Peygamber Efendimizin (a.s.) zamanında yapılan harplerde ashaptan her birlik ayrı bir sancak taşırdı. Bizzat Peygamber Efendimize (a.s.) mahsus olan Sancak-ı Şerif ise Ukab ismini taşır.
Hazreti Aişe‘ye (r.a.) ait siyah yünlü bir kumaştan yapılmış. Sancak-ı Şerif, Peygamber Efendimizin âlem-i cemâli teşriflerinden sonra sıra ile dört halifenin emanetinde olarak harplerde ordunun önünde taşınmış. Daha sonra Emevi ve Abbasi halifelerine intikal etmiş. Bağdat‘ın Moğollar tarafından işgali esnasında Mısır‘a kaçan Abbasi halifesi, Sancak-ı Şerif i de diğer emanetler ile birlikte Mısır‘a götürmüş. Mısır‘ın Yavuz Sultan Selim Han Cennetmekân tarafından alınması üzerine Osmanlılara geçmiş. Ukab, zamanla yıpranıp adeta toz haline geldiği için Osmanlılar yeşil atlastan yenisini diktirip üzerine aslından parçalar eklemişler. Harpler sırasında Sancak-ı Şerif, Sancak Alayı denilen bir törenle saraydan çıkarılır, orduyla birlikte sefere gidermiş. Bu sırada seyyidlerden oluşan bir cemaat tarafından yanı başında gece gündüz Fetih Sûresi okunurmuş.



