İkinci Dünya Savaşı nın en ateşli günleriydi.
İngilizlere savaş öncesi siparişi verilen ve parasını
ödemiş olmamıza rağmen İngilizlerin vermeye yanaşmadığı 4 denizaltımızı teslim
almaya giden 200 e yakın denizcimizi taşıyan Refah şilebi, 22 Haziran 1941 de
Mersin Limanı ndan hareket etti.
Refah şilebi aslında denizcilerimizi İskenderiye
Limanı nda bekleyen Queen Mary adlı İngiliz gemisine kadar götürecekti.
Fakat yola çıkmasının bir gün sonrasında Akdeniz in sıcak
sularında kimliği belirsiz(!) bir denizaltının torpili ile batırıldı.
Olayda 168 denizcimiz şehit oldu.
Saldırgan denizaltının kimliği belirsizdi, çünkü olay
sonrası İngilizler, Almanları ve İtalyanları suçladı. Almanlar ve İtalyanlar
ise olayla ilgileri olmadığını söyleyerek suçlamayı reddetti.
Olaydan sağ kurtulan ve daha sonra kurmay albaylığa kadar
yükselen Haydar Gürsan a göre geminin rotası, hareketinden hemen önce İngiliz
Büyükelçisi Sir Knutchebull Huggessen tarafından değiştirilmiş ve kaptana yeni
bir rota verilmişti.
Yine Gürsan a göre gemide bulunan tek İngiliz subayı,
yolculuk boyunca can yeleğini hiç çıkarmamış, fakat o da olayda boğularak
hayatını kaybetmişti.
Denizcilerimizin teslim almaya gittiği 4 adet denizaltı
gemisinden; TCG Oruç Reis ve TCG Murat Reis, 1942 yılında İskenderun Limanı nda
Türkiye ye teslim edildi.
Denizaltılardan diğer ikisi TCG Burak Reis ve TCG Uluç
Ali Reis e ise, İngiliz Hükümeti tarafından el konuldu ve 2. Dünya Savaşı
süresince çeşitli deniz muharebelerinde kullanıldı.
Savaşa P 614 ismiyle katılan Burak Reis denizaltısı,
savaş sonunda 1945 yılında Türkiye ye teslim edildi. P 615 ismiyle savaşa
katılan Uluç Ali Reis ise, Alman denizaltısı U-123 tarafından batırıldı.
Refah Şilebi saldırısında hayatlarını kaybedenler, aradan
tam on yıl geçtikten sonra, 27 Haziran 1951 Tarih ve 5795 Sayılı Kanun la
Refah Vapurunda Ölen Askeri Şahısların Şehit, Dul ve Yetimlerinin de Dul ve
Yetim Sayılması Hakkındaki Kanun ile şehit kabul edildiler. Ancak tam
anlamıyla şehit sayılmaları için de bir on yıl daha beklenmesi gerekti ve
ailelere maaş bağlanması 1960 lı yılları buldu.
YETER ARTIK! ALLAH AŞKINA!..
Tarihe Refah Şilebi Faciası olarak geçen yakın
geçmişimizin bu kanlı olayını anlattım, çünkü Geçmiş ve gelecek, suyun suya
benzemesi gibi benzer birbirine demiş idi İbn-i Haldun Mukaddime sinde.
Merhum Erbakan Hocamız da, Akıl, bir işin sonunu
düşünmektir diye uyarmıştı hatırlar mısınız
Lâkin siz bu işin sonunu hiç düşünmediniz. Anadolu yu
savaşlara, zulümlere, katliamlara yol eylediniz.
Üslerimizi işgalcilerin hizmetine sundunuz. Bağdat a ilk bomba düştüğünde, yeşil
dolarların kasamıza gireceğini söylediniz.
Basra harâb olduğunda, Kâbil yakıldığında, Herat
yıkıldığında, kurulacak ortaklıkları düşlediniz.
Beyaz Saray ın gül bahçelerinde stratejik masallar anlattınız.
Esad devrilecek diyen Obama ya inandınız da, Bu ateş
hepimizi yakacak diyen bize inanmadınız.
Tıpkı Bağdat ve Basra da olduğu gibi, Şam ve Halep
üzerine de hesaplar yaptınız.
Sizi beş yıldır her uyarışımızda, bizi susturmaya
çalıştınız.
Böyle giderse bu bölge bir daha asla kendine
gelemeyecek, bu kavga nesiller boyu sürecek dedik diye, bizi Esetçi ilan
ettiniz. Daha ilk aylarda yangını söndürmek için Suriye ye giden, Eset
zaliminin yüzüne karşı hakikati haykıran Saadet Partisi heyetini bile
yaftaladınız.
***
İşte bugün Suriye iç savaşının yeni bir evresinin daha
arefesindeyiz.
Daha birkaç hafta önce seçim meydanlarında hamasî
nutukları dilinizden düşürmüyordunuz.
Yüz yıl önceki düşmanlarımızla bugün de savaştığınızı
söylüyordunuz.
Bütün şer odaklarının karşınızda olduğuna inanmamızı
istiyordunuz.
Sizi desteklemenin vatan müdafaası anlamına geldiğini
söylüyordunuz.
Oysa şimdi de kalkmış, Amerikan uçakları gücümüze güç
katıyor diyorsunuz.
Terörle savaş adı altında karanlık planların parçası
oluyorsunuz. Koalisyon gücü adı altında, bitimsiz bir savaşın aktörlerinden
biri haline geliyorsunuz.
Savaştığınızı söylediğiniz yüz yıl önceki
düşmanlarımızla, gözlerimizin içine baka baka yine işbirliği yapıyorsunuz.
***
Hâlbuki bırakın IŞİD operasyonunu, İsrail i bombalamak
için bile Amerika yla ortak olunmazdı, anlamadınız.
Amerika nın ipiyle kuyuya inilmezdi, domuzdan post,
Amerika dan dost olmazdı, unuttunuz. Bu
operasyonun sonunun nerelere varacağı, hangi masumların kanına girileceği gün gibi
meydandaydı, görmek istemediniz.
***
Allah aşkına etmeyin, eylemeyin efendiler! Zaten her
yanımızdan kanıyoruz, zaten tutuştuk yanıyoruz.
Irak tan sonra Suriye de harabeye döndü.
Sözüm ona Emevi Camii nde namaz kılacaktınız, ortada
Emevi Camii bile kalmadı.
Binlerce yıllık kadim şehirlerimiz yakıldı, yıkıldı. Yüzbinlerce insanımız hayatını kaybetti. Milyonlarca insanımız evinden, yurdundan
oldu.
***
Bu yangın böyle söndürülmez efendiler!
Yeter artık, Allah aşkına bu ateşi daha da büyütmeyin.
Yıllar boyu devam etmesi istenen kaos sürecinin bir parçası olmayın.
Başta Amerika olmak üzere hiçbir Batılı gücü bu bölgeye
sokmayın.
Birleşmiş Milletler den, NATO müttefiklerinden, ya da
G-20 ülkelerinden medet ummayın.
O şer odakları hem milletimize, hem de İslam ümmetine
sadece daha fazla kan ve gözyaşı getirecek, artık anlayın.
Seçim meydanlarında bu millete verdiğiniz sözleri tutun.
On üç yıldır kulak ardı ettiğiniz İslam Birliği ni artık
gündeminize alın.
Bütün anlaşmazlıkları bir tarafa bırakın, D-8 ülkelerini
derhal toplayın.
Merhum Erbakan Hocanızın emanetine sahip çıkın.
Yüzyılımızın en önemli kırılma noktalarını yaşadığımız şu
günlerde, üzerinize düşen vazifeyi yerine getirmek zorundasınız.
Ya tıpkı Erbakan Hocanız gibi tarihe altın harflerle
yazılacaksınız, ya da geçmişteki stratejik ortaklar gibi tarihin çöp sepetini
boylayacaksınız.
Seçim sizin, hadi bakalım!
G-20 DEDİKLERİ
Milli Gazete okurları küresel sistemin çarklarından olan
bu ve benzeri yapılanmaları gayet iyi tanırlar.
Dolayısıyla G-20 Zirvesi hakkında uzun uzadıya siyasi
tahliller yapmaya hiç gerek yok.
Kısaca açıklamak gerekirse Türkiye nin ev sahipliğinde
düzenlenen zirve boyunca liderler 1 ton döner, 3 ton kırmızı et, 5 kuzu
çevirme, 1,5 ton tavuk eti, 750 kilo balık, 500 adet alabalık, 350 adet somon
balığı ve 70 koli de muz tüketmişler.
Anlayacağınız liderler yemişler, içmişler, eğlenmişler.
İktidara ilişik medya organları ev sahipliğimizi
ballandıra ballandıra anlatsa da, bizler maalesef övünemiyoruz.
Çünkü G-20 için ülkemize gelen liderlerin, yeryüzünde
durmaksızın fesat ve bozgunculuk çıkardığını gayet iyi biliyoruz.
Doğrusu İslam coğrafyasını cehenneme çevirme
senaryolarının yazıldığı zirveye katılan liderler epey enerji depolamışlar.
Suriye de yakılan ateşin bütün bir bölgeye yayılması konusunda da anlaşmışlar.
İşte G-20 dedikleri zirvenin özeti budur.