11-Hacı adayı yola çıkmadan önce, icabında kendisini

irşad edecek, hayra teşvik edecek, haramlardan ve kötülüklerden sakındıracak,

bir şeyi unutunca kendisine hatırlatacak, sıkıntıya düşünce sabır tavsiye edip

teselli edecek, gücünün yetmediği şeylerde kendisine yardımcı olabilecek,

haline uygun, anlaşabileceği güçlü-kuvvetli, kafa dengi, salih, güzel ahlâk

sahibi birkaç yol arkadaşı edinmelidir. Mümkün olursa, böyle bir yol

arkadaşının, ilmi ile amil, halis-muhlis bir kimse olması, daha da iyi, nur üstüne

nur olur. Çünkü ilim, amel ve ihlâsından istifade etmek mümkün olur.

Yalnız başına yola çıkmanın birçok mahzurları vardır. Hz.

Peygamber (S.A.V.) Efendimiz Haffaf isimli bir sahabîye:

Ey Haffâf! Yola çıkmadan önce arkadaş ara. Zira arkadaş

başına bir iş gelirse sana yardım eder, muhtaç olursan ihtiyacını görür.   buyurmuşlardır.

Hac yolu bir ibadet yolu olduğu için bu yolda herkesle

arkadaşlığın yapılamayacağını bilmelidir. Hacı adaylarının kendilerine

seçecekleri arkadaşlar: İyi huylu, anlayışlı, arkadaşlık haklarına saygılı,

tutum ve davranışları ile kendilerini incitmeyecek ve Hac ibadetinin ifasında

kendilerine yardımcı olacak kimseler olmalıdır. İyi bir arkadaş haccın makbul

olmasına yardımcıdır.

12-Hacca gidecek kimse, yolculukta ve hac esnasında

arkadaşları ve diğer yolcular ile çekişmekten, onları incitmekten, kalplerini

kıracak davranışlardan ve insanlara yük olmaktan sakınmalı, aksine onlara

yardımcı olmalı ve iyilik etmelidir: Hacı adayının bu kadar önemli olan hac

ibadetini icra ederken çok sabırlı, temiz, efendi, kibar, samimi, kusurları

affedici, müsamahakâr, yardımsever, hacılara hizmet edici, cömert, mütevazı,

hakka-hukuka saygılı olması gerekir.

Hacı adayı: Hoşgörü ve sabrı baş tacı edinmelidir.

Çünkü hacı en medenî, en kâmil ve ALLAH Teâlâ nın lutfuna

erişen kimse olduğu için gerek hareket ve davranışları ile ve gerekse sözleri

ile hiç bir kimseye kötü davranmaması gerekir. Kötülük yapana karşı iyilikle,

çirkin söze karşı güzel sözle, sertliğe karşı yumuşaklıkla mukabelede bulunmayı

prensip edinmelidir. Başkalarında gördüğü hatalarla meşgul olmayıp sadece kendi

hareketlerini kontrol ile meşgul olmalıdır. Bu yüzden çokları haccın sevabını

kaybederek dönmektedir.

Unutmayalım ki, şeytanın insana en çok musallat olduğu

yerlerden biri de hacdır. Kazanılacak büyük sevabı şeytan ancak bu şekilde kötü

konuşturmak, sabırsızlandırmak, başkalarının ayıp ve kusurları ile meşgul

kılmak, kırıcı davranışlarda bulundurmak suretiyle yok etmeye çalışır.

Bu sebeple hacı adayları, nefislerine hâkim olarak hac

süresince kul hakkına azami derecede riayet etmeli, diğer hacıların gönlünü

kıracak hareketlerden kaçınmalıdırlar. Hacı kardeşlerimiz de ufak hataları

kırgınlık sebebi saymamalı. Hac ibadeti İslâm dininin en uzun süreli ve en

kutsal ibadetlerindendir. Her hacı adayı bunun bilincinde olmalıdır. Çünkü

ihlâsla, samimiyetle, azimle ve iyi niyetle bir işe başlayan kimse için ALLAH

Teâlâ taşı pamuk, nârı nur, karanlığı aydınlık yapar, her türlü zorluğu

kolaylığa çevirir.

13-Hacca gidecek kimse, imkân olursa hac yolculuğuna

aybaşında Perşembe günü, bu olmazsa Pazartesi günü sabahleyin çıkmalıdır. Çünkü

Kâ b b. Malik ten (R.A.) rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz hep

Perşembe günleri yola çıkardı. Perşembe dışında yola çıktığı nadirdi.  Tebük seferine de perşembe günü çıkmıştır.

Ebu Hureyre (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:

ALLAH Teâlâ, ümmetim için Perşembe günü ilk vaktinde

yapılan işi mübarek kıl diye dua buyurdular.

Ancak hemen belirtelim ki, sefere çıkmalarda perşembenin

tercihi, değişmez bir prensip değildir. Nitekim Veda Haccı için Resûlullah

(S.A.V.) Efendimiz Cumartesi günü yola çıkmıştır. Öyle ise, Perşembe günü

çıkacak bir mâni sebebiyle yolculuğun bir hafta tehîri diye bir prensip

konulmamıştır. Çünkü haftanın belli günlerinde yapılacak işlerden bahseden bu

vb. rivayetler kesin bir hüküm ifade etmez. Bilakis hayatını daha verimli

kılmak isteyen kimselere irşâdî bir prensip verir. Belli başlı işler, önceden

programa bağlanarak haftanın ve hatta ayın belli muayyen günlerine

dağıtılabilir. Böylesi bir kararlılık sünnete aykırı değildir, bilakis örneği

bile mevcuttur. Bunu, ömrümüzü daha verimli kılmanın bir yolu olarak

değerlendirmemize bir mâni yoktur.