Milli Görüşçüler olarak BM yi yıllardan beri sorgular,

çarpık yapısına dikkat çeker, bu yapısı ile dünya barışına değil

emperyalistlere hizmet ettiğine vurgu yaparız. Irak ve Afganistan ın işgali

Haçlılar ile Siyonist ittifakına dünyanın dikkatini çeker diye beklerken

maalesef istenen sonuç bir türlü alınamadı. Küresel güçlerin kültürel ve

propaganda vasıtaları üzerindeki hâkimiyeti sebebiyle Irak ın işgali ülke

halkını bir diktatörden kurtarma operasyonu olarak takdim edildi. Afganistan ın

işgali ise terör örgütlerinin kökünü kazıma olarak ilan edildi ve kabul

ettirildi. Arkasından Arap Baharı olarak sunulan Tunus ta başlayıp Libya da

devam eden ve uluslararası güçlerin ortak olduğu bir dizi cinayetin ardından

ülkenin yeni bir yönetime kavuşması ve daha sonra Mısır da yönetim değişimi.

Tunus ve Libya da aslında sömürgeci güçlerin isteği doğrultusunda yeni bir

şekillenme olmuş, buna karşılık Mısır da halkın iradesi emperyalist güçleri,

özellikle de İsrail i memnun etmemişti. İsrail den yapılan açıklamalar bu

rahatsızlığı ifade etmeye yetiyordu. Sonuçta Mısır da halk iradesi askeri darbe

ile iptal edilerek İsrail ve ABD ile yandaşlarının isteği doğrultusunda yeni

bir yönetim oluştu. Suriye de iki yıldan beri devam eden katliam karşısında

başta İsrail ve ABD olmak üzere haçlı ittifakının Esad ın arkasında şu ya da bu

şekilde saf tutması düne kadar özgürlüğün ve demokrasinin koruyucuları olarak

gösterilen uluslararası örgütler ile ABD ve AB ülkelerinin yüzlerindeki maskeyi

yırtıp attı. Gerçi bu yüzlerin görülebilmesi için bu gelişmelere hiç gerek

yoktu. Görmek isteyenler görebiliyor, uyarı görevlerini yapıyorlardı. Ama bazı

ülke yönetimlerinin sömürgeci güçlere yakınlığı ve bakışları ister istemez bazı

gerçeklerin görülebilmesi için zulmün gözlerine sokulması gerekiyormuş. Bu

konuda Mısır da darbeciler ile Suriye de Esad ın katliamları artık hiçbir şeyi

gizleyemez oldu. Böyle olunca da BM başta olmak üzere uluslararası örgütler,

ABD ve yandaşları ile İsrail in gerçek yüzleri ve hedefleri görülmeye başlandı.

Ne var ki bunların gerçek yüzlerinin ortaya çıkması bazılarında şaşkınlığa yol

açtı. Sanki beklemedikleri bir olayla karşılaşmışlar gibi bugün bizden daha

fazla bağırıyor ve sorguluyorlar. Elbette bu da iyi bir gelişmedir ama yeterli

değildir. Yarın acılar küllenmeye başladığında yine BM den, ABD den yana tavır

alacak, onlarla kol kola yürümeyi hayatın gerçeği olarak nitelendirecekler,

stratejik müttefik ilan edeceklerse bugünkü tepkilerinin ve sorgulamalarının

anlamı kalır mı

Suriye ve Mısır da yaşananlar karşısında insanlığını

unutmamış, katillerin ortaklığı ile övünmeyen herkesin yüreği kan ağlıyor.

Birçoğumuzun gözlerinde yaş kalmadı. Dolayısıyla acıların sıcaklığı devam

ederken düne kadar gündeme getirilmeyen bazı düşüncelerin dillendirilmesi olması

gerekendir. Ancak, bundan daha önemlisi bugün yaşanan acılarla hatırlanan bazı

düşüncelerin yarın unutulmamasıdır.

Özellikle de İsrail ve ABD nin tek yumurta ikizleri

olduğu gerçeği hiçbir zaman akıldan çıkartılmamalıdır ki, yeni oyunlar ve

cinayetler önceden görülebilsin ve tedbir alınabilsin. Siyonizm in dünya

üzerinde kamuoyu oluşturma hususundaki gücünü bilmek ve özelikle Hıristiyan

dünyasında önemli bir etkiye sahip olduğunu görmek ve bilmek durumundayız.

Bunun da ötesinde bir ülkenin ABD ile her alanda ittifak halinde olması bunun

aynı zamanda İsrail ile ittifak anlamına geldiğini bilmek mecburiyeti vardır.

Bir zamanlar ABD Başkanı olan Nixon un Kabinede daha fazla Yahudi olmayacak

demesinin ardından Watergate skandalının patlak vermesi ile Başkan Nixon un

istifa etmek zorunda kalışı bile sanıyorum ABD yönetimleri üzerindeki Siyonist

hâkimiyeti görmeye yetecektir. Böyle olunca da bugün yaşananlar karşısında, BM

ne işe yarar diye sormanın da anlamı olmazdı. Demek istediğim o ki, olayları

günübirlik değerlendirmeler yerine geçmişi ile birlikte ele almak, her olay

için sebep-sonuç münasebeti kurmak gerekiyor. Bu yapılabilirse bugün ne

uluslararası örgütler ne de ABD, İsrail ve AB ülkelerinin sergilediği tavır

karşısında şaşkınlığa gerek kalırdı.