Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay, kamu ilanlarını gazetelere dağıtan kurumda yeni dönemde yapılan atılımları, gazetecilerin özlük haklarına ilişkin çalışmaları ve yerel basının güçlendirilmesine ilişkin yeni projeleri anlattı. İşte Atalay ile yaptığı röportajın detayları:
Önceki göreviniz spor camiasında idi. Şimdi basın ile ilgili bir kurumdasınız. Basından spor, spordan basın nasıl görünüyor?
Hem spor hem de basın; hayatımda birlikte oldu. Spor muhabirliği, spor müdürlüğü yaptık. Yıllarımız öyle geçti. Basından uzaklaştığımız anlarda belediye görev aldığımda, dışarıdan Millî Gazete‘de sürekli yazdım. Basın kartımın devam ettiği bir Gazete‘ydi. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü döneminde de, yazmaya vakit yoktu. Ama yine basınla iç içeydik.
Göreve geldikten sonra kurumda neler yaptınız?
2011‘de Basın İlan Kurumu‘nun 50. yılını kutlayacağız. 1961‘de belki de askerlerin kurarak, tek yaptıkları iyi iş diyebilirim. Çünkü bugün olduğu gibi o zamanda yandaş medya tartışılıyordu. Rahmetli Menderes döneminde. Ondan önce, Atatürk ve İnönü döneminde de yapılmıştı.
Bu nedenle bir kriter manzumesi yapalım. O manzumeye göre, gazeteleri ilan verelim denildi. Tirajına, sayfa sayısına ve çalıştırdığı personele bakarak, gazetelere birer kategori verildi. O kategoride, ilan dağıtılmaya başlandı. Hakikaten, o gün bugündür iktidarların tesirinde kalmadan bu kamu ilan alışverişi devam ediyor. Ama kurum, günümüz ihtiyaçlarını karşılayacak bir donanımı kovalamadı. Biz de şimdi, yeni bir yorum katıyoruz.
Nasıl bir yorum bu?
Düzenleyici, denetleyici ve destekleyici bir fonksiyona bürünüyoruz. Çağa ayak uyduracak. İçine ruh katacak. Sadece ilan alıp verip vermek değil, haberin muhtevasına da girip, gazetelerin içeriğine de bakacak. Nasıl haber yapıyor? Özel haber yapıyor mu? Şantaj yapıyor mu? Yalan haber var mı? İftira var mı? Onlara da bakarak ve eğiterek, daha donanımlı hale getirerek, daha özgür kalmasını sağlayarak. Basın İlan Kurumu olarak arkasında durarak, onları baskıdan kurtaracak formüller üreterek, yanlarından yer alacak bir çalışma başlattık. Bu çalışmalar devam ediyor.
İstanbul‘da Bayramoğlu tatil köyümüz var. Anadolu‘nun çeşitli yerlerinden gelen genç gazeteci arkadaşlarımıza, yerli yabancı usta gazeteciler tarafından seminer verdirdik. Biz orayı, Bayramoğlu tatil köyünü uluslar arası gazetecilik üssü haline getireceğiz.
Yıpranma payı geri gelmeli
Gazetecilerin yıpranma payı kaldırıldı. Yeniden getirilmesi mümkün mü?
Bu bir ayrıcalık değildi. Gazeteciliğin riskleri düşünüldüğünde, az biledir. Bunu, gazetecilik yapanlar bilir. Yapanlar yapmayanlara anlatıp, kendi durumlarıyla ilgili bu özel yasayı korumaları gerekirdi. Ama koruyamadık. Ve bunu yeniden geri almak lazım. Çünkü gazetecilik yapılır bir meslek değil. En riskli mesleklerden bile daha riskli bir meslektir. Daha streslidir, daha heyecanlıdır. İnsan saatlik değil dakikalık bazen anlık yaşıyor. O zaman bu yıpranma payı yeniden geri gelmeli.
Üzerinde herhangi bir somut çalışma yapılıyor mu?
Şu anda niyet aşamasında. Ama üzerinde çalışma yapacağız. Sayın Bülent Arınç‘a bunu sunduk. Kendisi de olumlu buldular. Sadece bu değil, birkaç madde daha var. İçinde, şu anda hapis yatan veya yargılanan sayısız gazeteci var. Yine hukuki altyapısı olmayan, internet medyası kanunun çıkması. O çalışmada aşağı yukarı hazır. Bunlardan hazır olanlar, birlikte veya parça parça çıkacak.
Basın çalışanlarının ekonomik durumu nasıl?
Gazetecilerin maaşları düşük. Gazeteci deyince, birkaç özel genel yayın yönetmeni örnek gösteren veya gazeteciler sırça köşklerde yaşıyor diyenlere, hatırlatmamız lazım. Asıl gazetecilerin, yüzde 90‘u düşük gelir seviyesinde çalışan insanlardır.
Biz patronların daha zengin olmasını isteriz. Çünkü daha çok kişiyi çalıştırsın. Çalıştırdıklarını daha iyi şartlarda çalıştırsın ve iyi maaş versin. Bunun için reklam pastasının büyümesi dâhil, ne gerekiyorsa elimizden geleni yapacağız. Bu çerçevede, Türk basını reklamcısıyla buluşuyor diye programlar yapacağız. Reklam veren veya verebilecek kişi ve özel kuruluşları, reklam alacak kuruluşların sahipleri, yöneticileri veya reklam müdürleriyle buluşturacağız. Biz sadece ulusal medyanın değil yerel medyanın da güçlenmesini istiyoruz.
Gri Pasaportlar emniyette
Gazetecilere özel pasaport, konusundaki çalışma ne aşamada?
Bugüne kadar gazetecilerin pasaport sorunu vardı. Yurt dışına gidiş gelişlerinde, vize kuyruklarında bekliyorlardı. Bu sorunu çözmek için Gri Pasaport çalışmasını başlattık. Daha önce sporda bunu uygulamıştık. Spor elçilerimiz, Şenol Güneş‘ten Fatih Terim‘e, Şenes Erzik‘ten Togay Bayatlı‘ya kadar bu pasaportu verdik. Bunu icat ettikten sonra vize kuyruklarından kurtuldu sporcularımız ve yöneticilerimiz. Bunda başarılı sonuçlar aldık. Şimdi de, sürekli yurtdışına gidip gelen gazeteciler de vize kuyruklarından kurtulmuş olacaklar. Gri pasaportu aldıktan sonra, en az 3 yıl hiçbir vize sıkıntısı yaşamadan istediği ülkeye gidebilecek. Bir ülkeden başka bir ülkeye geçebilecek. Çünkü her yer de geçebiliyor bu pasaport. Sayın Bülent Arınç Bey, imzaladı. Emniyet müdürlüğüne gönderildi. İlk liste 900 kişi civarında idi. Ama bu liste 2-3 bine çıkabilir. Yani esnek, artabilir.
Bayram gazetesi, önümüzdeki bayrama yetişir mi?
Eskiden bayram gazetesi çıkar, gazeteciler bayram yapardı.
Millî Gazete, bu geleneği devam ettiriyor, bayramlarda çıkmıyor.
Evet biliyorum. Bütün gazeteler de, aynı şekilde bu işi Bayram Gazetesine bıraksın diye bir çalışma yapıyoruz. Onda da, sona doğru geldik. Gazetelerin bakışı iyi. Herkes çıkmazsa biz de çıkmayız diyorlar. Önümüzdeki bayramda, inşallah gazeteler çıkmayacak. Bayram Gazetesi olacak. Sona doğru geldik. Bir mutabakat metni hazırlayacağız. Patronlarımız imzalayacak. Ama sözlü olarak, okeyleri aldık.
Yeni şubeler açıyorsunuz. Niçin ve kaç tane oldu?
12 şubemiz vardı. Şu anda 25‘e yükseldi. Hem gazeteleri hem de gazetecileri korumak için açıyoruz. Onların özgür haber yapmalarını sağlamak asıl hedefimiz. Eğer şantaj, yalan ve iftira haberleri ile gazeteciliği suistimal edenler varsa, onları da makul hale getirmek için çalışacağız.
Bu tabiî ki, eleştiri yapmaya engel değil. Valilerin, belediye başkanların, kamu kurum ve kuruluşların yaptığı hataları, eksiklikleri yazmamak anlamında söylemiyorum. Öbür taraftan gazetecilere yapılacak baskılara karşı onların güvencesi olmak.
Ayrıca kaçak ilanların önüne geçilecek. Belediyeler, il özel idareleri ve ilgili kuruluşlar, bazı özelleşmiş kabul ettikleri ilanları vermeyebiliyorlar. Onların basın ilan kurumu üzerinden gazetelerde yayınlanmasını sağlanacak. Ayrıca gazetelerin ilan paralarını hızlı tahsil edilmesi sağlanacak. Yani bir yük olmaya değil yük almaya geliyor.
Yerel gazetelerde, gazetecilik yapanlar ile farklı amaçla yapanları nasıl ayırt ediyorsunuz?
Şantaj, yalan ve iftira haberciliği dönemi artık bitti. Gerçekten habercilik yapacak. Ama kamudan da destek olacak.
Raportörümüz Celal Göle
Kıstası veya kriteri nedir?
Kriteri az çok belli. Bununla ilgili savcılığa gidenler oluyor. Bazen ihtilaf olduğu zamanlarda, basın ilan kurumu yönetimine kadar geliyor. Son kararı yönetim veriyor. Yönetim kurulunun bir raportörü var. Ankara Siyasal‘ın Dekanın Prof. Dr. Celal Göle. Basın ahlak yasası ve diğer kriterlere göre inceliyor, kanaat bildiriyor. Sonra yönetimimiz, o raporu göz önünde bulundurarak kararını veriyor.
Yerel televizyon ve internet medyasını desteklemeyi planlıyorsunuz. Nasıl olacak?
En büyük yeniliklerimizden birisi bu olacak. Bu konuyu, RTÜK Başkanımızla da görüştük. Kamu ilanlarını, basın ilan kurumu alıyor. Ama kamu reklamları, RTÜK üzerinden televizyonlara gidiyor. Payını da RTÜK alıyor. Bundan sonra basın ilan kurumu üzerinden geçecek. Buradan aldığımız pay ile de yerel televizyonları, radyoları ve internet medyasını destekleyeceğiz.
RTÜK‘ü nasıl ikna edeceksiniz?
RTÜK ile anlaştık. Aklın yolu bir zaten. Yerel gazeteleri destekleyip, yerel televizyonları desteklemiyorsunuz. Bu konuda mutabakata vardık. Metni aşağı yukarı hazır. Meclise sevk edip, kanunlaştıracağız ve uygulayacağız.
İlan bütçeniz nedir? Yıllara göre artıyor mu azalıyor mu?
Gerçek kamu ilan reklam bütçesi, 1 katrilyonun üzerinde kabul ediliyor. Kesin rakamları bilmiyoruz. Ama Basın İlan‘dan geçen ilan, 220 trilyon civarında. Bu kaynağı dağıtıyoruz.
Eskiyle kıyaslarsanız, azaldı. Çünkü özelleşen kurumlar ve firmalar, biz artık devlet kuruluşu değiliz, bunun içinde ilanlarımızı basın ilan kurumu üzerinden vermek zorunda değiliz deyip koptular. Bir kısmı ile davalıyız. Örneğin THY ile davamız devam ediyor. THY kardeş bir kuruluşumuz. Mahkeme karar verdikten sonra inşallah yeniden verecek. Birkaç da banka var.
Neticede, bizim dönemimizde herhangi bir kopma olmadı. İlanlarda miktar artıyor.
Bunu dağıtırken adaleti, hakkaniyeti nasıl sağlanıyorsunuz?
Kanunlarda kriterler belirlenmiş, ona göre dağıtıyoruz. Sizin çok inisiyatif kullanma yetkiniz yok zaten. Gazetelerin tirajları, sayfa sayısı ve personel sayısı var elinizde var. Onlara bakarak, yapıyorsunuz. Tirajları değişirse, kategorileri değiştiriyorsunuz. Yüzde yüz, hakkaniyetli olamayabilirsiniz ama en adil neyse şu anda onu yapmaya çalışıyoruz.
Teknoloji ve internet dünyası gelişiyor. Kâğıda basılı gazeteciliğin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Teknoloji öyle hızlı ilerliyor ki, hiç kimse son model buluş diyemiyor. Çünkü iki gün sonra başka bir firma yenisini buluyor. İnternet, gazeteciliği elektronik ortama taşıdı. Bu bir gerçek. Ama internet bizden önce geliştiği, Avrupa‘da kağıda yazılı basılı gazeteciliği öldürmediğine göre biz de etkilemeyecektir. Basılı gazeteciliği destekleyici bir rol üstlenecek. Ama zamanla kendini yenilemek zorunda kalacak.
Ben gazeteci olduğum için bundan vazgeçemem. İnternette ne okursam okuyayım, yine gazeteler benim için sayfa sayfa okunması gereken mevkutelerdir. Nereden bakarsanız bakın ben yazılı basının gelecekte de olacağını düşünüyorum. Fonksiyon değişikliği olabilir. Zaman içinde göreceğiz.
Gazete tirajları çok düşük
Türkiye‘deki tirajları nasıl buluyorsunuz?
4 milyon 800 bin, çok düşük bir tiraj. Japonya‘da bir gazetenin trajı, 14 milyon. Banliyo yani tren gazetesi. Ama neresinden bakarsanız bakın bir gazetedir ve insanlar okuyor. Sizin toplam tirajınız 4,8 milyon orada bir gazete 14 milyon. Eğer oralarda tirajlar, 50 milyon civarında ise Türkiye‘de de 30 milyon civarında olması lazım. Onun için ülke genelinde gazete ve kitap okuma alışkanlığını yavaş yavaş artırmak lazım. Ekstra kampanyalar yapılması lazım.
Basın arasındaki rekabet bazen acımasız noktalara gelebiliyor. İki çocuğun kaybolduğuna ilişkin bir haberin canlı yayında sunuşundaki hata gibi. Ne düşünüyorsunuz?
Bu habercilik değil zaten. Bunlar ciddi şekilde sorgulanması ve cezalandırılması gerekir. İnşallah biz Bayram Gazetesi ile başlayan süreçten sonra, meslek ahlak ilkelerine riayet eden, birbirlerine haber atlatayım diye maskaralara girmeyen bir anlayışın bu ülkeye yerleşmesi için çaba göstereceğiz.
Basın dördüncü kuvvettir denilir. Ama Türkiye‘de ilk kuvvet, bazen de tek kuvvet haline gelmiş. Siz ne düşünüyorsunuz?
Basının zaman zaman birinci kuvvet haline geldiği dönemler olmuştur. Çeşitli dönemlerde üçüncü, dördüncü veya beşinci kuvvet olmuştur. Kabul etmek lazım, önemli bir unsurdur, güçtür. Bu gücü, insanların yücelmesi için en iyi hayırlı şekilde kullanmak gerekir.




