Çalışanlara çalışıp üretim yaptıkları için "faizsiz kredi" verilir. Bu kredi miktarı çocukları sayısınca verilir. Yazımızın dünkü bölümünde işaret ettiğimiz üzere, üretimin beşte biri sadece çalışmayanların ve kredi kullanmayanların paylarıdır.
Böylece üretimin beşte biri "genel sosyal güvenlik payı" olarak ayrılır.
Sosyal kanunların, müsbet ilmin ve Kur an ın öğretisi budur. Ama lâik devletler bu oranı değiştirebilirler. O da her görüş sahibi partinin kendi siyaseti olur. Sistem budur.
Bu arada işletmelerden bir beşte bir pay daha alınmaktadır. Alınan bu pay da "genel hizmetler" karşılığıdır. İşletmeler, verdikleri bu beşte bir karşılığında genel hizmetleri bedava alırlar. Beşte birin yarısı bunlara harcanır, diğer yarısı ile de halka genel hizmetler bedava yapılmış olur. Hâsılı, genel hizmet halka bedava yapılmaktadır.
Böylece "genel sosyal güvenlik ve genel hizmetler"den herkes yararlanmaktadır.
Mesela, bütün hastalar bedava tedavi edilmekte, dolayısıyla çalışanlar da çalışmayanlar da bu sağlık hizmetlerinden her zaman yararlanmaktadırlar.
***
Genel hizmetler nelerdir
1) Evrak ve demirbaş kayıtları, zimmet ve envanter hesap hizmetleri. 2) İlmî, ahlâkî, meslekî ve savunma eğitim hizmetleri. 3) Basın, yayın, ulaştırma ve haberleşme hizmetleri. 4) Planlama, sağlık, tamir-bakım ve güvenlik hizmetleri. 5) Takip, araştırma, ambar ve kasa hizmetleri. 6) Noterlik, kontrol, soruşturma ve yargı hizmetleri.
Bu hizmetler halka karşılıksız verilir. Mesela, cep telefonu ve diğer haberleşme araçları ücretsizdir, taşınma yani nakliye ücretsizdir.
Bunun dışında fakirlik, yoksulluk, yetimlik ve yaşlılık da sosyal güvenlikten pay alır.
Böylece "genel sosyal güvenlik ve genel hizmetler" sağlanmış olur.
***
Pratik olarak ne yapılmalıdır
Devlet işletmelere sattığı elektriğe "sosyal güvenlik payı" eklemelidir. Böylece elektrik bedeli içinde "sosyal güvenlik fonu" oluşturulmalıdır. Bunun dışında sanayide veya tarımda kullanılan petrol, gaz ve kömüre "sosyal güvenlik payı" konabilir. Böylece elde edilen gelir çalışmayan kimselere de bölüştürülür. Şu kadar alacaksın değil de, sana şu kadar düştü denir.
Bunun anlamı şudur: Ülkede çalışanlar ne kadar çoksa, üretim ne kadar fazlaysa, bu pay da otomatikman o kadar yükselecektir. Çalışanlar azaldıkça üretim azalacağından ve elektrik sarfiyatı da düşeceğinden, çalışmayanların gelirleri azalacak ve onların içinden çalışabilenler çalışmak zorunda kalacaklardır. Çalışmayanlar ne kadar çok olursa, bölüşmede onlara düşen genel sosyal güvenlik payı az olacağından, çalışmayanlar kendilerince gerekliyse yeniden çalışmak zorunda kalacaklardır. Böylece denge kendiliğinden kurulacak ve sistem çalışmayanları çalışmaya teşvik edecek veya duruma göre zorlayacaktır.
Çalışanlara faizsiz kredi verileceğinden işsizlik sözkonusu olmayacaktır.
Böylece çalışabilecek herkes sistemi fazla zorlayıp aksatmadan çalışacaktır.
Çalışamayanlar ise ülkeye yük olmadan paylarını alacaklardır.
İşte, hükümetlerin iktidarda kalmak için yapması gereken inkılapların başında "genel sosyal güvenlik inkılâbı" gelir, o da yalnız Adil Ekonomik Düzenin getirdiği çözümle gerçekleşebilir. Bu inkılâbı yapması gerekenler yapmazsa gider ve onların yerine bunları yapanlar gelir. Tabiî sosyal ve siyasi kanunların yani müsbet ilmin gereği budur. Bu döngü sadece AKP için değil, bütün iktidarlar için geçerlidir. Yapılması gerekeni yapmayanlar gider ve en sonunda onların yerine yapanlar gelir ama mutlaka gelir.
Genel sosyal güvenlik ile genel hizmetlerin gerçekleşmesi dua ve dileklerimle