Almanya da İslâmî çalışmaların başlaması ile ilgili

öylesine heyecan verici hikâyeler var ki... Hemen hepsinde dâvâsına inanmış bir

kişinin nasıl büyük başarılara vesile olduğunu görüyoruz. Atalarımızın Kırk

işçi, bir başçı sözündeki mânâyı daha iyi kavrıyoruz. Organize olup teşkilât

(cemaat) olmanın feyiz ve bereketine şahit oluyoruz. Efendimiz in (s.a.v)

Allah ın rahmeti cemaat üzerinedir Hadis-i Şerifi ni hatırlıyor; Allah ın

yardımı konusunda Erbakan Hoca nın şu sözünü daha iyi anlıyoruz: Biz

çalışırsak, Allah bize yardım eder; Allah bize yardım ederse biz gâlip

geliriz.

1967 de Almanya ya Atom Fiziği öğrenimi görmek için giden

Uşaklı Ahmet Rüştü Bey, gurbette işçilerimizin acıklı halini gördükten sonra

her şeyi unutmuş, onların dert ve sıkıntılarıyla ilgilenmeye başlamış.

Yöneticilerimizin sahip çıkmadığı bu insanların dînî ve sosyal problemleriyle

yakından ilgilenmiş. Cemiyetler kurarak onların sosyal ve dînî yönden

dayanışmalarına öncülük etmiş.

O yıllarda Almanya ya Tıp ihtisası için giden Bolulu Dr.

Mehmet Şener Yücetürk, vatandaşlarımızın başıboş ve sahipsizliğinin oluşturduğu

acıklı durumu şöyle anlatıyor: Almanya ya ilk giden işçilerimiz orada daha

önce görmedikleri serbest bir atmosfer buldukları için domuz eti yiyor, içki

içiyor, kötü yerlere gidiyorlardı. Türkiye den giden hanımların adreslerini

öğreniyor, onlarla ilişki kuruyorlardı. Niceleri hamile kalmış olarak tedavi

için bana geldiler. İşte, kendi haline ve sahipsiz bırakılmış bir topluluğun

dramatik manzarası!..

İlk gidenlerin Almanya daki traji-komik hallerini

anlatmak kitaplara sığmaz. Dil bilmedikleri için AVM lerden ekmek satın almak

isterken komediye dönüşen işaret dili kullananlar, yumurta isterken tavuk gibi

gıdaklayanlar...  Baba Almanya da, diğer

aile fertleri Türkiye de olmasından kaynaklanan ailelerin parçalanmışlığı

konusunun verdiği acı Zalim Almanya şeklinde yanık türkülere konu olmuş.

İşçilerimiz Toparlanıyor

Ahmet Rüştü ve arkadaşlarının önce Braunschweig

Üniversitesi nde mescit, sonra da aynı şehirde vatandaşlarımızın ibadet

ihtiyaçlarını karşılamak için cami açmayı muvaffak olmaları Almanya daki

işçilerimizi heyecanlandırmış. Başka şehirlerde de cami ve cemiyet açmak için

gayretler başlamış. Ahmet Rüştü Bey, bir taraftan Braunschweig teki cami

hizmetlerinin organizasyonu ile meşgul olurken; diğer taraftan başka şehirlerde

de aynı hizmetlerin yürümesi için hem teşvik etmiş, hem de rehberlik görevi

yapmış. Hannover, Köln, Hamburg gibi yerlerde bu anlamda hareketlenmeler

yaşanmış.

Gurbetçilerimiz arasında yaşanan bu heyecan dalgası daha

kapsamlı bir teşkilâtlanma ihtiyacını ortaya çıkarmış. Ahmet Rüştü ve arkadaşları

bir cemiyet tüzüğü hazırlayarak resmi mercilere müracaat etmişler. 1969

yılında, Almanya nın her yerinde şube açabilir kaydı düşülen Almanya Türk

Birliği ni kurmuşlar. Birlik, 1970 te teşkilâtlanma çalışmaları yapmış,

1971 den itibaren de hızla şube açma çalışmalarına girişmiş.

Almanya Türk Birliği nin ilk Genel Merkez Yöneticileri şu

isimlerden oluşuyor: Genel Başkan: Ahmet Rüştü Banaz; Teşkilâtlanma Başkanı:

Hasan Damar; Yönetim Kurulu Üyeleri: Dr. Mehmet Şener Yücetürk ve Selman

Özçalışkan.

Almanya Türk Birliği nin ilk şubeleri arasında şu

yerleşim yerleri var: Braunschweig, Wattenstedt, Salzgitter Tih, Wolfenbattel,

Peine, Salzgitter Hüte. Birlik yöneticileri, vatandaşlarımızın bulunduğu her

yerde cemiyetler oluşturmak için Almanya yı karış karış dolaşmışlar. Yüzlerce

km. ötedeki yerlerde cemiyet ve cami açabilmek için gecelerini gündüzlerine

katmışlar. Eğitim seviyesi çok düşük olan bu insanlara nice büyük başarılara

imza atmak nasip olmuş. Tek sermayeleri ise, samimiyet ve fedakârlıkları.

Dr. Mehmet Şener Yücetürk diyor ki: Dr. Zeynel Abidin

bir Türk görüp görevini hatırlatmak için 200 km. yol kat etmeyi göze alırdı.

Bütün bu büyük fedakârlıklar, 1972 de kurulan Avrupa Millî Görüş Teşkilâtı nın

(AMGT) alt yapısı ve temellerini oluşturmuş.

Hasan Damar ın Rüyası

Ciddi bir İslâmî eğitim alma fırsatı bulamamasına rağmen

Ahmet Rüştü Bey e nasip olan bu kadar güzel hizmetlerin sebebini şuna bağladım:

Samimi bir inanç ve öğrendiklerini hemen uygulamaya girişmesi. Siz

bildiklerinizi yaşarsanız, Allah size bilmediklerinizi öğretir. (Hadis-i

Şerif) Bir İslâm fedaisi gibi çalışan Ahmet Rüştü Banaz ın Almanya Türk

Birliği ndeki Teşkilatlanma Başkanı Hasan Damar ın hac sırasında yaşadığı şu

anekdotu dinleyelim:

Medine den ayrılacaktık. Son gece hanımla birlikte gece

yarısı kalkıp Mescîd-i Nebevi ye giderek Cennet Bahçesi denilen yerde hem

namaz kılıp hem de Kur an okumaya karar verdik. Mescide vardık; hanım, hanımlar

tarafına geçti; ben de Ravza dan geçerek Cennet Bahçesi tarafına girmeye

çalıştım. Fakat o mahal yine doluydu. O zaman hiç tanımadığım bir zat bana

döndü ve işaretle Buraya mı gelmek istiyorsun   dedi. Ben de başımı sallayarak evet

cevabını verdim. Kendisi bulunduğu yerden çekildi ve onun yerine ben girdim.

Biraz Kur an okuduktan sonra, biraz da dua ederek Peygamberimizin kabrini

ziyaret ettim. Daha sonra kapıda hanımla buluşup kaldığımız evimize döndük, iki

saat sonra tekrar sabah namazına gelmek üzere.

Yatağa yatar yatmaz uyumuşum. Rüyamda Ahmet Rüştü Banaz ı

gördüm, heyecanlı bir şekilde beni çağırıyordu. Küçük bir evin içinde idi, evin

içinde beş kişi vardı ve sarıklı idiler. Rüştü de onlarla beraberdi. Bana

odanın küçük camından, Gel, gel, gel! diye sesleniyor ve şahadet parmağı ile

işaret ediyor; tek tek Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali ve Peygamber

Efendimiz ona, geç içeri diyorlardı. Fakat ben odanın dışından net görmeme

rağmen içeri giremedim. Senelerce bu rüyanın etkisinde kaldım. (Efendilikten

Köleliğe -Avrupa da Millî Görüş Hareketi-, Milsan Basım Sanayi A.Ş. 3. Baskı,

cilt 1, Sh. 95)