Spot: Kur’an’ın öylesi mucizevi özellikleri var ki, bunlardan biri de kendi özelliğiyle insani kurallarına uygun olarak tecvidle (diyaframla) okutuyor. Böylece Kur’an-ı Kerim, insanlığın karşı karşıya kaldığı her ne varsa hepsinin şifası/dermanı oluyor. Bunu günümüzün tıbbı ele alıp incelese, çok önemli mesafeler kat edebileceğini ısrarla iddia ediyoruz.

وHarfi tasavvufta hem  الله, hem insanı temsil eder.

الله isminin uygun telaffuz edilmesi halinde bedenimizin üst kısmında vav (و) harfi şekillenir.

و harfi insan vücuduna bir şifre olarak yerleştirilmiştir.  الله ism-i celili doğru telaffuz edildiğinde harfler titreşim sırasında bu vav ortaya çıkar.  الله isminin her harfi Allah’a racidir. Bu ismin son harfi göğüs boşluğundaki diyaframdan çıkınca, bu çıkış anne rahmine ve cenine-bebeğe işaret ediyor. İnsanın dünyada en rahat ve nizami dinlenme hali bebeğin ana rahminde duruşu gibi bir hâl almakla gerçekleşir.

ه))He harfinin diyaframdan çıktığını ifade etmiştik. Diyaframdan göğüs kafesinin hemen altında, karın boşluğu ile göğsü ayıran bir uzuvdur. Soluk alıp verme olayında görevli güçlü bir kastır. Bu kas, akciğerlerin çalışmasını güçlendirir.

Diyafram, kalın bir zar görünümündedir. Normal duruşunda, göğse doğru yay şeklini alır. Soluk aldığımızda düzleşir. Soluğumuzu dışarı verirken, diyafram genişler. Akciğerlerdeki hava da dışarı çıkmış olur.

Tekrar başa dönecek olursak, Kur’an-ı Kerim kurallarına (tecvid kaidelerine) uygun okunduğunda harflerin her çıkışı vücutta titreşimler meydana getirir. Bu titreşimler Kur’an’ın şifa oluşunu tezahür eder. Kur’an’ın okunuşu ile de, şifa yönü gerçekleşmiş olur. Böyle okuyuşla beynin sağlığını da müspet yönde etkiler.

Kur’an-ı Kerim’i kurallarına uygun ve güzel sesiyle okuyan birisini dinlemekle de, vücutta titreşim oluşur. Dinleyenlerin tamamı, Kur’an’ın sebep olduğu şifadan faydalanırlar.

Kur’an-ı Kerim’in şifa olması konusunda çok ciddi bir hassasiyetle ele almak, istifade etmek için önemli bir husustur. Allah (c.c.) buyurur ki:

“Biz Kur’an’ı müminlere şifa ve rahmet olarak indirdik.” (İsra Suresi, âyet: 82).

“Ey İnsanlar! İşte size, Rabb’inizden bir öğüt, gönüllerdeki dertlere bir şifa, mü’minlere doğru yolu gösteren bir hidayet ve rahmet geldi.” (Yunus Suresi, âyet: 57).

Büyük tıp bilgini ve tefsirci Fahreddin Râzi (rahmetullahi aleyh) bu ayetleri Kur’an’ın cismani hastalıklara da şifa olduğunu ifade etmiştir. Bu zâttan önceki tefsirlerden bazıları (ki, bunlara ilk devir tefsircileri deniyor) Kur’an’ın şifa hususunu cehalet, inkâr, tereddüt… vs gibi hastalıklara şifadır, diye yorumlamışlardır. Bundan dolayı Fahreddin Razi, Kur’an’ın itikadi hastalıklara, ahlaki hastalıklara ve cismani hastalıklara şifa olduğunu ifade etmiştir. (F. Razi, Mefatihu’l Gayb, C/11, Sf: 29)

Son devir müfessirleri bu meseleyi (Kur’an’ın şifa oluşunu) sosyolojik açıdan açıklarlar. Özetle derler ki: Kur’an, şehevi hastalıklarla şüpheleri yok eden bir ilaçtır. (Nâsır es-Sâ’di, C/1, Sf: 367).

Mevdudi bu hususu Kur’an’ı “bütün psikolojik ve toplumsal hastalıklara şifadır” diye açıklıyor. (Tefhim’ul Kur’an, C/3, Sf: 70) Elmalılı merhum da, Hak Dini Kur’an Dili adlı tefsirinde de, bu yönde görüş beyan etmektedir. (Elmalılı Tefsiri, C/4, Sf: 3195) (Bu konuda bakınız: Diyanet İşleri Ansiklopedisi, C/39, Şifa maddesi)

Kur’an’ın öylesi mucizevi özellikleri var ki, bunlardan biri de kendi özelliğiyle insani kurallarına uygun olarak tecvidle (diyaframla) okutuyor. Böylece Kur’an-ı Kerim, insanlığın karşı karşıya kaldığı her ne varsa hepsinin şifası/dermanı oluyor. Bunu günümüzün tıbbı ele alıp incelese, çok önemli mesafeler kat edebileceğini ısrarla iddia ediyoruz.