Ege Cansen, Asaf Savaş Akat ve Deniz Gökçe nin hazırlayıp sunduğu NTV ekranlarındaki Ekodiyalog programında bu hafta, üç kafadara sorulan soruların ana eksenini, geçtiğimiz günlerde yaşadığımız dövizdeki dalgalanma ve yüzde 12 lere varan devalüasyon konusu oluşturdu. Programın konuk olduğu üniversitenin öğrencilerinden birisi, "Dövizdeki dalgalanma ne olacak Kur bu haliyle yerinde mi kalacak Yoksa yukarılara tırmanma ihtimali var mı " şeklinde herkesin merak ettiği soruyu yöneltti.

Yazılarıyla ve bu programdaki fikirleriyle kamuoyunu yönlendiren, ağzından çıkacak her söz insanları yaşananlar konusunda bir yerlere kanalize edecek olan uzman ekonomist ( ) Ege Cansen in bu soruya verdiği cevap tek cümle oldu: "Cevabım yok. Kurun ne olacağını bilmiyorum"

Vah benim memleketim Piyasaları okuyan, analiz eden, borsa-döviz-faiz üçgenindeki parametreleri yorumlayarak milleti bilgilendiren bir uzman ekonomistin, önümüzdeki günlerde ne olabileceğine dair hiçbir öngörüsü yok Bunun anlamı şu: Bu ekonomide ne olacağı, dövizin nerelere uçağı konusu belirsizdir Yarın birgün, dolar kuru 2 YTL seviyelerine de tırmanabilir, uçurumdan aşağı da yuvarlanabilir Ayı da çıkabilir, taş da düşebilir Peki ne oldu sizin aylardır anlattığınız istikrar masallarına Hani, Kemal Derviş in ekonominin dümenine geçmesinden beri, yapısal reformlarla, türlü türlü tedbirlerle ekonominin saç ayakları çok güçlü bir şekilde yere basıyordu. Enflasyonun düşürülmesiyle ilgili tedbirler kararlılıkla uygulanıyordu, ekonominin temel parametrelerinde, işleyen çarklarda hiçbir sorun yoktu. Bu dalgalanma, tüm bankaların kredi faizlerinin artmasına sebep oldu Merkez Bankası, iç ve dış borçlanma enstrümanlarındaki faizleri en az yüzde 5 yukarı çekmek zorunda kaldı. Sadece bu operasyonun hazineye getireceği fatura, 5 milyar doları aştı. Maliye Bakanlığı nın yabancı yatırımcıların enstrümanlarından metazori olarak vergi tahsil etmeye çalışması, aracı bankaların da "yangına körükle gidip" kaçan paraların üzerine döviz kurunu yukarılara çekmesiyle bu fukara milletin sırtına binen yük 5 milyar dolar oldu. IMF den üç-beş milyar dolarlık stand-by anlaşmalarını, yaptıkları borçlanmaları davul zurnayla duyuranlar, bu milletin sırtına kambur vurulmasını "Telaşa gerek yok" pişkinliğiyle karşılıyorlar Daha da önemlisi, Türk sanayisi, bel kemiğini oluşturan ara mallarının yüzde 70 ini ithal ediyor Dolarla, euroyla karşılıyor Dövizdeki artış, doğal olarak maliyetlere yansıyacak, üretim fiyatları artacak. Peki ürünlerin nihai fiyatlarında bir değişiklik olmayacak mı Elbette olacak.  Maliyetlerin artması dolayısıyla inşaat sektöründe önümüzdeki günlerde zam furyası başlayacağını sektörün önemli aktörlerinden birisi açık açık açık söyledi Diğer tüm sektörlere de yansıyacak, piyasayı olumsuz şekilde tetikleyecek bu zam furyası, sanal enflasyonunuza hiç yansımayacak mı Ekodiyalog yorumcularından Deniz Gökçe, aynı soruya "Türk ekonomisi tüm parametreleriyle çok sağlam, derinliği olan, güçlü bir ekonomi olmadığı için çok kesin verilerle analiz yapmamız çok zor" gibi bir değerlendirme yaptı.

Gerçek bu Ekonomimizi bu haliyle bugünden yarına ne olur şeklinde bir analiz yapabilmek, ekonomistler için bile çok zor. Herşeyin güllük gülistanlık olduğu yalan Toz pembe tabloların medya aracılığıyla zihinlerimize sokuşturulduğu ekonomimizi idare edenler, günü kurtaran, yarını belli olmayan bir perspektifte işleri idare etmeye çalışıyorlar. Daha bir sene süre bulunan Cumhurbaşkanlığı seçimleri için borsası sallanan bir ekonomi için "Herşey yolunda" diyebilmek mümkün mü

Üstadın dediği gibi, bizim ekonomimiz "Gecekondu yapısı, bir üfürüklük eser "