Aktütün de evlatlar şehit olurken tütün keyfinde olan sorumsuzlar; Amerika da ekonomik felaketler bizi de vururken IMF ye göbekten bağlı yurdum ekonomisinden sorumlu olanların keyifleri müsait olduğundan vatandaşa bir şey olmaz diyenler; on yılda 35 bin trafik kurbanı verilmesine rağmen altı yıl önce her yere duble yol vaadinde bulunanların bir gün o yollara düşmez kalmaz sananlar, Ergenekon örgütünün onca kirli işleri pazara çıkmışken üzerlerine gitmeyenlerin bir bumerang gibi pisliği kendine dönmez zannedenler, medya imparatoru olup bu devranın böyle süreceğini umanlar, en güzel cevabı Hz. Ali nin sözünde bulurlar: el-mülkü yebqa maal-küfür vela yebqa maaz-zulüm-küfür payidar olur ama zulüm asla!..

Almanya da alevi din dersi

Alman siyaseti  bir çalışmaya daha imza attı. Türklerin bol olduğu Kuzey Westfalya eyaletinde okullarda Almanca Alevilik din dersi verilecekmiş. Acaba derslerde Peygamberimizin biricik damadı ve ilmin kapısı dediği Hz. Ali nin camide namazda iken şehit edilmesini mi anlatacak Onun yaşadığı sürece ayrılmadığı Kur an yolunu mu çocuklarımıza aşılayacaklar Görelim.

Gurbette gençlik

Bugün nasipse İsviçre de Hilmi Balcı kardeşimizin oğlunun sünnet töreni daveti vesilesiyle Zürih te olacağız. Gurbette çocuklarımızın en azından bazı geleneklerimizin yaşatılmasına salonlarda da olsa tanıklık etmeleri kültürel varlıklarını yaşatabilmeleri adına müsbet bir gelişme. Yaklaşık on yıldır Avrupa ülkelerinde bulunduğum bu etkinliklerde o toplumlarda çoğunluğun olmadığı sünnet hadisesi bizim çocuklarımızın bir defa baştan yerli çocuklardan onları ayırmakta. Bir de gerek toplu sünnet programlarında gerekse ferdi olarak yapılanların da programdaki farka şahit olan çocuklarımızın bu tür törenlerde haramlara sapmadan yani içkisiz, dansözsüz yapılan ilahili, türkülü, yarışmalı, güldürülü alternatif programları yaşamakta. Böylece kendisinin kalabalıklarda kaybolmama adına ayrı bir kültüre ve misyona sahip olmasıyla ağırbaşlı bir hayata yol alması gerektiğini şuuraltına işlemekte genç yaşta. Şairin Bilmem neden gündelik işlerle telaştasın, Fatih in İstanbul u fethettiği yaştasın işaretine muhatap sorumlulukta olmakta. Yirmi bir yaşında Konstantin in kapılarını açan, dürüstlüğü ve adaleti ile Rumların gönüllerini çelen genç Fatih o yaşta yedi lisan bilerek ve Bizans ın kalelerini düşürmek için o günkü silahlarının hesaplarını yapan donanımda yetişmişti. Günümüz Bizansının kapılarını  açmak için yetişecek genç kuşakların yine yüksek eğitimli ve modern bilimle ve manevi donanımla dolu dolu yetişmesi adına genç şehzadelerin  önünü açmak, rehberlik etmek büyüklere düşen bir vebal de olsa gerektir. Bu manada Avrupa da gözlemlediğim kadarıyla yıllar önce büyüklerin büyük fedakarlıklarla kurduğu cemiyetler, camiler onlara bu şefkat ortamlarını sağlamış durumda. Şimdi ise sırada yüksek kalitede yetişecek yeni jenerasyonun kendine, çevresine ve batı insanının muhtaç olduğu ve fıtraten de hasretle beklediği  manevi kurtuluş reçetesini onlara sunacak kıvamda oluşumlar sağlamasındadır. Üstadın dediği gibi Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes, ey çılgın rüzgar artık ne yandan esersen es!