Bu sebeple hacca gitmeye karar veren Müslüman, kesinlikle

riya, gösteriş ve böbürlenmekten, zînet ve ihtişamdan, hac ibadeti vasıtasıyla

bir takım kimselerin yanında itibar kazanma ya da övülme gibi kaygılardan uzak

kalmalıdır. Bütün varlığı ile ALLAH Teâlâ nın rızasını kazanmaya yönelmelidir.

Niyet samimi ve gaye sırf ALLAH Teâlâ nın rızası olmalıdır. Başka düşünceler,

dünyevi menfaatler, şan, şöhret ve nam gibi hususlar niyeti gölgelememeli. Hacı

desinler için değil, Cenab-ı Hak katında makbûl olacak hac ibadetini yapmak

için gitmeli. Hac yolculuğu esnasında ve her zaman riya ve gösterişten

sakınmalı, halis niyetle hareket etmeli, hacca gidiyorum diye böbürlenmemeli,

başkasına tepeden bakmamalı, kendisinde bir üstünlük duygusunun uyanmasına

meydan vermemelidir.

2- Hacca gidecek kimse, hac farizasını tayyip yani

tertemiz bir para ile tam helal kazanç ile yapmalı, bu ibadeti için helâl ve

temiz mal seçmeli, helâl ve harama başkalarından daha fazla dikkat etmelidir.

Ebû Hureyre (R.A.) den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz şöyle

buyurmuştur:

Ey insanlar! Şüphesiz ki ALLAH Teâlâ tayyip yani her

türlü noksanlıklardan beridir, temizdir. Tayyipten başka bir şey kabul etmez.

ALLAH Teâlâ nın Mü minlere emrettiği şeyler, Resullere emretmiş olduklarının

aynısıdır. Nitekim ALLAH Teâlâ peygamberlere: Ey Peygamberler! Tertemiz ve

helal olan şeylerden yeyin; salih ameller yapın. Ben sizin yaptıklarınızı

hakkıyla bilmekteyim.   emretmiş,

Mü minlere de: Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların tertemiz ve helal

olanlarından yeyin, eğer siz yalnız ALLAH Teâlâ ya kulluk ediyorsanız, O na

şükredin.   diye emirde bulunmuştur.

Sonra seferi uzatıp, saçı-başı dağınık, toztoprak içinde kalan ve elini semaya

kaldırıp: Ey Rabbim, ey Rabbim diye dua eden bir yolcuyu zikredip, buyurdu

ki: Bu yolcunun yediği haram, içtiği haram, giydiği haramdır ve netice

itibarıyla haramla beslenmektedir. Peki böyle bir kimsenin duası nasıl kabul

edilir

Görülüyor ki, Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz hac, cihad,

sıla-i rahim, rızık kazanmak ve müstehap olan ziyaretler gibi itâatlerden

birini yapmak için uzun yola çıkan, fakat yediği, içtiği herşeyi haram olan,

yâni haramdan beslenen bir kimsenin haccı, duası ve itaatının kabul

edilmeye-ceğini beyân buyurmuştur. Bu bakımdan hacca gidecek, dua edecek olan

kimse önce yiyip-içtiğinin maddî-manevî temizliğine çok dikkat etmelidir. Aksi

takdirde haccı, duası kabul edilmeyecektir. Bu noktada bütün ibadetlerin ALLAH

Teâlâ katında bir nevi dua olarak yükseldiğini hatırlamamız gerekir. Öyle ise

maddî ve manevî temizlik olmadı mı, ibadetlerimizin hiçbiri makbûl

olmayacaktır. Bu sebeple Müslüman helâl mal kazanarak, helâlinden yemeli ve

helâlinden yedirmeli; haram maldan sakınmalıdır. Ebû Hureyre (R.A.) den

rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

Bir insan helâl mal ile hacca giderken ayaklarını

özengiye koyarak Lebbeyk ALLAHümme Lebbeyk dediğinde; gökten bir münâdî şöyle

cevap verir: Ne mutlu sana! Yediğin helâl, bineğin helâl ve haccın da eksiksiz

ve makbûldür! Fakat insan haram mal ile hac yoluna çıkar da ayaklarını özengiye

koyarak Lebbeyk ALLAHümme Lebbeyk dediğinde; gökten bir münadî şöyle cevap

verir: Duan reddedilmiştir. Çünkü yediğin haram! Harcadığın haram! Haccın da

eksiktir, makbûl değildir!

Ayrıca helal olmayan bir mal ile haccedilmesi, yukarıda

anlatıldığı gibi haramdır. Haram kazanç ile yapılan hac şeklen sahih olup, farz

eda edilmiş olursa da, böyle bir haccın sevap ve fazileti olmaz.

Helal mal ile hacca gitmek isteyen ve fakat kendi parası

hakkında şüphesi olan bir kimseye: Hacca borç para alarak gitmesi ve döndükten

sonra borcunu kendi parasından ödemesi tavsiye edilir. Ya da şüpheli malla

hacca giden, hiç olmazsa yiyeceğinin tertemiz helaldan olmasına çaba

göstermelidir. Bunu bütün hac süresi boyunca yapamazsa ihrâma girdiği andan

çıkacağı ana kadarki sürede yapmaya çalışmalı, onu da başaramazsa Arefe günü için

yapmaya uğraşmalı, bunu da yapamazsa böyle bir malla hac yapmak zorunda kaldığı

için her an korku, üzüntü ve pişmanlık duymalıdır. Umulur ki, rahmet nazarları

Arafat ta ona da çevrilir.