Gündem, insanın, kendisi için problem edindiği, çözme
gereği duyduğu, çözünceye kadar huzur hissetmediği mesele veya meseleler
dizisidir. Kişinin aşılmasını düşündüğü bir engel veya ulaşılmasını zaruri
gördüğü bir hedeftir. Bu hedefin sağlıklı bir şekilde belirlenmesi için
zihniyetin de sağlıklı olması gerekir. Çünkü gündemi zihniyet belirler. Kendi
gündemi üzerinde hassasiyet sergilemeyenlerin gündemlerini başkaları
belirleyeceğinden, gündemin kimler tarafından belirlendiğini kavramak en önemli
haslet ve hassasiyettir. Kim kimin gündemini belirliyorsa, o onun zihnî ve
fizikî melekelerini, kendi hedefleri istikametinde kullanma imkânı oluşturmuş
demektir.
İnsanımız, gündemlerini özgürce ve özgünce belirleme
imkânlarından yoksun bir görünüm içindedir. Gündemi sağlıklı belirleyebilmek
için gerekli özgür zihnî ortama sahip olmadığı gibi, gündemi oluşturmada
istifade edilecek zihnî malzemeler de, maalesef başka küresel odakların
patentini taşıyor. Talan edilmiş ufukları ile zihnî ortamı oluşturan araçların
kontrolünü sağlayamadığımız için, genellikle başka odakların elinde ve
inisiyatifindeyiz. Küresel çaptaki iletişim araçları, eğitim-kültür
kuruluşları, ekonomik organizasyonlar ve hâkim devletler vasıtasıyla dünyanın
inisiyatifi, kuşatılmış bir yapıda ve empoze edilen bir konumda bulunuyor. İşte
burada durup, gündem ve zihniyet olgusunu, hem ülke planında, hem coğrafya
planında bir kere daha düşünmek gerekiyor: Hangi zihinle bu aşılabilir
Özgün değerlere göre hareket edecek donanıma ihtiyacımız
var. Kendi kişiliğimizden başlamak üzere, her şeyi zihniyet dünyamızın ana
parametreleri çerçevesinde uygun bir sıralamaya tabi tutmalıyız. İnsanlığa
karşı sorumluluğumuz ve karşı karşıya bulunduğumuz gündemin mahiyetini
kavrayacak tahlil yöntemlerimizin mevcut olup olmadığına baktığımızda, bir
düşünce disiplinine sahip olmamız ilk adım olacaktır. Zihin yapısı, akli ve
kalbî bir kıvamın ifadesidir. Zihin yapımız nasılsa, olayların akışına
bakışımız da o çerçevede olacağından dünyada yaşanan hercümerç içinde, ideal
bir akli ve kalbî kıvamın ifadesi olan zihniyet duruluğuna ihtiyacımız var.
İnsan, yaratılış gayesinin farkına vardıkça gündemi
büyür, zenginleşir, ulvileşir. Gündemsiz kalmak, ancak başıboş, boş yere
yaratıldığını sanan insanlar için söz konusu olabilir. Yaradılış gayesinden
uzaklaştıkça, gündem küçülür, hayvani boyutlara hatta daha aşağısına inebilir.
Gündemi ayıklamak, o yüzden, her anın zaruri görevidir. Gündemi ayıklamak,
gündemin her maddesini çıkış zemini ve sorumluluk açısından sorgulamaktır.
Ancak bu sayede sürüklenmekten kurtulabilir, herkes çoğunluğun görüşüne
uyacak mantığının topluma yerleşmesi engellenebilir!
Gerçek gündemi yakalayanların tek derdi vardır: Bu ülkeyi
bir bütün halinde kucaklayacak bir kadro arayışına nasıl girilecek! İçi boş
yöntemlerle milletlerine sadece zaman kaybettirenlere karşı, kendi
muharebelerinde savaşmaya devam edecek kahramanlarla nasıl buluşulacak Kara
listedeki üç milyon insanın, katakulliye geldiği nasıl gösterilecek İşsiz
kalan üç milyon insana, ortada dönen aldatmaca nasıl anlatılacak Asgari
ücretle çalışan ve yoksulluğu gün be gün artanların, bu sistemden çark etmesi
nasıl sağlanacak Bu millet, etkisiz hale getirildiğini ve kuşatıldığını
çözümleyerek iradesini nasıl ortaya çıkaracak Ayık kalmak isteyen, gündemini
ayıklasın!