Bir okurumuz "Kendisinin küçük yaşta yetim kaldığını bütün sevgisini hayattaki tek varlığım dediği biricik kızına verdiğini ve annenin yerini kızının doldurduğunu ifade etmiş... Yoksunluklarımız aile içinde telafi edilir ve birbirimize maddi manevi destek veririz. Aile olmanın güzelliklerinden biri de budur...

Efendimiz küçük yaşta annesini kaybetmiş ve anneden mahrum büyümüştü. Bu süreçte  Fatıma binti Esed onu anne şefkatiyle bağrına basmış ve yardımcı olmuştu...

Efendimiz, biricik kızı Fatıma‘yı o kadar severdi ki, ona babasının annesi diye hitap ederdi. Anne efendimiz için derin bir hasretti, anneliği kızına giydirmişti ve onu gözü gibi koruyordu. Fatıma efendimizin ailesinin devamına vesile olan biriydi ve aynı zamanda, Hasan ve Hüseyin‘in annesi ve Ali‘nin eşiydi. Efendimiz Fatıma‘ya büyük hürmet gösterir o geldiğinde ayağa kalkardı. Değer verdiğimiz ve hürmete layık gördüğümüz kimseler geldiğinde ayağa kalkar ve saygımızı ifade ederiz öyle değil mi? Çocuklarının haklarına saygı göstermeyen ve sevgilerini onlardan esirgeyen anne babaların efendimizin çocuklarla, torunlarıyla ve kızıyla ilişkilerini anlamaya ihtiyaçları vardır.

Efendimiz Fatıma‘ya gönlümün sevinci diyor, benim nezdimde en aziz olandır diyor ve ondan bahsederken yüzü gülüyordu. Çocuklarımız gönüllerimizin sevincidir ve onlarla hayata tutunuruz... Efendimiz, aynı zamanda, toplumun ıslahı ve İslamın insanlara ulaşması noktasında gece gündüz çalışıyordu. Ama her ne olursa olsun ailesine ve çocuklarına vakit ayırıyor onlara sevgiyle muamele ediyordu. İşlerinden vakit bulamadıkları için çocuklarıyla ilgilenemediklerini ifade eden babaların da efendimizi anlamaya ihtiyaçları vardır...

Fatıma‘nın bir diğer adı da Zehraydı... Gönüllerimizde açan ve burada hayat bulan Fatıma‘nın bizler için ayrı bir yeri vardır... Çünkü o, babasının annesi olarak anılan biridir... Anne nedir? Anne neyi barındırır bağrında? Anne deyince, şefkat, merhamet, sadakat, sabır cefaya tahammül büyüklük ve diğerkamlık gelir aklımıza öyle değil mi? Fatıma bütün bunları temsil eden biriydi aynı zamanda.

Efendimiz beka alemine göçtüğünde Fatıma  acılara boğuldu ve babasının ardından kısa bir süre sonra o da aynı yolculuğa çıktı.

Fatıma, babasının anası, Fatıma Hasanla Hüseyin‘in annesi ve Fatıma bizlerin gönüllerinde bir çiçek. Bizler kendimizi Fatıma anamızın nezdinde  Ehli Beytin bir parçası hissederiz.

Efendimiz biricik kızını sevgiyle büyütmüş ve ona evliliğinden önce de nasihat ederek moral vermişti. Hazreti Ali, Fatıma ile evliliğinde bunların etkilerini yaşamış ve onunla ilgili memnuniyetini her zaman dile getirmiştir. Ali "Yoğun bir koşuşturmanın ardından eve gelip Fatıma‘ya baktığımda bütün gam ve üzüntülerim kalbimden yok olup gidiyordu" diyor ve ondan övgüyle bahsediyordu... Fatıma‘nın ruh portresinde ana olmanın evlat olmanın ve mümin olmanın sesi vardı.

Hazreti ali "Fatıma evime o kadar su taşıdı ki, kırba bedeninde iz bıraktı. O kadar el değirmeniyle buğday öğüttü ki, elleri nasır bağladı. O kadar temizlik yaptık ki, evi süpürün elbiseleri bozardı o kadar kazanın altına ateş yaktı ki, elbiseleri kararmaya başladı. O yüzden Fatıma ya "Peygamberin huzuruna gidip durumu beyan edecek olursan ev işlerinde sana yardımda olacak bir hizmetçi verir" dedim. Bunun üzerine Fatıma Efendimizin huzuruna gitti. Efendimiz birkaç sahabesiyle konuşuyordu bir şey söylemeden geri döndü. Efendimiz Fatıma‘nın bir isteğinin olduğunu anlamış o gün sabah evine gitmişti. Dün gece ne maksatla geldin diye sordu. Fatıma durumunu anlatmaktan utandı Bunun üzerine Ali ya Resulullah Fatıma o kadar su taşımış ki, kırbanın başı  göğsünde iz bırakmış o kadar el değirmeni çevirmiş ki elleri nasır bağlamış bunu görünce eğer babanın yanına gidip bir hizmetçi istemiş olursan seni bu durumdan kurtarır" dedim. Efendimiz bunun üzerine "sana hizmetçiden daha hayırlı olan şeyi öğreteyim mi?  Her gün otuz  üç defa sübhanallah otuz üç defa  elhamdülillah otuz üç defa Allahü ekber zikrini söyle. Bu zikir yüz defadan fazla değildir. Fakat bunun amel defterinde büyük sevabı vardır. Eğer bunu her gün sabahleyin söylersen Allah dünya ve ahiret işlerinde sana kifayet verir" buyurdu.

Tarihte bazı kadınlar vardır, onlar iyi bir ana, iyi bir eş iyi bir evlattır. Onların hayatı bizlere ışık tutar. Hazreti  Fatıma bu kadınlar arasında önemli bir yere sahiptir..

Aile içi eğitim

Efendimizin (s.a.v.) ahlakı

Terapistler, iyi ilişkinin insanı iyileştirdiğini ve onu güçlendirdiğini savunuyorlar. Bu anlamda yardım alan kimseler terapistleriyle iyi ilişkiler kurarak kendilerini değerli hissetmektedirler... Tarihe baktığımızda, Efendimizin insanlığından etkilenerek Kur‘anla tanışan ve örnek şahsiyetler arasında yer alan kimseleri görürüz... İşte onlardan birkaçı:

Bir müşrik kervanına refakat eden hakem bin Kays ve arkadaşları bir gazvede esir edilip Resulullah‘a getirildiler. Resulullah, Hakem‘i İslam‘a davet etti ama o bunu kabul etmedi. Resulullah ısrarla tebliğine devam etti ama o  her seferinde reddetti. Hazreti Ömer onun hiçbir şekilde Müslüman olmayacağını söylüyor ve  boynunu vurmak için izin istiyordu.

Efendimiz buna izin vermedi ve ısrarla davetine  devam etti. Sonunda Hakem, kendisine insanca muamele eden ve incitmeden hakka çağıran  Peygamberin davetini kabul etti. Bunun üzerine Efendimiz, Müslümanlara dönerek dedi ki, "Eğer size uysaydım o öldürülecek ve cehennemlik olacaktı" dedi.

Sabır, tahammül ve şefkatle muamele ettiğinizde insanların içinde bunlara cevap verecek iyi bir yan var... Efendimiz tebliğinde izlediği metotla bunu ortaya çıkarmış ve bizlere yol göstermiştir. İlk günlerde Müslüman olmayı ret eden hakem ileriki yıllarda sıradan bir Müslüman olmakla kalmamış, bir öğretmen olacak şekilde İslam‘ı öğrenmiştir. Daha sonra efendimiz onu Necid kabilelerine yolladığı 70 kişilik öğretmen kafilesine kattı. Kays bu kutsal yolcuğunda, Meune kuyusunun yanında tuzağa düşürülen bu kafilede şehid oldu...

Efendimizin, Tay kabilesinin liderleri ve aynı zamanda papaz olan Adiy b. Hatem‘in kız kardeşini af etmesi bu kişinin Müslüman olmasına vesile olmuştur. Bu da bizlere örnek olacak bir olaydır.

Bazen, yaptığınız küçük bir iyilik, gösterdiğiniz sabır bir insanın kurtuluşunu sağlayabilir. Hoşgörü sabır ve şefkat en katı en acımasız yürekleri yumuşatabilir ve bu kişiye insanlığını hatırlatabilir.

İnsanlarla ilişkilerimizde  hoşgörü hayatımızı kolaylaştırır ve daha yaşanabilir kılar. Çünkü hiçbirimiz hatadan beri değiliz. İnsan olarak hataya meyilli bir tarafımız var. İnsanların tahammülü yok, yolcu otobüslerinde, semt pazarlarında, mahallede, evde küçük bir şeyde kavgaya tutuşuyorlar. İnsanlar patlamaya hazır birer bomba gibi oldular. Elbette bazı durumlarda sesimizi yükseltmemiz anlayışla karşılanabilir ama incir çekirdeğini doldurmayacak şeyler için saç başa girmenin hiçbir anlamı yok. Affedebilirsiniz, hoş görebilirsiniz, gençliğine verebilirsiniz. Nihayetinde, başkalarının size yaptığı hataları affetme yetkisine sahipsiniz. Bu yetkiyi en iyi şekilde değerlendirebilirsiniz.

Bilindiği üzere Hind Efendimizin amcası Hamzayı öldürtmüştü. Hint o kadar kindar bir kadındı ki, Fetih sırasında Müslümanlara karşı koymama çağrısı yapan eşinin dahi öldürülmesini istemişti. Efendimizin hoş görü ve iyiliği onu yumuşatmış ve kendisi efendimize gelerek bağlılık yemine etmişti. Hint, artık başka bir olmuş ve "Ey Muhammed, Vallahi, yeryüzünde senin ailen kadar rezil rüsva olmalarını istediğim hiçbir kimse yoktu. Fakat şimdi yeryüzünde senin ailen kadar şerefli ve aziz olmasını istediğim hiçbir kimse yoktur. İşte efendimiz ve onun yolunu takip eden şahsiyetler, örnek hayatlarıyla insanları bu şekilde değiştiriyor ve İslam halkasında birleştiriyorlardı...

Ey Muhammed! Vallahi yeryüzünde senin ailen kadar rezil rüsva olmalarını istediğim hiçbir kimse yoktu. Fakat şimdi yeryüzünde senin ailen kadar şerefli ve aziz olmasını istediğim hiçbir kimse yoktur" Efendimiz hindi de affetmişti.

Birkaç söz

Yapabileceğin bir şeyin vardır

Hazreti Peygamber "Her müslümana sadaka vermek vaciptir. Buyurdu. Oradakiler, Ya Resulullah eğer sadaka olarak verecek bir şey bulamazsa ne yapar dediler.

Çalışır, elinin emeği ile kazandığını hem kendisi harcar hem de sadaka olarak erir buyurdu. Çalışmaya gücü yetmezse ne yapar? Dediler. Sıkıntıya düşmüş bir muhtaca yardım eder, buyurdu. Böyle bir yardıma gücü yetmezse ne yapsın dediler. Bunun üzerine efendimiz kötülükten kendini sakındırır" buyurdu...

Muhabir: Haber Merkezi