Hac yapan Müslümanlar sabır, tahammül, sıkıntılara katlanma, güçlüklere göğüs gerebilme, zorluklara karşı dayanma gücü, büyük kalabalıklarla aynı anda hareket ederek aynı şeyleri yapabilme, yardımlaşma, dayanışma ve belli kurallara adapte olabilme... gibi ahlâki özelliklerini geliştirirler.
Yolculuk esnasında karşılaşılan zorluklar ve mahrumiyetler ni metlerin kıymetini ve bunlara şükretmeyi insana öğretir. Mal ve mülkten, akraba ve dosttan uzak kalmak, istirahat imkânı bulamamak, insana muhtaçlarla fakirlerin sıkıntılarını hatırlatır ve böylece onlara şefkat elinin uzanmasına vesile olur.
Hac esnasında en güçlü imtihan sabır sahasında verilir. Hacı adayı barındığı ve yaşadığı yurdundan ayrılır, meşakkatli, yorucu ve zahmetli bir yolculuğa çıkar. Sıcak, susuzluk, ter, toz bu yolculuğun zahmetini arttırır. Kalabalık, kalacak yerlerin müsaadesizliği, değişik mizaca sahip yol arkadaşlarının huy ve alışkanlıkları insanı zahmetten zahmete sokar.
Bu kadar zor şartlar altında insana nefes aldıran, rahatlatan tek duygu sabır ve tahammüldür.
Haccın bütün kudsiyet ve sevimliliğine rağmen üst üste gelen sıkıntılar ancak sabır silahıyla giderilir. Zaten mü min bilir ki, ALLAH Teâlâ nın rahmet ve yardımı ancak sabredenlerle beraberdir.
Hac mevsimi boyunca nefsini dizginleyen mü min artık her türlü kötülüğe, güçlüğe ve darlığa karşı dayanma gücüne sahip olur. Bunda muvaffak olan insan bütün hayatı boyunca kendisine lâzım olacak olan sabırla ilgili en büyük dersi almış demektir. Bunun içindir ki, hac günleri sabır için bir talim ve eğitim mânâsını taşır.
Hac da cihad sevabı vardır. Çünkü orada hem sefer hâli var, hem nefisle mücadele var, hem eziyyet ve yorgunluklara tahammül var.
Haccın mühim bir yönü de onun bir cihad oluşudur. Kur ân da hacla cihad âyet-i kerimeleri iç içedir, yan yanadır. Hacla cihadın birbirine benzeyen o kadar yönleri vardır ki, ikisini birden düşünmek mümkündür. Cihadda sefer vardır, mal sarfiyatı vardır, bedenin sıkıntıya katlanması vardır. Ve nihayet sırf ALLAH Teâlâ nın rızasını tahsil ve büyük bir sevap vardır.
Hac, Müslümanlarda ömür boyu silinmeyecek derin hatıralar bırakır. Bu hatıralar; müminin hacdan sonraki yaşamında istikametini kaybetmemesine hizmet eder. Hac, müminin hayatında adeta bir dönüm noktası oluşturur.
Arafat gibi mahşerin örneğini oluşturan bir yerde ALLAH Teâlâ ya el açıp yalvaran ve günahlarından sıyrılan bir Müslüman bir daha kolay kolay eski işlediği günahlara dönmek istemez. Bu yönüyle hac, günahkar Müslümanlar için bir arındırma ve iyileştirme işlemi görür.
Bütün hacıların aynı günde kefene bürünmüşçesine Arafat ta toplanmaları, mahşer gününde insanların ALLAH Teâlâ nın huzurunda bulunacakları hâli andırır ve o dehşet günü için bir ibret vesilesi olur.