Dünyada gücün Batı’dan Doğu’ya doğru kaymaya başladığı
süreçte önce Myammar, akabinde ise Bangladeş özelinde Güney Asya’da yaşanan son
gelişmeler, “Büyük Oyun”un yeni rekabet ve çatışma alanı olarak bu bölgeyi
işaret ediyor. Bölge; içerideki sorunlar, hesaplaşmalar ve yakın çevredeki
ihtilaflar üzerinden yeniden yapılandırılmaya çalışılıyor.
Oyunda üç temel aktör karşımıza çıkıyor: ABD, Çin ve
Hindistan. İkincil derecedeki aktörler ise Rusya, İran, Pakistan ve Türkiye. Bu
oyunu tamamlayıcı nitelikteki diğer aktörlerin başında ise Arap Baharı
sürecinden aşina olduğumuz Suudi Arabistan, Katar gibi körfez ülkeleri ve
Afganistan geliyor. Tabi bu arada “sınır tanımayan bir takım radikal grupları”
da unutmamak gerekiyor...
Dolayısıyla oyun büyük. Özellikle de Güney Asya’nın
haritasını ve bu bağlamda Bangladeş’in yerini doğru okuyabilenler açısından.
Geçen yazımızda da belirttik, karşımızda tam bir matruşka
durumu söz konusu. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Bölgede herkesin
kendine göre bir çıkarı ve buna göre geliştirdiği bir takım projeler ve
fazlasıyla kaygan sayılabilecek bir zemin üzerinde ittifak arayışları var.
Bangladeş’in buradaki durumu ise “Yedi Kocalı Hürmüz”den
farklı değil. Hem içerideki güç odakları-dinamikler hem de ülke üzerinde etki
kurmayı çalışan dış güçler-dinamikler boyutuyla. Bunun için bölge haritasının
ve bu haritada Bangladeş’in sahip olduğu yeri iyi okumak gerekiyor. Açıkçası, o
zaman jeopolitik biliminin önemini bir kez daha idrak edeceksiniz.
Her şeyden önce, bölgede Bangladeş’in Hindistan-Çin ve ABD
çıkar alanları arasındaki kilit konumu sizlerin de dikkatinden kaçmayacaktır.
Özellikle Hindistan’la olan sınır konumu (bir yönüyle de Hindistan’ı doğudan
kuşatan bir İslam ülkesi olarak), sahip olduğu Müslüman nüfus ve içerideki
grupların bir kısmının Pakistan (ki burada Pakistan ile Çin arasındaki çok
yakın ilişkileri göz ardı etmemek ve bu bağlamda her iki ülkenin Hindistan
karşıtı tutumlarını da göz önünde bulundurmak gerekiyor) ve diğer İslam
ülkeleriyle sahip olduğu “özel ilişkiler” de göz önünde bulundurulduğunda
karşımıza bu jeopolitik denklemde Bangladeş’in sahip olduğu vazgeçilemez
stratejik önem çıkacaktır.
Temel hedef Çin ve hatta çok ön plana çıkartılmamakla
birlikte Hindistan olunca, oyun da bu kadar büyük çaplı ve hatta Myammar
örneğinde görüldüğü üzere acımasız ve Bangladeş’teki gibi düzmece gerekçelere
dayandırılan bir adaletsizlik örneği olarak karşımıza çıkabiliyor.
Dolayısıyla, Myammar ve Bangladeş’te yaşanan gelişmeler yeni
emperyalist savaşın sonuç odaklı, nihai adıma yönelik bir ara parçası olarak
karşımıza çıkmakta. Bir diğer ifadeyle, küresel güç mücadelesinde; Çin,
Hindistan ve ABD arasındaki yakın çevreler ve kuşatma eksenli rekabetin ve bu
bağlamda bölgedeki enerji kaynaklarını ve güzergahlarını hedef alan “Kaynaklar
Savaşı”nın bir parçasıdır.
Bangladeş de 2001’den bu yana dikkatleri çeken doğal gaz
kaynakları ve Çin’in Malakka Boğazı’na karşı Hint Okyanusu’ndan limanlarla
alternatif güzergahlar geliştirme projesinin, Hint Okyanusu üzerinde bir
hakimiyet mücadelesinin ve Çin’in özellikle Hindistan’ı denizden kuşatma
stratejisinin (İnci Dizisi Stratejisi) bir parçası olarak karşımıza
çıkmaktadır.
Daha somut bir ifadeyle, Bangladeş’in asıl önemi Çin
karşısında oluşturulmak istenen ABD-Hindistan güvenlik stratejisinde bu ülkeye
de rol verilmek istenmesidir. Nitekim iktidarda bulunan Şeyh Hasina’nın bu
noktada Hindistan ile yakınlığı da dikkat çekmektedir.
Diğer taraftan, ABD açısından bölgesel statüko adına Çin’i
dengeleyebilmek ve çevreleyebilmek için Hindistan-Bangladeş hattının
güvenliğini sağlamak ne derece önemliyse, Çin açısından da bu kuşatma ve
ittifaklaşma sürecini baltalamak, yarmak bir o kadar önem arz etmektedir.
Hatta, bu oyunu bozma noktasında Çin’in gündeminde Hindistan ile çok yakın
işbirliği arayışları ve bir takım projeler de söz konusudur.
Nitekim, “Rusya Federasyonu Cumhurbaşkanlığına Bağlı
Stratejik Araştırmalar Enstitüsü”nün analizcisi Boris Volhonski “Bangladeş’deki
Çatışmalar Kimin Çıkarına ” adlı çalışmasında bu ülkede meydana gelmekte olan
krizlerin temelinde Myanmar sınırına yakın Cox’s Bazar’ın yakınlarında inşa
edilmekte olan büyük deniz limanlarından kaynaklandığını dile getirmektedir.
Volhonski’ye göre, eğer bu limanların inşası planlandığı şekliyle bitecek
olursa, Bengal körfezinden Hindistan’ın kuzey, kuzeydoğu bölgeleri ile Çin’in
güney bölgelerine ulaşım kolaylaşacak ve daha genelde Güney Doğu Asya
devletlerinin, özelde ise Çin-Hindistan arasındaki bağlantının sağlanmasıyla
birlikte bu ülkeler arasında ortak çıkarlara dayalı güçlü bir işbirliği
zemininin sağlanması yolunda bir yumuşama ortamı ortaya çıkacaktır.
Gerçekten de, Çin ve Hindistan’ın ŞİÖ ve BRICS içerisinde
oynadıkları rol ve tek kutuplu dünya karşıtı söylemleri göz önünde ulundurulduğunda,
ABD’nin işi hiç de şansa bırakmadığı ve Bangladeş üzerinden Çin ile birlikte
Hindistan’ı da kontrol altına almak istediği çok net bir şekilde
görülecektir...