Fiyatlardaki artış devam ettiği sürece enflasyonun durdurulması, daha sonra da geriletilmesi mümkün görünmüyor. Çünkü fiyatlarda istikrarın sağlanması sadece enflasyonun engellenmesi için değil, aynı zamanda insanımızın geleceğe güvenle bakabilmesinin de ilk şartı. Aksi halde insanımızın sabah kalktığında fiyatların artmış olduğunu görmesi ister istemez güvenini sarsıyor. Bu bakımdan iktidar, geldiğimiz noktada fiyat istikrarının sağlanması için birtakım adımlar atıyor. Ancak hâlâ petrol fiyatlarına yeni zamların geliyor olması, bunun da ötesinde zamların devam edeceği beklentisinin sürmesi ister istemez enflasyon beklentisini canlı tutuyor. Böyle olunca da fiyat istikrarı sağlanmadan enflasyonun önlenmesinin mümkün olmayacağı da düşünüldüğünde öncelikli olarak devletin akaryakıt, elektrik ve gaz fiyatlarındaki artışı durdurduğu gibi indirmesi de gerekiyor. Çünkü özellikle akaryakıt fiyatlarının artışının devam etmesi hayatın hemen her alanında yeni zamları gündeme getirecektir. Çünkü yapılan her işte ve çalışmada, bunun da ötesinde her üretimde akaryakıt fiyatları önemli yer tutuyor. Söz gelimi bir bakkal ya da lokanta işletmecisini dinlediğinizde gelen aylık elektrik faturalarının son zamların ardından 10 binlerle ifade edilir hale geldiğini belirtiyorlar. Bakkallar da ister istemez kullandığı soğutucular sebebiyle elektrik faturasının çok yükseldiğini söylüyor. Bunun da ötesinde toptancılardan aldığı ürünlerin fiyatına da durmadan zam geldiğini, böyle olunca da sattığı ürünün yerini sattığı fiyattan dolduramadığını belirtiyor. Kısacası, bir avuç azınlık dışında toplumun her ferdi, artan fiyatlar karşısında direnme gücünü yitirmiş durumda.

Bu noktada bayramın yaklaşması ile ister istemez pek çok insanın memleketlerine büyüklerinin elini öpmek için gidemeyecekleri üzerinde durmak istiyorum. Hatta otobüs firmalarının gidiş geliş olarak bilet satmadıkları da gündemde. Hâlbuki bunca yıllık ömrüm boyunca böyle bir uygulamayı hiç hatırlamıyorum. Firma sahipleri, mazotun 30 liraya geldiğini, zamların bundan sonra da devam edeceğinin konuşuluyor olması sebebiyle ister istemez bileti sadece gidiş olarak sattıklarını, dönüş zamanına kadar yeni zamlar gelecek olursa bir bakıma kendilerini korumaya almış oluyorlar.

Peki gerçekten iş bu boyuta gelmiş durumda mı? Yani bir otobüs firması biletlerini gidiş geliş sattığı takdirde bayram öncesi gelecek zamlar otobüs firmalarını ciddi olarak sıkıntıya mı sokacak?

Hemen belirteyim ki, belki akaryakıta bayram öncesi zam yapılmayacaktır. Ancak piyasada öylesine fiyat istikrarsızlığı var ki; bırakın bir hafta 10 gün içinde yeni bir zammın gelmesini, fiyatlar günlük belirlenir hale geldiği için olsa gerek artık insanlar uzun vadeli bir plan yapamıyorlar. Gerçekten otobüs firmaları korkacak durumda mı? Firmalardan çok bu bayramda insanların memleketlerine gidemeyecek bir ekonomik durum ile karşı karşıya oldukları kesin. Çünkü artık şehirler arası otobüs fiyatları 300 ile 700 lira arasında değişiyor. Söz gelimi İstanbul’dan Tokat’a gidiş tek kişi için 550 lira olduğuna göre 4 kişilik bir aile için gidiş 2 bin 200 lira, gidiş geliş 4 bin 400 lira. Yani asgari ücretli bir kişinin bir aylık geliri sadece memleketine gidiş geliş yol parasını karşılıyor. Böyle olunca da insanlar pandemi günlerinde olduğu gibi bir bu defa artan otobüs fiyatları sebebiyle kendilerini gönüllü olarak evlerine hapsedecekler. Bu bakımdan fiyat istikrarının en kısa zamanda sağlanması da yeterli olmayacak. Son 6 aydır artan fiyatlar sebebiyle alım gücünü tamamen yitirmiş olan insanların gelirlerinde alım gücünü artıracak bir artışın sağlanmasına ihtiyaç var. Bu sağlanamadığı sürece insanımız, içine yuvarlandığı ekonomik darboğazdan kurtulamayacaktır.