Televizyon kanalları arası gezerken TRT Haber’e denk geliyoruz, program ana haber saati. Nelerden bahsediyorlar diye biraz kalıyoruz. Ne güzel bir haber saati! Mis gibi haberler… Seyrettiğimiz süre içersinde ne bir gerilim yaşıyoruz ne bir üzüntü ne de endişe. Oysa ne güzelmiş dünya.

            Bize denk gelen haberlerde bütün hayvanlar âlemine dair olaylardan haberdar oluyoruz. Antalya’da caretta carettaların yavruları denizle buluşmuş, Amerika’da bir AVM’de kapatılması konuşulan hayvanat bahçesi yine kapatılma konusunda gündemmiş, Kanada'daki yangından beş köpek yavrusu kurtarılmış, Amerika'da sıcaktan bunalan hayvanları serinletmek için büyük çabalar sarf ediliyormuş. Merak etmeyin öznesi insan olan haber de vardı. Konya'da bilmem ne yürüyüşü yapılmış, insanlar doğayla beraber olmuş. Ohhh misss... Çok güzel!

            Ne ilaç fiyatlarındaki yukarı doğru artıştan (yani zamdan) haber var, ne ekonomideki kriz yüzünden birbirine girmiş ev sahibi-kiracı haberleri, ne market raflarında bir etiket değişmeden yeni gelen zamlardan haber var. Devlet kurumu olduğu için insan en azından unutulan deprem bölgesi haberlerini bekliyor. Diyoruz ki, belki haber saatinin başında idi biz denk gelmedik. Hemen sosyal medya hesaplarına bakıyoruz. Seyrettiklerimize ek olarak gördüğümüz haberler ise iktidarın yaptığı toplantılara dair haberler. Ama haberde o toplantının sonuçları yok. Bir de Anadolu Ajansı’na bakalım, onların sayfalarında milletimizin dertlerine dair haberler var mı? Sonuçta Anadolu Ajansı ülkenin resmi haber ajansı. Her gazete ve televizyonun abone olduğu ajans. Mesela hiç zam alamayan emeklilerin ilaç zammından nasıl etkileneceğine dair bir uzman görüş almışlar mı? Emeklinin “e”sine dair haber yok. Mesela yeni üniversite kazanan öğrencilerin barınma ihtiyaçlarına dair iktidar eliyle de olsa çözümleri içeren haberler var mı? Yok, aileler yine kendi yağlarında kavrulacaklar. Deprem bölgesinde üniversite kazanan öğrencilerin barınma ihtiyaçları nasıl karşılanacak? Bu konuda iktidarın milletimize sunduğu hizmetlere dair haberler var mı? Deprem bölgesinde yaşananlara dair bir haber de yok. İki kitle iletişim aracı millete ait kuruluşlar oysa. Ama haber gündemlerinde vatandaş yok, vatandaşın sorunları yok, sorunlara dair çözümlerin üretildiğine dair haber yok.  

            Hep olmayanlardan bahsetmeyelim, olan haberlerden bahsedelim: sosyal medyadaki hesaplarını açar açmaz önüme düşen haber: “Bir kuşun yuva yapışından bebeklerin doğumuna kadar yaşamı görüntülendi”, “Ay’ın Dünya’ya en yakın olduğu akşam saatlerinde gerçekleşen ‘Süper Dolunay’ görüntülendi”… İnsan haberlere bakarken diyor ki içinden: “Hiç mi içinde haber kaynağı ve aktörü insan olan haberler yok?” Ama telaş etmeyin var. Hem de uluslararası haber. “İranlı çevre aktivistleri tamamen kurumaya yüz tutan Urumiye Gölü’nde dev pankart açtı.” Gülmeyin! Aklınıza da geçen hafta gerçekleşen Akbelen olayı gelmesin.

            Kısaca hem TRT’den hem AA’dan haberleri takip ederseniz uluslararasında gerçekleşen olaylardan ve hayvanlar âleminden haberdar olursunuz. Objektif, kamu yararı gözeten haberleri beklemek biraz hayalcilik olur.

            Vergisini veren bir vatandaş olarak beklersiniz ki, siyasi çatışmaların ve siyaset dünyasının dışında vatandaşın muzdarip olduğu konulara yer verilsin bu kitle iletişim araçlarında. En azından deprem bölgesinde günlük gerçekleşen olaylara yer verilse, deprem bölgesi unutturulmasa. Deprem bölgesinde yaşayan insanlarımızı “unutulduk” duygusundan kurtaracak haberleri takip edebilsek. Özel kanalların ekonomik sıkıntılar sebebiyle her an o bölgelerde muhabir tutamaması anlayışla karşılanabilinir. Ama kamu kurumu olanların deprem bölgesinde olmamasını nasıl karşılayalım? Deprem bölgesindeki son durumlara dikkat çekilerek bundan sonra yapılacak işlere öncülük edilebilinir. Hem vatandaşlara hem de yöneticilere dersler sunulabilinir.

            Biz de herkesin yaz tatiline girdiği şu günlerde nelerle uğraşıyoruz? Bu ülke değil mi, “Meseleyi mesele etmezsen mesele kalmaz” diyen siyasilerin olduğu? Biz niye uğraşıyoruz bunlara rağmen? Çünkü insan yapıp etmelerinden ve yapması gerekirken yapmadıklarından hesaba çekileceğine inanıyoruz. İnsanlığa, kamuya hizmet etmek için bulunulan makamlarda, mevkilerde bulunanlar üzerlerine düşen görevleri, hizmetleri yapmazlarsa hesapları ağır olacaktır.