Abdullah Öcalan ile birlikte kurgulanan karabasan

politikalar ile Güneydoğu da yeni strateji ortaya koymaya çalışan AKP

Hükümeti, barış süreciyle birlikte PKK nın hayatiyetini meşrulaştırmaya yönelik

adımlarına rağmen dahi hâlâ güven sorununun aşılamaması, Güneydoğu da uzun bir

aradan sonra ortaya çıkmaya başlayan barış ve kardeşlik rüzgârının yeniden

bozulması ve soruna yönelik kalıcı çözüm yollarının tıkanmasına neden olabilir.

Hükümet, PKK nın silah bırakarak Türkiye sınırını terk

etmesine endekslediği çözüm süreci, PKK nın ancak yüzde yirmi oranında

çekilmesi karşısında nasıl bir seyir izleyeceği doğrusu merak konusudur. Çözüm

sürecinde gerekli tedbirlerin alınmaması durumunda akıbeti şimdiden daha zor

bir mecraya girilebilir.

Güneydoğu insanının en az terör kadar maruz kaldığı asıl

sorunların Hükümet tarafından göz ardı edilmesi, insanların içinde bulundukları

olumsuzlukların örtbas edilmeye çalışılması, ileride terörden de daha büyük

sosyal patlamalara neden olabilir.

Hükümet in, çözümü Güneydoğu da kendilerini İttihat ve

Terakki benzeri superiorpower (üst güç) olarak görmeye çalışan Abdullah

Öcalan, BDP, PKK ve KCK ya göre endekslemeye çalışması ileride olası büyük

yanlışlıkları da beraberinde getirmesi kaçınılmaz olacaktır. 

Sadece terör konusunda yapılacak olan varsayımlardan

hareketle, günü kurtarmak ve iç politikada adet haline gelmiş değeri

kendinden menkul maceralarla kamuoyunu kazanmak, Güneydoğu ve Kürt sorununu

çözmek yerine, sorunu çözüyormuş izlenimini vermek, uzun vadede hem AKP hem de

BDP ye güç kaybettirmeye yönelik olabilir. Fakat asıl önemlisi, Türkiye bunun

ağır faturasını ödemek durumunda kalabilir.

Yonan H. Şahbaz,1929 da yayınladığı İslam ın Öfkesi

(THA Raşe of İslam) adlı eserinde, geçmişte Cizre-Hakkâri arasında yaşanan

Nesturi-Asurî olaylarını göz önüne alarak Kürtleri Kalpsiz Kürtler (Heartless

Kurds) şeklinde imlemesi ve Batı da temporalpower (geçici güç) olarak

adlandırılan ajanların Osmanlı döneminde sözü edilen fay hattında nifak

tohumları ekerek istikrarı bozmalarını göz ardı etmesi endişeyle izlenmesi

gereken bir husustur.

Bu konuda Yonan H. Şahbaz dan başka birçok Batılı yazar

benzer konulara parmak basarken, özellikle son yıllarda Asurî-Nesturi odaklı

geçici güçlerin (temporalpowers) düşman güç olarak belledikleri Kürtleri her

fırsatta katliam ile suçlarlarken, bu güçlerin şu anda PKK ile dirsek temasında

olması düşündürücüdür.

Bütün cereyan etmekte olan olaylara gerçek perspektiften

baktığımızda, kitlevi bir görünüm arz eden PKK terörünün sona erdirilmesi için

ortaya çıkmış bulunan sürecin en iyi şekilde değerlendirilmesi ve çözüm yolunda

somut ve kararlı tedbirlerin geciktirilmeden bir an önce alınması gerekir

kanaatindeyiz.

Sorunun bir zincir reaksiyon haline dönüşmesi ve daha

büyük olaylara yol açmaması gerekmekte olduğu sağduyu gereği olduğuna göre, çok

geç kalınmış da olsa Güneydoğu da sadece BDP, PKK, KCK değil, bütün unsurları

kucaklayabilecek bir çözümün ortaya konulması elzemdir.