Vahşice katledilen lise öğrencisi Münevver Karabulut, bir grup CHP‘li ve avukat tarafından cesedinin bulunduğu Etiler‘deki çöp konteynırı başında anıldı.
Anne Nagihan ve Baba Süreyya Karabulut‘un da hazır bulunduğu etkinlikte avukatlar, Karabulut ailesine hukuki süreç boyunca destek olacaklarını ve davaya müdahil olacaklarını açıkladı. Konuşmaların ardından gruptakiler olay yerine karanfil bıraktı.
Öldürülüşünün üzerinden 170 gün geçen Karabulut cinayetiyle ilgili aranan katil zanlısı Cem Garipoğlu hala yakalanamaması CHP‘lilerin ve avukatların da aralarında bulunduğu grup tarafından protesto edildi. Cesedinin bulunduğu Etiler‘deki çöp konteynırı önünde toplanan bir grup CHP‘li ve avukatlar "170. gününde Münevver Karabulut‘u unutmadık unutturmayacağız, Münevver Karabulut‘u anıyoruz, adalete güveniyoruz, adaleti bekliyoruz, Kabrin nur mekanın cennet olsun Münevver Karabulut" yazılı pankartlar ile Münevver‘in fotoğraflarını taşıdı.
Anne Nagihan ve Baba Süreyya Karabulut‘un da hazır bulunduğu etkinlikte bir konuşma yapan CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal, cinayet sürecini anlattı. Münevver Karabulut‘un hayata sıcak bakan, umutları olan, geleceği olan, sevgi dolu bir kız olduğunu belirten Soysal, "Ve ne yazık ki sevgi dolu umut dolu bu genç kızımız hunharca katledildi, sıra dışı katledildi. Ve ne yazık ki bugün Münevver Karabulut‘u 170. gününde hukukçu arkadaşlarımızla, sivil toplum kuruluşları ile birlikte ailesi ile birlikte anıyoruz. Çünkü faili henüz bulunamadı. Bu sıra dışı olağandışı ölümle karşılaşan Münevver Karabulut‘un kimin tarafından katledildiği biliniyor. Ama ne yazık ki hala faili bulunamadı." dedi.
Karabulut cinayetiyle ilgili İstanbul‘un yeni emniyet müdürü Hüseyin Çapkın‘ın "Bu benim namusumdur" dediğini hatırlatan Soysal, "Bizimde daha sonra emniyet görevlileri ile yaptığımız görüşmelerde aynı şekilde ifada edildi. Burada bu olayın mutlaka çözülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ama bunun yanı sıra burada bir gözyaşı var feryat var. Bu feryada da kulak verilmesi gerekirken ne yazık ki dava açacağım demek cüretkarlığını gösterenler de oldu. işte bu noktada Karabulut ailesi yalnız değildir. Bu dava Karabulut ailesinin davası olmaktan çıkmıştır. Bu dava İstanbulluların davası olmuştur. Türkiye de yaşayan anne baba olan herkesin davası olmuştur. Bu dava Türkiye büyük millet meclisinin davası olmuştur. Bu dava benim davam olmuştur. Burada karabulut ailesin yalnız değildir. " şeklinde konuştu.
Failin belli olduğunu ve onu koruyan, parasal ilişkilerle ortadan kaybolmasına neden olan ve bir takım parasal kaynakları sağlayanların iyilik yapmadıklarını belirten Soysal sözlerini şöyle sürdürdü: "Ben buradan Garipoğlu ailesine sesleniyorum, teslim edin Türk adaletine teslim edin, hukuka teslim edin, yargıya teslim edin, alın getirin adalete teslim etmekten korkmayın. Bunun kararının adalet verecektir. Ben geceleri onlarında rahat uyuduğunu düşünmüyorum. İnsanların rahat olduğunu düşünmüyorum. Ve onarlın vicdanlarına sesleniyorum hiç kimse ne kadar yakın olursa olsun hunharca cinayet işlemiş olan kişileri korumasınlar. Türk adaletine teslim etsinler. "
Avukatlar adına bir açıklama yapan Rezan Epözdemir ise 50 meslektaşı ile birlikte Karabulut ailesine hukuki süreçle ilgili destek vereceklerini söyledi. Davaya müdahil olarak katılacaklarını açıklayan Epözdemir, "Şüphelinin makul sürede bulunamaması ve süregelen hukuki ve idari skandalların devam etmesi halinde, iç hukuk yollarının tükelitlmesinden sonra yaşama hakkını ihlal eden devlet aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘ne başvuracağımızı ve sürecin takipçisi olacağımızı buradan kamuoyuna açıklıyoruz." şeklinde konuştu.
En son olarak söz alan baba Süreyya Karabulut ise artık söylenecek fazla bir şey kalmadığını ifade etti. Karabulut sözlerini şöyle sürdürdü: "Ben yalnız şunu söylemek istiyorum. 70 milyonun huzurunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti bana ve aileme namus sözü verdi. Ben bir evlat kaybettim. Bu namus sözü altında devletim kalırsa bu bana daha çok acı verecektir. İnanıyorum ki adalet kısa zamanda tecelli edecektir. Herkesten Allah razı olsun."
Açıklamaların ardından grup, Münevver Karabulut‘un bulunduğu çöp konteynırı önüne karanfil bıraktı. Grup daha sonra dağıldı.




