FENERBAHÇE akşamüstü tarifesinde Torku Konyaspor u
Kadıköy de ancak tek golle geçebildi. Akşam seansında ise Beşiktaş, takım gibi
takım olmaya aday Bursaspor u aynı skorla devirerek liderliğini korudu.
Şimdi analizlere geçelim. Fenerbahçe sahaya Nani siz ama
Van Persie li kadrosu ile çıktı. Osmanlıspor a gol attığı için Alper primini
ilk on birde yer alarak sahaya çıkmıştı. Geri dörtlü aynı, orta alan da
öyleydi. Karşılarında da Traore ve kaleci Serkan dan başkaca oyuncusu sanki
yokmuş gibi bir Konyaspor vardı. Ne pas yapabiliyor, ne de atağa çıkabiliyordu.
Sadece Fenerbahçe nin ikramları alıp vuruyor, ya da kaptıklarıyla pas safsatası
yapıyordu. Fenerbahçe böyle bir rakip karşısında taraftarının da gazıyla
yüklenmeye çalışıyor, yükleniyor da ama organize hücum geliştiremiyordu. Benim
notlarım arasında ilk yarı tek satır bulunmuyordu. Fenerbahçe nin yedek
kulübesine bakıldığında ise kaleciyi bir kenara bırakalım, şu isimler vardı:
Nani, Ozan, Volkan Şen, Cadlec, Meireles ve Şener... Ben bu yedekleri bizim
ligin sonuncusu Eskişehirspor a versem, beş haftada nereye çıkarlar İkinci
yarıya Pereira, bir şöhretten kurtulup diğerini sahaya sürerek başladı. Van
Persie çıktı yerine de Nani girdi. Yani sakın kızmayın bakın ikinizi de
oynatıyorum mesajı gibi...
Sousa içeride kalmıştı. Zaten ona da gerek yoktu bu
maçta... Çünkü rakip orta alanda ne organize oluyor, ne pas yapabiliyor, ne de
hücuma çıkabiliyordu. Sonra Alper de çıktı yerine Ozan girdi. Bu şu demekti ne
yazık ki, Bari berabere kalalım. Çünkü Sousa çıkmıştı, yerine neme lazım bir
orta alan girmeliydi... İşin daha hazin durumundan az sonra bir kaç cümle
bahis edeceğim. Konyaspor da değişiklikler yaparken aslında maçtan tamamen
kopup işi şansı bırakıyordu. Ve Hasan Ali getirdi, vurdu maçın adamı kaleci
Serkan çıkardı ama Fernandao oradaydı ve maçı bitirdi. Şimdi o hazin duruma
gelelim. 70 milyon avroya kurulduğu söylenen Fenerbahçe, 30 bin taraftarı
önünde çok zayıf Konyaspor a karşı attığı tek golün üzerine bir korner atışını
iki oyuncusu arasında pasla yarım daire içinde iki defa kullanarak vakit
çalacaktı. Ne dersiniz
Sonra Bursa ya gittik. Ne maç ama... Kıran kırana, müthiş mücadele, sert ama oyun
anlayışı içinde... Şenol Güneş maça öne doğru hamleli tertibi ile çıktı. Kah
orada, kah burada gibi oynanırken, sıkıntının büyük olduğu yer Beşiktaş kalesi
civarlarıydı. Sonra baktık ki ikinci yarıda Sosa içeride kalmış sigorta adam
Necip gelmişti. Yetti mi Hayır! Çünkü trivelacı Quaresma vardı. Sadece ilk
yarıda bir kesme pas sunabilmişti arkadaşlarına... Yani eksikti bir kere
Beşiktaş karşılamada... Bursaspor duvarlarına çarpıp çarpıp dönmenin bir sırrı
da Gomez in rakip stoperler arasında sıkışıp kalmasından kaynaklanıyordu. Ne
zaman ki Quaresme kenara çekildi ve Olcay oyuna girdi, Beşiktaş ın savunma gücü
katlandığı gibi öne çıkışlarda da yardımlaşma ve paylaşma yapılmaya başlandı.
Böylece Ertuğrul Sağlam ın takımının direnci ve arkaya çekilmedeki doğruları
yıkılmaya başladı. Bir de Gomez e kement atılıp kenara alınınca ve de oyuna
Cenk girince, Bursaspor savunmasının yerleşme doğruları yıkılmaya başladı. İşte
bunlardan birinde de 89. dakikada dört nefis pas tezgahından Oğuzhan ın müthiş
vuruşu ile maç kazanıldı. Ve koltuk el değiştirmedi.
Bu maçta da Şenol hoca acaba eldeki sivri isimlerin
üzerinden büyük şeyler beklemenin hayal olduğunu gördü mü Haaa kullanılmaları
gerekli mi Evet ama yerinde ve ısrarcı olunmadan...