücretler resmi ücretlerdir. Bununla "yatırım dengesi" kurulur. Kredi faizsizdir. Resmi ücretle işçi bulan herkese "faizsiz inşaat kredisi" verilir.
Katılım Bankaları hazineyi soyma hevesine kapılacaklarına, kendi imkanları ile yatırım yapsınlar.
Katılım Bankaları neler yapabilir
1. Katılım Bankaları öncelikle kredileşme hesaplarını açacaklardır. Yani, bankaya para yatıranın para değeri altın cinsinden korunur, ayrıca yatırdığı miktar ve zamanla orantılı olarak kendisine faizsiz kredi tanınır. Bankalar bunu faizsiz ve masrafsız yaparlar. Kendileri de karz-ı hasen olarak bu paradan kullanabilirler.
2. İşletmelerin hisse senetlerini alıp satarlar. Böylece işletmelerin taşınmazlarına likidite kazandırırlar. Buna karşılık işletmelerin cirosundan % 2 gibi bir pay alırlar.
3. Selem senedi çıkararak üreticiye kredi olarak verirler, buna karşılık üretimden bir pay alırlar. Yani, kendileri bu şekilde yine üretime katılmış ve üretimden pay almış olurlar.
4. Komisyonculara taşınmazları alıp satma kredisini verirler ve satıştan % 2 gibi bir kâr/komisyon alırlar.
Banka/lar bu gelirleri ile işletmeyi yapar, rizikoları karşılar.
Halk ise hisse senetleri veya selem senetleri alarak kazanmış olur.
Bu hususlarda daha fazla bilgi istiyorlarsa; bendenizin yayına hazırlamış bulunduğu, Süleyman Karagülle Hocamızın konu ile ilgili en önemli eserlerinden sadece biri olan "ALTERNATİF FAİZSİZ BANKA / SELEM VE KREDİLEŞME" (İz Yayıncılık) kitabımızı ve diğer kitaplarımızı okusunlar...
İsterlerse; biz de bu ve benzeri konularda ayrıca yardımcı oluruz...
"İsterlerse" diyoruz; çünkü, her nedense bir türlü istemiyor veya isteyemiyorlar
Bakalım; duçar bulundukları yanlışlarda daha ne kadar direnip ısrar edecekler; göreceğiz