Ebu Zerr (ra) şöyle anlatıyor: Bir gün evimden çıkıp Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem‘in yanına vardım. Hz. Peygamber sahabileriyle oturmaktaydı. Bir ara: "Size insanların en cimrisini haber vereyim mi?" diye sordu. Sahabilerin "Evet!" demeleri üzerine de şöyle söyledi: "İnsanların en cimrisi yanında adım geçtiği halde bana salâvat getirmeyen kişidir." [Terğib]
Ey Allah‘ın Resulü! Sana nasıl salâvat getirelim?
Ebu Mes‘ud (ra) şöyle anlatmıştır: Bir gün Sa‘d bin Übâde‘nin evinde oturuyor idik. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem de oraya geldi ve aramıza oturdu. Numan bin Beşir‘in babası Beşir bin Sa‘d: "Ey Allah‘ın Resulü! Allah Teâlâ bize, sana salavat getirmemizi emretmiştir. Peki, sana nasıl salâvat getirelim?" diye sordu.
Hz. Peygamber susarak bir müddet cevap vermedi. Biz kendi aramızda: "Keşke bu soruyu hiç sorulmasaydı" diyorduk ki Hz. Peygamber şöyle buyurdular:
"Rabbim! İbrahim ve âline getirdiğin salâvat gibi Muhammed‘e ve onun âline de salavat getir. Âlemler arasında İbrahim‘i bereketlendirdiğin gibi Muhammed‘i ve onun âlini de bereketlendir. Sen övülmeye lâyık yüce bir zat‘sın deyiniz. Selamsa bildiğiniz gibidir." [Kenz, Müslim, İbn Mace]
Salâvat, günahları yok eder!
Hz. Ebu Bekir şöyle buyurmuştur: "Hz. Peygamber‘e getirilen salâvat, günahları, suyun ateşi söndürmesinden daha iyi ve daha fazla imha eder. Hz. Peygamber‘e verilen selamsa köle azat etmekten daha üstündür. Aynı şekilde Hz. Peygamber‘i sevmek de can bağışlamaktan ya da Allah yolunda çalınan kılıç darbelerinden daha efdaldir." [Kenz]
Salâvatsız dua Allah‘a ulaşmaz!
Hz. Ömer şöyle buyurmuştur: "Yapılan dua yer ile gök arasında durur ve Hz. Peygamber‘e salâvat getirilmedikçe de bir tek kelimesi dahi Allah‘a ulaşamaz. [Kenz] Bununla ilgili Hafız el-Irâkî şöyle demiştir: "Bu sözler her ne kadar Hz. Ömer üzerinde mevkut ise de insan böyle bir şeyi kendiliğinden söyleyemez. Bu, tevkifi, yani Hz. Peygamber‘den işitilen bir sözdür. Bunun için de usul ve hadis imamlarından bazılarının açıkça belirttikleri gibi böyle bir söz merfû hükmündedir."
Resulullah‘ın neşesinin sebebi!
Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem, bir sabah sahabilerinin yanına neşeli bir şekilde geldi. Sahabiler: "Ey Allah‘ın Resulü! Sizi bu sabah çok neşeli görüyoruz, sebebi nedir?" diye sordular.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, şöyle cevap verdi: "Evet haklısınız. Rabbimden bir elçi bana gelerek "Ümmetinden sana bir salâvat getirene Allah Teâlâ on hasene yazar ve onun günahlarından on tanesini silerek onu on derece yükseltir. Ayrıca Allah Teâlâ, ona getirdiği salâvatın bir aynını da getirir‘ dedi. [Nesai, Taberani]
Hz. Peygamber‘e salâvat getirmenin fazileti...
Abdurrahrnan İbn Avf anlatıyor: İhtiyaçlarını ve hizmetini görmek üzere sahabilerden dört veya beş kişi gece-gündüz Hz. Peygamber‘in yanından ayrılmazdı. Bir gün hane-i saadetlerine vardığımda Hz. Peygamber‘in evden çıktığını gördüm ve peşine takıldım.
Hz. Peygamber Ensar‘ın ileri gelenlerinden birisinin bahçesine girerek namaza durdu. Secdeye vardığında, secdeyi o kadar uzattı ki ben Resulullah‘ın vefat ettiğini zannederek ağlamaya başladım. Nihayet namazını bitirdiğinde niçin ağladığımı sordu.
"Ey Allah‘ın Resulü! Secdeyi o kadar uzattınız ki ruhunuzun kabzolunduğunu zannettim. Bunun için de sizi ebediyen göremeyeceğimi düşünerek ağlamaya başladım" dedim.
O zaman şöyle buyurdular: "Ümmetim için bana vermiş olduğu şeylerden dolayı Rabbime şükretmek için secdemi uzattım: Ümmetimden kim bana bir salâvat getirirse Allah Teâlâ ona on hasene yazacak ve günahlarından da on tanesini silecektir."
Resulullah sallallahu aleyhi vesellem, Abdurrabman İbn Avf‘a şunları da söylemiştir:
"Cebrail bana gelerek şöyle dedi: Ey Muhammed! Sana bir müjde vereyim mi? Allah Teâlâ: ‘Kim peygamberime bir salât getirirse ben de ona salât getiririm. Ona selam verenlere de selam veririm‘ buyurdu. Ben de bu müjdeyi duyduğumda şükrünü eda etmek üzere secdemi uzattım" [İmam Ahmed, Hâkim ve Heysemi]
İbn Mes‘ud, Müslümanlara salâvatı öğretiyor!
Sahabenin büyüklerinden İbn Mes‘ud, bir gün çevresindeki Müslümanlara: "Hz. Peygamber‘e en güzel şekilde salâvat getiriniz. Çünkü salâvatınız Hz. Peygamber‘e arz olunabilir ve siz de bunu bilemezsiniz" dedi.
İbn Mes‘ud‘un bu sözleri üzerine orada bulunanlar: "O halde nasıl salâvat getirmemiz gerektiğini bize öğret!" dediler. Bunun üzerine İbn Mes‘ud: ‘şöyle söyleyiniz‘ diyerek şunları söyledi:
Ey Rabbimiz! Onu övülmüş ve gelmiş gelecek herkesin gıpta edeceği bir makama eriştir. Ey Allah‘ım! İbrahim‘e ve âline getirdiğin salâvat gibi Muhammed‘e ve onun âline de getir. Sen övülmeye lâyık yüce bir zatsın. Aynı şekilde İbrahim‘in ve âlinin üzerine indirdiğin bereket gibi Muhammed‘in ve onun âlinin de üzerine indir. Sen övülmeye lâyık yüce bir zatsın. [İbn Mace]
‘Kim Cuma günleri yüz salâvat getirirse...‘
Hz. Ali şöyle söylemiştir: "Kim cuma günleri Hz. Peygamber‘e yüz kere salâvat getirirse o, kıyamet gününde yüzünde bir nur olduğu halde haşredilir. Diğer insanlar onu gördüklerinde "Bu adam dünyada hangi ameli işlemiştir ki böyle nura gark olmuştur?" derler. [Taberani, Beyhaki]




