VE en sonunda Galatasaray la Fenerbahçe baş başa

kaldılar. Bu arada yayıncı kuruluşun da keyfi yerine geldi. Hatta belki de

federasyonun da... Öyle ya başkanı Beşiktaş la mahkemelik olduğuna göre...

Neyse, Galatasaray zihnen ve bedenen yorgun dönmüştü

Almanya dan. Ancak ne var ki moral kondisyonu da yerindeydi. İşte bu üçüncü

avantajla daha ilk dakikalardan itibaren sanki rakibi bir iki sınıf alt bir

takımmış gibi saldırdı. Selçuk, Melo, Sneijder neredeyse tamamen rakip alana

dönük oynadılar. Drogba ve Burak sık sık yer değiştirirken, Hamit ayakta

duracak hali olmayan tek oyuncu idi. Onun erken sakatlığı sanki Galatasaray a

ilaç oldu. Sabri bütün alanı tek başına idare etti. Erken goller ve Bobo nun adeta

kendini bile bile attırması Kayserispor un işini bitirdi. Üçüncü gol de gelince

on kişilik Kayserispor un yapacağı bir şey kalmamıştı. Galatasaray da yukarıda

sözünü ettiğim yorgunluklar nedeniyle işi idareye döndürdü. Bu arada Drogba ve

Sneiijder in bundan önceki maçlara göre takıma daha bir uyum gösterdiklerini

gördük. Futbol kalitesi adına belki de çok önde değillerdi ama takım

arkadaşlarıyla bir hayli dostluğu, dayanışmayı ilerletmiş göründüler.

Bu maçtan hemen sonra Fenerbahçe sahne aldı. Antalyaspor un

lüks kadrosunu rahat rahat hırpalayacağı belli idi. Nitekim benim gelecekteki

en büyük Türk futbolcusu olarak gördüğüm Salih muhteşem bir golle bence

galibiyetin baş mimarı oldu. Zaten Fenerbahçe bu kadar lüks kurulmuş bir rakibe

karşı maçın ilk golünü attığında artık iş bitmiş demekti. Öyle de oldu derken

Tita nın golü geldi. Geldi de aslında orada topa vurmaya çalışan Aisec idi ama

topu ayağından açtıkça Tita ya pas oldu. Fenerbahçe golden sonra maçın hâkimi

idi. Antalyaspor un sözüm ona pas trafiği sadece Fenerbahçe tarafından iyi

izlenip kontralar için bir yatırım da oldu diyebiliriz. En komiği kornerden de

aynı golü bir başka Türk takımının yiyişi idi. Direkler ve Kuyt la Sow un tek

başlarına rakip savunmayı dağıtışları ilgi çekici idi. Ne zamanki Mehmet

Özdilek daha başta oynatması gereken oyuncuları maça aldı o zaman beraberlik

umutları yeşerir gibi oldu ve sadece o kadar. Emre nin kasık sakatlığından

hemen bir hafta sonra sahaya çıkması beni çok şaşırtmıştı. Nitekim olan oldu ve

takımın en önemli silahı bence sezonu kapadı. Nerede doktorlar, nerede teknik

adamlar ve de en önemlisi nerede Avrupa kariyerli Emre nin aklı Sonuçta

birincilik yarışı iki takıma kaldı.