AKP, parti merkezi önünde hora teperek, davulculara dolarlar saçarak(!) girdi. CHP, huzursuz ve mutsuz bir eda ile ve Livaneli açıklaması ve onun şok u ile, MHP ise mırın-kırın ederek, ama yine de 71 milletvekilini de "yan cebime koy" diyerek meclise girdi. Seçim bitmiştir, ama daha sorulacak pek çok soru var.
Bir seçim daha geçti ve daha önceden ilan edilmiş olan 3 parti, meclise resmen girdi. AKP, parti merkezi önünde hora teperek, davulculara dolarlar saçarak(!) girdi. CHP, huzursuz ve mutsuz bir eda ile ve Livaneli açıklaması ve onun şok u ile, MHP ise mırın-kırın ederek, ama yine de 71 milletvekilini de "yan cebime koy" diyerek meclise girdi. Burada sadece bazı hususlara değineceğim, zira bu tahliller bir süre devam edecek gibi görünüyor.
Seçim bitmiştir ama sorulacak pek çok soru var
Sayısal olarak seçim belli partilerce kazanılmıştır. Bu partilerin, bu sonucun değerini bilmeleri ve doğru kararlar vererek, hem memleket ve hem de millet için doğru ve hayırlı işler yapmalarını temenni ederim. Sayısal bir üstünlük sağlanmıştır, ama adil bir seçim olmuş mudur Hayır!..
1- Eğer bir taraf bütçeyi sınırsız kullanırsa, tüm devlet imkânlarını (araba, her türlü ulaşım, uçak, insan, işgücü) sonuna kadar harcarsa ve rakipleri de tüm bunlardan mahrum kalırsa, bu adil bir süreç olarak kabul edilemez.
2- Başbakan, resmî sıfatıyla son, ama o ana kadar tüm yetkilerini ve sonsuz devlet imkânlarını en son katresine kadar kullanır ve seçimi kazanırsa- bu pek adil bir seçim yarışı kabul edilemez.
3- Son iki yıl içinde AKP idaresi, belediye kaynaklarını seferber ederek, muhtaç (veya muhtaç olmayan) varoş ailelerine aylık erzak ve kışlık kömür sağlamış (hatta seçım öncesi, 38 derecelik yaz sıcağında kömür vermiş) ve böylece seçim rüşveti vermiştir. Buna da pek adil bir işlem diyemem. Sonuçta, Belediye hizmeti herkes için olmalıdır, belli bir partizan gurubu için değil. Sonunda dağıtılan paralar veya dağıtılan şeylerin parası hepimizin ödediği vergilerden çıkmaktadır. Yoksa, İktidar partisi mensupları bu masrafları kendi ceplerinden vermemektedirler.
4- Yine, partinin mahallede kurdurduğu gençlik kollarına, casusluk görevi verilerek hangi evin, hangi partiye sempati duyduğu saptanılarak, yardım dağıtımı yapıldığı, her şehir ve her mahallede dile getirildi. Bu şekil ve düşünce ile yapılan uygulamalara da pek adil bir uygulanma denemez.
5- Eğer dışarıdan Stratejik Ortak (!) açıkça şu partiyle rahat çalışıyorum diye ilan ediyor ve dış basın, herhalde tekrar falanca partiler ve belki de bir parti daha girebilir diye yazılar yazıyorsa, buna da ben pek adilce yapılmış bir seçim diyemem. Nasıl oluyor da bu dış dostlar (Amerika veya Avrupa devletleri olsun), Türkiye nin iç dinamiklerini bu derece iyi bilebiliyorlar. Hatta partilerin isim ve sayılarına kadar ) Belki hepimizin onlardan öğreneceği pek çok şey vardır. Kim bilir
6- Eğer, mucizeler bir gecede oluyorsa, o zaman bizler birkaç mucize yaşadık demektir. Her yıl neredeyse gece yarısına ve hatta sabahın 2 sine kadar sayılamayan sandıklar, bu sene bu mucizeler (! ) sayesinde aksam 19:00 haberlerinden itibaren verilmeye başlanmış oldu. Saat 21:00 de kesin durum ortaya çıktı dendi. Bu mucizeleri mutlaka anlamamız ve bilgimizi arttırmamız gerektiğini düşünüyorum. Nedense, içimden bir ses, bir şeyler çok muğlak cereyan etti diyor.
7- Bilboard Serüveni ni de unutmamak gerekir. İnanılmaz bir propaganda tekniği ile yapılmayanlar, yapılmış, eksik olanlar ise zafere ulaşılmış gibi lanse edilmiştir. Birçok kişi de gördüğünü sorgulamayarak, aynen kabul etmiştir.
Seçimin diğer bir yönü daha da enteresan:
1- Ortada adeta Her reklâma dünden inanmaya hazır bir seçmen gurubu var. Bu ülkemizin bir gerçeği ve bu durum bazı partilerce çok iyi kullanıldı.
2- Ortada bir de kandırıcı seçmen var. Yani eğlenmek için mitinglere giden, açık havada öfkelerini dile getiren, psikolojik rahatlamadan sonra da gidip, onun tam tersini yapan;
3- Kendisine gelen her partiye şikâyet eden, ağlayan, kendinin ne kadar sıkıntıda olduğunu anlatan ve sonra da gidip bu kadar şikâyet etmiş olduğu partiye, üstelik ilave oy vererek meclise taşıyan ;
4- Bir de öfkelerinin esiri olup, kendilerine anlatılanları hiç ama hiç kale almadan, takım tutarcasına oy veren ve böylece öfkesini çıkarttığını zanneden bir gurup seçmen. Sakinleştiği zaman daha büyük neleri kaybettiğini ancak aylar sonra görecek olan seçmen.
Seçimden alınacak dersler:
1- Acaba her parti derdini tam anlatabilmiş midir Yani halk "mesajı almış mıdır " Bence hayır. Ortada çok büyük bir (anlaşılamamış olma problemi mevcuttur.
2- Bizim kullandığımız her slogan veya reklam tam tutmuş mudur Hayır, bazılarının hiç anlaşılmadığı ve hatta hoşlanılmadığı ortadadır.
3- Her teşkilat gerektiği gibi çalışmış mıdır Ben başkaları için konuşmayacağım. Sadece kendimizden bahsedeceğim: Madem birçok konuda, para, eleman, vasıta, bilboard gibi olaylarda eksiğimiz vardı, o zaman bu durum, ancak çalışma ile telafi edilebilirdi.
Evet, teşkilatın büyük bir çoğunluğu canla, başla çalıştı. Ama bir kısmı da ancak gerekenin yarısını ve hatta dörtte biri kadar çalıştı. Seçime bir ay kala bile parti binasını sadece haftada tek bir gün açan yerler mevcuttu. Bunlar bizzat gözlemlenmiş olaylardır. Herkes burada kendi nefis muhasebesini yapmalıdır.
4- Kendi gazete ve televizyonumuzu sadakatle okuyup, izledik mi Hayır! Yazılanları okumayanlar pek çoktu. Geri kalanlar da, zaten belli bir gurup için çalışan diğer medya yı izlemekle meşguldü. Bu da herkesin kendi kalbinde ve vicdanında cevap verebileceği bir konudur.
Seçim bitti, ama problemler bitmedi. Ülkenin etrafındaki tehlikeler bitmedi. Görülebilmeleri için bu seçim furyasının ve heyecanının dinmesi ve duman perdesinin kalkması gerekmektedir.
Seçim bitmiştir, ama bizler için sistemli ve doğru metodlarla yeniden çalışmak ve zafere doğru emin adımlarla yürümek vakti de başlamış bulunmaktadır.
Hayırlısı Olsun!