Güney Kıbrıs Seçimleri:

Güney Kıbrıs Cumhuriyeti nde, mevcut 516,000 seçmen (aralarında 316 Türk dahil olmak üzere) %90,2 bir katılımla oy kullanmıştır. Birinci turda 3 aday arasından, Papadopoulos elenmiş ve onun elde ettikleri ile tatmin olmayan Rumlar, Komünist Akel partisinin adayı olan Demetris Christofias %53.36 ile seçmişlerdir. Az farkla rakibini yenen Christofias a, Papadopoulos un partisinden de destek gelmiştir. Bu durumu inceleyen siyasi yorumcular, iki lider arasında nasıl bir anlaşmaya varıldığını ve yeni seçilenin Papadopoulus a ne gibi gizli sözler verdiğini tartışmaktadırlar.

Christofias, "birleşmiş bir Kıbrıs, yabancı askerlerin olmadığı bir Kıbrıs, yenilikçi bir Kıbrıs" sloganları ile iş başına gelmiştir. Yabancı basında da, "ümide açılan yeni bir pencere" şeklinde lanse edilmiştir. Enteresan bir ilke imza atarak, 27 AB ülkesi içinde ilk Komünist başkan olarak başa geçmiştir.

Cumhurbaşkanlığı için yarışan üç aday içinde, ABD ve İngiltere gibi Anglo-Sakson bloğun da desteğini kazanarak iş başına gelmiştir. Christofias, eşinin de ifadesi ile, "her işin üstesinden gelebilen, her kalıba girerek, işini yürüten birisi" olarak tanınmaktadır.

Bilinmesinde fayda olan bir iki husus daha vardır: Akel ilk defa olarak kendi geleneğini bozarak bağımsız aday göstermiş ve kazanmıştır. Akel, şimdiye kadar genelde, perde arkasından destek vererek kazandırma işlemlerinde çok başarılı olmuştur. Aynen, 80 li yıllarda Kyprianou un ve Vassileiou nun, 2003 te Tassos Papadopoulos un desteklendiği gibi. Ve hatta, referandum sırasında ve hemen sonrasında Türk kesiminde Mehmet Ali Talat ın desteklenip kazandırılması gibi.

Burada hemen sorulması gereken sualller şunlardır:

* Acaba, ne değişti de AB ye girdikten ve "serbest piyasa ekonomisi ile zenginleşen Güney Kıbrıs ta bir komünist partisi başa geçti

* Acaba, Tasos Papadopoulos a ne gibi sözler verilerek, onun adamlarının da desteği alındı

* Acaba, seçim sloganlarında verdiği sözler nasıl gerçekleşecektir

* Gidecek askerler arasında Yunan ve İngiliz askerleri de var mıdır

* Bir taraftan, Yunanistan ın çeşitli politikalarla NATO ya sokmaya çalıştığı Güney Kıbrıs, tarihinin her döneminde NATO ya karşı çıkmış bir Akel üyesi ile bunu yapmayı nasıl düşünmektedir

* Anglo-Sakson blok neden komünist Christofias a bu kadar güvenmektedirler

* En önemlisi,  KKTC Cumhurbaşkanı Talat ın neden Christofias a bu kadar güvenmekte ve seçilişinden memnuniyet duymaktadır. Yine Talat, bir an önce bir araya gelerek, konuşmaların başlamasını istemektedir, neden

Yani küçücük Kıbrıs ta, cevaplanması gereken pek çok BÜYÜK sual mevcuttur.

Taktiklere dikkat:

KKTC Cumhurbaşkanı, Mehmet Ali Talat bir an önce tekrar Annan Planı konuşmalarına dönülmesi isteğini belirtmiştir. Baştan beri Annan Planına bağlı olan Talat, adeta kendi varlığını ve başarısını bu planla özdeşleştirmiş gibidir. Annan Planı dikkatle okunduğu takdirde, büyük ölçüde Rumlara yararlı bir plan olduğu anlaşılacaktır, Türk tarafı ve özellikle Türkiye ve Türkiye den gelenler çok şey kaybedeceklerdir. Buna rağmen Türk tarafı, o sıralarda Türkiye den gelen telkinlerle de, "Evet" oyu vermişlerdir. Tek istedikleri, bu tutumlarına karşı, bazı Avrupa ülkelerinin haksız ve hukuki, mesnetsiz olarak uyguladığı izolasyonlardan kurtulmaktı.

Rumlar ise, kendilerine bağışlanan bunca şeyi kâfi görmemiş, daha da fazlasını talep etmiş ve dolayısı ile bu plana "Hayır" demişlerdi. Onlar nasıl olsa tek taraflı olarak AB ye sokulmuş olmalarının rahatlığı içinde daha da çok şey talep etme hakkını kendilerinde görmüşlerdi.

Görünen odur ki, şimdi yeni bir oyun başlamıştır. Şimdiye kadar, sertlik, inatçılık ve katılıkla istediklerinin daha fazlasını elde edemeyen Rumlar taktik değiştirmektedirler. Her zaman için mızıkçılık yapan, sonra da suçu Türklere atan kendileri olduğu halde, Papadopoulos liderliğinde istedikleri büyük lokmayı kapamamışlardır. Şimdi, tümü ile bir "yenilik" yaparak ve "İyi polis, kötü polis" oyununu uygulayarak Türk tarafına isteklerini kabul ettirmeyi düşünmektedirler. Şimdi olaya en tatlı, en uyumlu ve anlayışlı halleri ile yaklaşmaya çalışacaklardır. Zaten orada kendilerine yakın ve anlaşmaya hazır bir lider varken, bu imkân sonuna kadar kullanılacaktır. Daha şimdiden Christofias, "Annan Planının artık öldüğünü, ama yeni bir planın hazırlanması gerektiğini" söyleyerek kapı açmaya başlamıştır bile.

Seçimlere girerken "serbest piyasa ekonomisine dokunmayacağına" söz veren Christofias, aynı zamanda 2009 yılında AB nin Türkiye nin adaylığı konusunda bir değerlendirme yapacağını ve bunun Türkiye için önemli olduğunu da bilmektedir ve oyununu ona göre kurmuş bulunmaktadır.

Kimseye danışmadan Kıbrıs etrafında petrol arama yetkilerini sağa, sola dağıtmaya başlayan Güney kesimi, içerde de olayı yumuşatarak, kaleyi içten fethetme yoluna girmiş bulunmaktadır. Amerika, İngiltere ve diğerlerinin aniden bu kadar olumlu ve ılımlı bir tutum içine girmeleri de boşuna değildir. Sonunda petrolu alacak şirketler de onlarınki olacaktır.

Bir taraftan da, kendini, İsrail in deniz tarafından güvenliğini düşünmek zorunda hisseden ABD,  bir Hıristiyan idarenin Kıbrıs ta hâkim olmasını duruma daha uygun bulmakta ve olayı bu yönü ile de desteklemektedir.

Bugün, Türkiye yepyeni taktikler karşısındadır. Dolayısı ile Türkiye nin daha sağlam bir stratejisi ve daha milli bir politikası olması gerekmektedir.

Kendisinin çeşitli taktiklerle köşeye sıkıştırılmasına da izin vermemelidir.