Mehmet Akif Merhum 1913 yılında yazdığı bir şiirinde, o günün siyasetini tasvir ederek şöyle diyordu:

"Dilenci mevk i, milletlerin içinde yerin!

Ne zevki var, bana anlat bu ömr-i derbederin

Şimale doğru gidersin: Soğuk bir istikbâl,

Cenûba niyyet edersin: Açık bir istiskaal!

"Aman Grey!Bize senden olur olursa medet..

Kuzum Puankare! Bittik..inayet et,kerem et"

Dedikçe sen, dediler karşıdan: "İnâyet ola!"

Dilencilikle siyaset döner mi, hey budala

Siyasetin kanı: Servet, hayatı satvettir,

Zebûn-küş Avrupa bir hak tanır ki: Kuvvettir.

Donanma, ordu yürürken muzafferen ileri!

Üzengi öpmeğe hasretti Garb ın elçileri!"

1913 yılından bugüne kadar 94 yıl geçmiş biz hala yabanilerin yardımı peşinde koşuyoruz.

Sınırımızın ötesinde yaşayıp berisinde cinayetler işleyen cinayet şebekesini etkisiz hale getirebilecek gücümüz olduğu halde dünyanın öbür ucundaki bir başka cinayet şebekesi liderinden yardım istemeye gidiyoruz.

Akif in şiirindeki şimâle/Kuzeye doğru dilenmeye gittiğimizde, bizi soğuk karşılayan Grey (1862-1933), İngiltere dışişleri bakanıdır.

Cenuba/Güneye doğru dilenmeye gittiğimizde bizi aşağılayarak karşılayan Puankare(1860-1934), Fransa başbakanıdır.

Biz, gücümüz oranında maddi manevi kalkınmaya kendi gücümüz oranında katkıda bulunalım, ardından her gün namazlarımızda "Ve iyyake nesteıyn/ancak senden yardım isteriz" dediğimiz gibi rabbimizden yardım istemeye ve onun Kur an ında emrettiği gibi yaşamaya gayret edelim.

Buyurun, "Mü minun" sûresinin başından itibaren onbir ayetini uygulamaya koyalım.

1- Beş vakit namazımızı kılarken Allah ın huzuruna vardığımızı bilerek elbisemizde, midemizde çalıntı, hortumlanmış, haksız elde edilmiş bir şeyin olmaması için özen gösterelim.

2- Boş işlerden, boş konuşmaktan, boş yazmaktan, havanda su dövmekten, havaya kurşun sıkmaktan, boş gezenin boş kalfası olmaktan vazgeçelim.

1- Fakirlikten kaçalım, hem de kafirlikten kaçar gibi kaçalım ve Allah a sığınalım. Zekat vermek ve İslâmın beş şartından biri olan zekatı verebilmek için çalışalım. Bu günlerde buna biraz daha ağırlık verelim. Çevremizde ihtiyaç sahibi insanlarla yarım ekmeğimiz olsa dahi paylaşmasını bilelim. Yar olanlar, yara sarsınlar. Ağyar/düşman olanlar yaramıza yardım yerine kezzap dökerek yeni yaralar açabilirler.

2- Namuslarımızı koruyalım. Şehevi ihtiyaçlarımızı, nikahla, helal yoldan karşılayalım ve evlenmeleri kolaylaştıralım. Bu kurala uymayan, medeni diye takdim edilen Avrupa Milattan önce yaşayan ve Lut aleyhisselâma iman etmeyen kavmin çağına geri dönüp erkeğin erkekle, kadının kadınla evlenmesine izin veren kanunu çıkarmak zorunluluğunda kalmıştır.

3- Emanetlere riayet edelim. Birisi size sırrını açmışsa o sır emanettir. Mektup göndermişse, o mektup da emanettir. Hastanın hali doktora emanettir. Aklımız, elimiz, gözümüz, gönlümüz bütün organlarımız, Kur an ımız bize emanettir. İyi koruyalım.

4- Sözümüze sahip çıkalım. Siyasette, sanatta, ticarette, çekte, senette, evde, işyerinde her yerde verilen sözler hukuka aykırı olmadığı takdirde uyulmalıdır.

5- Ve namazlarımızı kuralına uygun olarak kılalım. Başta ve sonda namaza dikkatimizi çekiyor Rabbimiz. Demek ki namazımızı kalp ve kalıbımızla kılarsak diğerlerini yapmak bize kolaylaşacak. Buyurun kurtuluşa ermek ve Firdevs Cenneti ni kazanmak için bunları yapmaya bu günden itibaren başlayıverelim.