Güvenlik Konseyi Kararı:

24 Aralık 2006 Pazar günü, Güvenlik Konseyi nden İran aleyhinde bir karar çıkmıştır. Bu karara göre İran dan uranyum zenginleştirme programlarına son vermesi ve nükleer konularda araştırma programlarını da durdurması istenmiştir.

İran ın Nükleer çalışmalara devam etmesi durumunda, İran a karşı yaptırımlar uygulanmasına ittifakla karar verilmiş ve İran a askeri olmayan nükleer gelişimde kullanılabilecek her türlü malzeme ve malın direkt veya dolaylı satışı yasaklanmıştır.

İran ın Konsey kararlarına uymaması halinde ise 7 nci fasıl ve 41 inci bölümde bulunan tedbirlerin alınacağına ve kullanılacağına karar verilmiştir. Bilinmesi gereken husus, bu bölümün askeri olmayan tedbirler kategorisi içinde olduğu hususudur.

Sadece Rusya nın halihazırda İran da inşaa etmekte olduğu nükleer merkezin tamamlanmasına izin verilmiştir. Bunun yanı sıra, şu anda işlerlikte olan ve bu karardan önce imzalanmış bulunan bütün anlaşmaların geçerliliği de tanınmıştır. Ağustostan bu yana yapılan çalışmalar sonucunda Konsey de bir işbirliği sağlanmıştır.

Etki ve Tepkiler:

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nden böyle bir karar çıkar çıkmaz, İran parlamentosu, ilk defa olarak bu GK kararını tanımamaya ve İran ın nükleer programlarına devam etmeye ittifakla karar vermiştir. İran ın Nükleer konulardaki baş müzakerecisi Ali Laricani bu durum karşısında, en geç, o gece yani, Pazar (24 Aralık) gece yarısına kadar İran ın ana nükleer santralına 3000 adet uranyum zenginleştirici özel ayırım aleti takılarak, harekete geçirileceğini ilan etmiştir. "İran tüm hızıyla uranyum zenginleştirme programına devam edecektir" diyerek, İran ın kararlılığını da belirtmiştir.

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, GK kararını, "bir kağıt parçası" olarak nitelerken, dışişleri bakanlığı sözcüsü Mohammed Ali Hüseyni, "böyle bir karardan sonra, Viyana daki Atom Enerjisi Kurumu Ajansı (AEKA) ile işbirliği içinde çalışmanın pek manası kalmadığından bu işbirliğinin azaltılabileceğini" ifade etmiştir. İran dışişlerinin ABD ve Avrupa dan sorumlu bakan yardımcısı, Said Celili ise oldukça sert bir tepki vererek, AEKA ile yapılan tüm uyumlu çalışmalar ve yapılan tüm teftişlerden sonra barışcıl ve halkın kullanımına yönelik çalışmaların dışında hiçbir şey bulunmamasına rağmen, Güvenlik Konseyi nin bu kararının "tamamen insafsız, son derece mantıksız, etkisiz ve hukuka aykırı bir karar" olduğunu vurgulamıştır. İran dan tepkiler tek ses ve tek yumruk olarak yükselmiştir.

Yorum ve Gelişimler:

ABD, kararı yeterince sert bulmamıştır. Çin, kararın zayıf yaptırımlı ve az etkili bir karar olduğunu beyan etmiştir. Bu kararı hazırlayan İngiltere, Fransa ve Almanya, kararın dikkate alınması gereken bir uyarı olduğunu vurgulamışlardır. Kararın alınışından birkaç saat önce ABD Başkanı Bush, Başkan Putin ile görüşerek şu anda Rusya nın İran la yapmış olduğu anlaşmanın bu kapsam içine girmediğini ve inşaa etmekte oldukları merkezi bitirebileceklerini ifade etmiş ve böylece Rusya nın çıkarları koruma altına alındıktan sonra Rusya da karara katılmıştır. Fransa, hızını alamayıp böyle giderse "İran ın tam bir izolasyona tabi tutulacağını" ifade etmiştir. ABD de önlem babında, 12 İranlının ve 10 firmanın mallarına ve hesaplarına el koymuştur.

Tümü ile ortaya çıkan portre gayet garip bir portredir:

İran işine devam etmektedir. AEKA ile arasındaki anlaşmaya göre bu hakkıdır.

Onunla çalışan Rusya ve Çin işlerine devam edecektir.

Diğer taraftan Malezya ve Singapur dan İran a gerekli malların satılıp satılmadığı kontrol edilecektir. 

Fransa gürültülü bir şekilde öfkesini belirtip, tehditler savurmaktadır.

İngiltere, sureta görünüp alttan alta işler yürütmektedir. İsrail e nükleer teknoloji ve madde veren ve bomba yapmasını sağlayan iki ülke de İngiltere ve Fransa dır.

Aralık 12, 2006 da İsrail başbakanı, İsrail in bir nükleer güç olduğunu ilan etmiş bulunmaktadır. (bir rapora göre 100-200 nükleer başlığa sahiptir) 

ABD, İran a gürlemekte, ama Hindistan a bütün hızı ile her türlü nükleer madde ve makine satmaya devam etmektedir. (Hem de bu ülke AEKA üyesi olmadığı ve teftişe açık olmadığı halde. Aynen İsrail gibi).

Bu arada Mısır 20 yıl sonra tekrar nükleer araştırmalar ve uranyum arıtma işlemlerine döneceğini ilan etmiştir.

Gözden kaçmaması gereken hususlar:

Amerika da National Academy of Science ın (Ulusal Bilim Akedemisi) yaptığı bir araştırmaya göre İran ın Petrol ve Doğalgaz kaynaklarında büyük bir azalma olmakta ve yapılan hesaplara göre 2015 yılında bu durum had safhaya ulaşma eğilimindedir. Bir asırdır büyük üretim yapan ve Batı firmaları tarafından Batının ihtiyaçlarını karşılayan İran, bugün kendi halkına da aynı rahatı sağlamak için indirilmiş fiyatlardan halkına enerji sağlamaktadır.

Washington D.C de bulunan tanınmış John Hopkins Üniversitesi profesörlerinden Roger Stern in hazırladığı ekonomi raporuna göre, İran her yıl Petrol kaynaklı gelirinden en az % 10-12 arasında bir kayıp yaşamaktadır. Dolayısıyla 5 yıl içinde geliri yarı yarıya azalmış olacaktır. Bir bakıma İran ın  Nükleer enerjiye dönerek sivil ihtiyaçları karşılamaya çalışmasının arkasında hissedilen gerçek bir durum mevcuttur. Bu Amerikalı profesör, siyasilerin ekonomik ve coğrafi verilere bakarak daha gerçekçi karar vermelerini tavsiye etmektedir.

ABD istese de, istemese de İran ı olduğu gibi kabul etmeye ve Ortadoğu denklemi içinde vazgeçilmez bir unsur olarak onunla bir şekilde anlaşma yolu bulmaya zorlanabilir. Politik olarak, her problem savaşla çözülemeyeceğine göre gerçek diplomasi "reel politika" icabı barışcıl alternatiflere bakmak zamanı gelmiştir.

Son GK kararına bakıldığında bunun adeta Amerikayı mahcup olmaktan kurtaracak, ama İran a karşı askeri olmayan yaptırımlarla olayı çözmeye yönelik bir çıkış arayışı olarak da görmek mümkündür.

Her ne olursa olsun, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tam manası ile çifte standart kullanmakta ve keyfi uygulamalar yapmaktadır.