Bizim yaşımız o dönemde oy kullanmak için müsait değildi,
ama darbeci Kenan Evren in talimatıyla yazılıp milletin önüne getirilen Anayasa
için yapılan halk oylamasında hatırladığım kadarıyla yüzde 80 in üzerinde
evet oyu kullanılmıştı. O gün darbe anayasasına evet diyenlerin,
içtenlikle, arzulayarak ve gönül ferahlığıyla kabullenerek bu işi yaptıklarını
söylememiz, sosyolojik ve siyasal bir gerçeklik zemininde kesinlikle mümkün
değildir.
Zira Türkiye yi adım adım darbenin kucağına doğru iten,
militarizmin gücünü kutsayan iktidar değneklerinin, emperyalizmin kirli
oyunlarına alet ve oyuncak olanların halkın zihni melekelerini yok ettikleri
meşum bir süreçti yaşanan. Halk, otoriteye boyun eğmek zorunda bırakılmıştı ve
yaşanan güç zehirlenmesi dolayısıyla darbecilerin yaptıkları her şeye boyun
bükmek mecburiyeti hazin gerçeği ortaya çıkmıştı.
O gün bu anti demokratik ve her türlü hürriyeti askıya
alan darbe anayasasına evet diyenleri bulup konuştursak, acaba, Bizim elimiz
kırılaydı da, bu kepazeliğe boyun eğmeseydik demezler mi acaba
Maalesef, bugün 4 partili Meclis te de böylesi bir güç
zehirlenmesinin çarpıcı ve hazin örneklerini yaşamaktayız. Daha önce
Anayasa nın değiştirilmesiyle ilgili kaleme aldığım yazımda, Hiç kimse
kafasının arkasındakileri masaya taşımasın mealinde açık şekilde fikrimi
belirtmiştim. Kafasının arkasında gizlediklerini masaya getirmesin önermemle
kastettiğim şey, elbette, demokratik parlamenter sistemi bile doğru dürüst
yerine oturtamamış sistem fukaralarının, başkanlık sistemi dayatmasıyla millete
sanki çok yeniymiş gibi bir şeyi dayatmaya kalkışmaları.
Kuşkusuz AKP nin amacı belli Eğer 4 partili şekilde
Anayasa yazım komisyonunu tutabilirse ve önerdiği başkanlık sistemini bu
anayasanın içine koyabilirse, referandum yeterlilik milletvekili sayısına
ulaşıp, halka bunu kabul ettirebilme sevdası. Oysa Anayasa Uzlaşma
Komisyonu ndaki AKP dışındaki partiler, bu öneriyi zaten kabul etmediklerini
baştan deklare ettiler. Meclis Başkanı, sanki Uzlaşma Komisyonu nu dağıtan,
masadan ayrılan CHP yi hizaya getirmeye çalışıyor gibi görünüyor, ama yapmaya
çalıştığı şey ise çok açık: AKP nin dümen suyunda bir Anayasa yazılması için,
iş olsun torba dolsun kabilinden yazım sürecini hızlandırma çabası.
Sanki meclis, Kanarya Sevenler Cemiyeti ymiş gibi
kendince çıkarımlar yapmaya ve siyasete ayar vermeye çalışan Cumhurbaşkanlığı
Sözcüsü İbrahim Kalın a ise ayrı bir parantez açmak lazım. Diyor ki, Erken
seçim olmaz Halkın önüne iki sandık getirilir Anayasa referandumu ve
Başkanlık referandumu olabilir Erken seçim kararını alacak olan TBMM
Referandum kararı alacak olan TBMM Demek ki, bunlar kafa itibariyle Beştepe de
başkanlık sistemine geçmişler Meclis in iradesiyle yapılacak, Anayasa
yazımı, referandum talebi gibi konularda, üst perdeden akıl ve hiza vermeyi
kendilerine meşru görmeye başlamışlar bile.
Türkiye nin acil ihtiyacı Anayasa dır Kenan Evren ve
avenesinin bu millete yaptığı en büyük zulüm olan Anayasa nın en kısa zamanda
değiştirilmesi ve anti demokratik tüm maddelerinin tek tek ayıklanmasıdır. Bu
ihtiyacı gidermek için çalışması gerekenlerin, -tekrar söylüyorum- kafasının
arkasındakileri millete yedirmek için değil, aklı selimle, hakkaniyetle ve
devlet adamlığı geleneğini sürdürerek bu işi en kısa zamanda bitirmelerini, bu
millet dört gözle beklemektedir.
Türkiye, boş tartışmalarla gerçekten çok vakit kaybetti
Hâlâ enerjisini boşa harcamaya devam ediyor. Dört bir tarafımız yanıyor, içimiz
yanıyor, yüreklerimiz yanıyor, anaların göz pınarları kurumuş durumda.
Yapılması gerekenler öteleniyor, tartışılmaması gerekenler ise ısrarla önümüze
getiriliyor.