Başarının yerini tutmayan mazeretlerin sıralandığı bir
süreci yaşıyoruz. Gereğini yapmayanların, gereksiz birçok şeyi yapacağını
söylediği bir ortamı paylaşıyoruz. Dertlere derman olmak varken, yeni dertlere
kapı aralayan bir kopuşa sürükleniyoruz. Hiçbir şey iyiye gitmediği halde, her
şey iyiye gidiyor diye avutuluyoruz. Niçin oluyor bunlar Çünkü yanlışa yanlış
deme yerine, yanlışı yapanların mesajlarını ayakta dinliyor, dinleyenlerden de
medet umuyoruz!
Kolay yoldaki sorumluluklarını bırakıp, zor yolda
fedakârlıktan dem vuranları ibretle izliyoruz. Şahıs siyasetiyle olmaz diyerek
vesayete karşı çıkanların, yeni vesayet biçimleriyle tanışıyoruz. Haklarını
kullanmayı bilmeyen vekillerin 276 ile çözebileceği bir konuda 376 yı
zorlamasına şahit oluyoruz. Ve görüyoruz ki; yanlışı yanlışla düzeltmeye
çalışan anlayış, fikirle çözemediğini küfürle çözmeye çalışıyor. Ve bu yüzden
niteliksiz çoğunluk olarak tarihteki yerini alıyor. Halbuki insan, fark
edebilen bir varlıktı!
Sorgulamayı bırakan insanlar eğitimli çaresizlik
kervanına yeni vagonlar eklediklerinin ne zaman farkına varacak Dünya insani
zirvesi yapılırken kendi şehirlerindeki insanların göçüne engel olamamak nasıl
açıklanacak Terörün şehir savaşlarına sürüklendiği, helikopter düşürüldüğü bir
süreçle mücadelenin operasyon larla olamayacağı ne zaman anlaşılacak!
Meselelere sade ve gerçekçi bir bakış açısını yakalamadan kutlu yürüyüş
yolunda çürüyüş yaşandığını görmeyecek misiniz!
Gerçekleri örtmek adına yapılan hamaset ve dikleşme
sarhoşun ayağa kalkmasından farksızdır! İçerideki teröristleri dışarı
gönderecekken, tam aksini yaparak dışarıdakini içeri getirmek, analar
Diyarbakır meydanlarından feryat ederken, terörle mücadele eden askeri kışlaya
mahkum etmek, sözde bir dikleşme yapmak ama sonunda batının istediği noktaya
gelerek taleplerini kabul etmek ne ile açıklanacak 15 beş günde Şam da Cuma
namazı kılacak olanlar bugün Kilis te Cuma namazı kılamıyorsa, bu zihniyet % 90
oy alsa bile ülkeyi yönetebilmesi mümkün değildir.
Bu ülkede haklı çıkan ama söyledikleri doğru çıktı diye
üzülen insanlara kulak verin. Partili kimliğinizi bir taraf bırakın ve bu
ülkenin evladı olarak olaylara bakın. Bu ülke hepimizin ortak değeridir ve tüm
meselelere insanlık açısından bakılmalıdır. Yapılması gereken şey ilk etapta
vicdanımızı dinlemektir, aklıselime müracaat etmektir. Bilinmelidir ki; Türkiye
bir Ortadoğu ülkesi değildir, bu ülkeyi Ortadoğu ülkesine, partilerini tek adam
vesayetine çevirmek isteyenler bunu geç de olsa anlayacaklardır. Bugünden
anlamak istiyorsan; önce hakkı öğren, sonra haklının kim olduğunu öğreneceksin!