Manisa‘da asırlık zeytin ağaçlarının bulunduğu Çal dağının eteklerinde kurulu Büyükbelen beldesi, zeytin ağacıyla başlayan bir sosyal dönüşüme tanıklık etmeye başladı.
Ege‘de ‘‘kalamata‘‘ olarak da bilinen ‘‘Büyükbelen Tekiri‘‘ zeytiniyle ünlü Saruhanlı‘ya bağlı 3 bin 500 nüfuslu Büyükbelen beldesinde 2009- 2010 hasat sezonu başladı.
700 bini meyve veren yaklaşık 1 milyon 200 bin ağacın bulunduğu beldede genci, yaşlısı, herkes günün ilk ışıklarıyla zeytinliklerin yolunu tutuyor.
Beldede zeytin ağacına verilen teşvikler ve üretim tekniklerindeki değişiklikle kalitenin artması sonucu son 2 yılda önemli değişimler yaşanmaya başladı. Üreticinin gelirinin artmasına neden olan bu gelişim beldeyi yeniden cazip hale getirdi.
Belediye Başkanı Mehmet Keyik, yaptığı açıklamada, toplam 100 bin dekar arazisi bulunan beldede 10 yıl öncesine kadar tütüncülükle uğraştıklarını, ancak tütünde değişen politikalarla üreticinin alternatif aramaya başladığını söyledi.
Bu süreçte bir çok üreticinin köyü bırakarak Manisa Organize Sanayi Bölgesi‘nde açılan fabrikalarda çalışmak üzere ailece kente göçmeye başladığını anlatan Keyik, geçmişte 5 binler düzeyinde olan nüfusun önce 4 binlere 2004‘den sonra da 3 binlere gerilediğini kaydetti.
Keyik, son 2 yılda ise geri dönüşlerle nüfusun tekrar tırmanmaya başladığını bildirdi. Beldenin yıllardır organik biçimde ürettiği zeytin ve zeytinyağını yeniden keşfettiğini, bir kaç yıl öncesine kadar sadece meyve satışı yapılan beldede, şu anda 8 zeytin işleme merkezi ve 6 kontinü yağ fabrikası kurulduğunu belirten Keyik, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘‘Zeytinde fidan başına verilen destekle ağaç sayısı kısa sürede yüzde 300 oranında arttı. Eskiden tütünün ekili bulunduğu araziler zeytin ağaçlarıyla doldu. Geçen yıl 2 bin 450 ton sofralık zeytin, 3 bin 500 ton da yağ çıkardık. Geçen yıla kadar düzensiz olarak Avrupa ülkeleri ve ABD‘ye zeytin ve yağ gönderdiğimiz oldu. Ancak 2 yıldır İran‘a büyük miktarda zeytin göndermeye başladık. İranlı girişimci beldemizde bir işleme tesisi kurmak istediğini söyledi. Şu anda uygun yeri belirlemeye çalışıyoruz. Gelecek sezon ilk yabancı yatırımımızı da çekmiş olacağız. Ayrıca Gemlik‘ten de bir yatırımcı bölgemizde inceleme yapıyor. Üretimin artması ve işleme tesislerinin kurulmasıyla daha fazla çalışana ihtiyaç duyar hale geldik.
Daldan sofraya zetinin hikayesi
Her yıl Ekim ayı sonunda başlayan hasat sezonu zeytincilikle geçinen bölgelere canlılık getiriyor. Büyükbelen beldesinde genci yaşlısı herkes günün ilk ışıklarıyla zeytinliklerin yolunu tutuyor. Belde nüfusunun yetmemesi nedeniyle hasat sezonunda çevre ilçelerden gelen tarım işçileri de toplamaya katılıyor. Her bir ağaçta 5 kişi, ağaç altına yaygılarını sererek başlıyor işe. Eskiden sırıklarla dallara vurarak düşürdükleri zeytinleri artık plastik taraklarla dalları tarayarak topluyorlar.
Meyveleri dallardan sıyırma işini genelde kadınlar yapıyor, erkeklerin görevi kasaları taşımak. Kasalarda toplanan zeytinler, vakit geçirmeden alım merkezleri, salamura veya zeytinyağı tesislerine gönderiliyor.
Zeytinler, salamura tesislerinde bir nevi elek olan kalibrasyon makinesine verilerek boylarına göre kasalara ayrılıyor. Yine genelde kadınların yaptığı bir işlemle çürük, ezilmiş meyveler ayıklanıyor. Salamura yapmaya uygun irilikteki zeytinler çizme makinesine giriyor. Eskiden 1 işçi günde 100 kilogram zeytin çizebiliyorken şimdi makineler sayesinde saatte 3 ton çizme yapılabiliyor. Çizik atılarak dövülen zeytinler, salamura için polyester tankların içine giriyor.
Tankların üzerine kapatılan delikli kapakların üzerine deniz tuzu ve su dökülüyor. Kapakların üzerinde eriyen tuzlu su tankı dolduruyor. Tuzlu su, tankın tüm alanına yayılması için ayda bir kez tankın dibinden çekilerek üstünden tekrar dökülüyor. Mart ya da Nisan ayında tanklar açılarak salamura yeşil zeytinlerin satışı yapılıyor. Beldede paketleme tesisi bulunmaması nedeniyle zeytinler Akhisar ve Gemlik‘ten gelen şirketlere satılıyor ve başka bölgelerin markasıyla satılıyor.





