İktisat Profesörü de olan Saadet Partisi Lideri Numan Kurtulmuş, Türkiye‘de lüks bir kesim yaratıldığını söyledi. Ranta bulaşan siyasetin bitmeye mahkum olduğunu dile getiren Kurtulmuş, "Ben Harun gibi gelip Karun gibi gitmeyeceğim" dedi.
Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi‘nin sorularını cevaplandıran Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş‘un açıklamaları şöyle:
Saadet Partisi‘nin yeni Genel Başkanı Numan Kurtulmuş aynı zamanda bir iktisat profesörü... Milli Görüş bayrağını Necmettin Erbakan‘dan alan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından defalarca AKP saflarına davet edilen bir isim. Başbakan Erdoğan‘ın çağrılarına yanıt vermeyen Kurtulmuş, ne eski siyasetçilere benziyor, ne de günümüz siyasetçilerine, iktisat profesörü olma avantajını siyasette kullanan Numan Kurtulmuş, Türkiye‘nin kronikleşen sorunlarının başında gelen ekonomi üzerine çarpıcı analizler yaptı. Kurtulmuş, kredi kartı mağdurlarının durumundan IMF ile ilişkilere, çiftçinin durumundan işsizliğe kadar pekçok konu hakkında açıklamalarda bulundu.
Başbakan‘a ‘kredi kartı‘ eleştirisi
Saadet Lideri Kurtulmuş, öncelikli olarak Başbakan Erdoğan‘ın yerel seçimler öncesindeki "kredi kartı borcu olanları masum olarak görmüyorum" açıklamasını hatırlattı. Başbakan Erdoğan‘a, "Sayın Başbakan, kredi kartı sorunu bu hale gelene kadar, kredi kartları peynir ekmek gibi dağıtılırken, siz bu ülkenin Başbakanı değil miydiniz?" diye seslenen Kurtulmuş, ekonomik kriz ile birlikte derinleşen kredi kartı sorununa değindi. Kurtulmuş, şunları söyledi: "Sayın Başbakan yerel seçimler öncesinde Eskişehir‘de yaptığı konuşmada şunu dedi; ‘Kredi kartı mağduru falan kabul etmiyorum, bunlar dürüst şeyler falan değil‘. Bu lafı tüm Türkiye duydu. ‘Dürüstlük yapmıyorlar‘ dedi, ‘madem aldın kredi kartını öde borcunu‘ dedi. İyi de şu anda memlekette 2 milyon 300 bin vatandaşımız kredi kartı borcunu ödeyemediği için kara listedeler. Türkiye‘de insanlarımız dünyanın belki de en yüksek kredi kartı faizini ödüyor. Yüzde 62 kredi kartı faizi ödüyor insanlarımız. Milletimiz kredi kartı borcunu ödeyemez hale gelmiş. Ay sonu kredi kartı borçlarınıza bakınız. Bunların bir çoğu gıda sektörüne yapılan harcamalar. Yani milletimiz ekmeğini ve peynirini bile kredi kartı ile alır noktaya gelmiştir. Şu andaki kredi kartı borcunu ödeyemeyen insanların sayısı 3 sene öncesine göre yüzde bin 600 artmıştır. İnsanlar borçlu."
‘Güdecek koyun bırakmadılar‘
AKP hükümetinin uyguladığı ekonomi politikalarını eleştiren Numan Kurtulmuş, Türk tarımının ise bitme noktasına geldiğini söyledi. "Saadet Partisi‘ni yeniden iktidara getirmek için çalışıyoruz" diyen Kurtulmuş, hükümetin IMF‘nin tarım politikalarını uygulayarak, çiftçiyi bitme noktasına getirdiğini iddia etti. Kurtulmuş, "Tatlandırıcıyı ithal eden bir ülke haline geldik. Çiftçimiz perişan halde. Şimdi hayvancılık para etmiyor. Yerel seçim çalışmaları için kilometrelerce yol gittik. Üç tane koyun sürüsü gördük. Sayın Başbakan ise meydanlarda koyun gütmekten bahsetti. Doğru da bu milletin güdecek koyunları da bırakmadılar" eleştirisinde bulundu. Saadet Partisi‘nin IMF‘ye karşı olduğunu her platformda dile getirdiklerini hatırlatan Kurtulmuş, IMF ile ilişkiler konusunda şunları söyledi: "Başbakan seçim öncesinde ‘IMF‘ye ümüğümüzü sıktırmayacağız‘ diyordu. Seçimler bitti, şimdi IMF ile anlaşma aşamasına gelindiği haberleri geliyor. Ne oldu bu sürede? IMF mi sizin ümüğünüzü sıkmaktan vazgeçti, yoksa siz mi ümüğünüzün sıkışmasına alıştınız. IMF‘nin programı, bilmediğimiz program değil. İşsizliğin ortaya çıkmasının nedeni IMF programıdır. Sayın Başbakan‘a sesleniyorum, ‘kendinize dönün, aslınıza, milletinize, Milli Görüş‘e dönün‘. Milli Görüş hükümeti zamanında ne türlü hizmetlerin yapıldığını herkes biliyor. O zamanlarda insanlara kömür, pirinç, eşya dağıtılıyor muydu? O zamanlar iş, aş veriliyordu. Fabrikalar açılıyordu. Şimdi bu beyler geldiler, yeni bir şarkı söylüyorlar. Ne yapalım diyorlar, ne alalım diyorlar. Ne varsa satalım diyorlar. Şimdi belediyelerin elindeki imkanlar ve şirketler kaldı. IMF anlaşmasıyla da bunları satma hazırlığındalar. Buna Türkiye müsaade etmeyecek."
Küresel medeniyet krizi
Milli Görüş‘ün önderi Necmettin Erbakan, Batı karşıtı, AB‘ye ‘Hıristiyan kulübü‘ diyen, piyasa ekonomisi yerine ‘adil düzen‘i benimseyen fikirlere sahipti, iktisat profesörü olan Numan Kurtulmuş‘un ise doktora tezi ve "Sanayi Ötesi Ekonomilerindeki Dönüşüm ve Küreselleşme Süreçleri" isimli kitabıyla, piyasaların globalleşmesi ve rekabetin küreselleşmesi adına çarpıcı analizler yapıyor. Acaba Kurtulmuş ile Erbakan‘ın ekonomi politikaları arasında nasıl bir fark var? Kurtulmuş, bu soruya şu yanıtı verdi: "Bunlar benim tamamen akademik çalışmalarım. Sanayi döneminin ekonomik yapılanmayı nasıl değiştirdiği, özellikle işçi-işveren ilişkilerini nasıl etkilediğini gösteren tezlerdi. Türkiye‘de, ‘Sanayi Ötesi Dönüşüm‘ lafını da herhalde ilk kez 1992 yılında ben kullandım. O gün doktora çalışmalarımızı da yaparken dünyanın bugün geleceği noktayı öngörüyorduk. Bu küresel medeniyet krizi dediğimiz krize dünyanın sürüklenebileceğini görüyorduk, ne yazık ki bunlar da oldu. Onu politik analiz olarak almamak lazım. Tabi ki içinde sosyal politika var, uluslararası politikayla ilgili kısımlar da var ama sonuçta akademik bir çalışmaydı, siyasi bir çalışma değildi."
Dindarlara ‘lüks yaşam‘ uyarısı
Son yıllarda şaşaalı yaşamdan zevk alan, lüks yaşamayı seven bir kesim yaratıldı. Her iktidar gibi AKP iktidarı da kendi zenginlerini yarattı. Bu durum, Saadet Lideri Kurtulmuş‘ta da rahatsızlık yaratıyor olsa gerek ki AKP‘lilere şu uyarılarda bulundu: "Ne yazık ki Türkiye‘deki iktidarların çoğu etraflarında zengin yandaş sınıfı oluşturuyor. AKP iktidarı döneminde bu daha belirgin olmaya başladı. Bunu sade vatandaş olarak değerlendiriyorum. Dindarlık vasıfları öne çıkan vatandaşlar, kamu kaynaklarından beslenmeseler dahi yaşantılarına dikkat etmeliler. Müslümanlık iddiasında olanlar iki şeye çok dikkat etmeli: Parayı nereden kazandılar, parayı nasıl harcadılar. Bu kadar insanın fakirlik çektiği ortamda şaşaalı, lüks içinde yaşanması doğru değil." AKP iktidarı döneminde devletin zirvesinde yer alan isimlerin çocuklarının ticari ilişkilerinin gündeme gelmesi Numan Kurtulmuş‘un tepkisini çekiyor. "Kamu görevine gelen birisinin yakın çevresindekiler ticaret yapıyorsa, o görev devam ederken yakın çevresinin ticaretini askıya alması lazım" diyen Kurtulmuş, kendisiyle ilgili de bir söz verdi. Kurtulmuş, "Kendim için söylüyorum ki; Harun gibi gelip Karun gibi gitmeyeceğime söz veriyorum. Ranta bulaşan siyaset biter. Bu siyaseti izleyenler kendi ayaklarını bağlar" dedi.





