Enflasyon konusunda medyada farklı değerlendirmeler yer almıyor. Bir bakıma bakış açısına göre yapılan değerlendirmelerin arkasını araştırıp görmeden işin aslını tespit etmek mümkün değil. Hemen belirteyim ki, iyimser haberler, özellikle de enflasyonun ateşinin düşmekte olduğu yaklaşımının gerçekleşmesini istemeyenin olduğunu sanmıyorum. Ancak bu tür değerlendirmeler gerçeği yansıtmıyor. Bir diğer ifadeyle, çarşının nabzını tutmuyor. Gördüğüm ve yaşadığım gerçek, zamların hâlâ sürüyor olması. Belki yapılan zamlar katlanarak olmuyor ama devam ediyor. Eskiden küçük esnaf zamlar konusunda toptancıları suçlardı. Şimdilerde bu suçlama da ortadan kalktı. Buna birkaç örnek vermek istiyorum. Alışveriş yaptığım mahalle bakkalının fiyatını sorduğum ürünlerin fiyatını söylerken utandığını görüyorum. Söz gelimi 200 gramlık bir kangal sucuğun bugün 50 liraya çıkmış olması esnafı da rahatsız ediyor. Çünkü artan fiyatlar, müşterilerinin azalmasına sebep oluyor. İnsanlar sadece zaruri ihtiyaçlarını alıyorlar.

Bu arada devamlı gittiğim bir lokantada çorbaya yapılan zamlar düşük oranlarda olsa da bir süre sonra kısa zamanda yüzde 20 zam yapıldığını gösteriyor. Ama müşteriyi korkutmamak için eskiden olduğu gibi bir seferde 3-5 lira zam yapmıyor ama birer lira yapılan zamlar kısa sürede 20 liraya satılan çorbanın fiyatını 25 liraya çıkarıveriyor. Demek istediğim o ki; fiyat artışları durmuş değil. Durmuş olmasını gönül arzu ediyor ama bu arzu piyasaya uymuyor.

Görünen o ki, piyasa şartları esnafı zamları mümkün olduğunda azar azar yansıtmaya zorluyor. Devlet de yaptığı zamlarla toplumu korkutmamaya fazla dikkat etmiyor. Ayrıca özellikle enerjiye yapılan zamlar iki ileri bir geri devam ettiği sürece piyasada fiyatlarda ciddi bir düşüş beklemek gerçekçi bir yaklaşım olmayacaktır. Çünkü akaryakıtın üretimde girmediği hiçbir alan yok. Ancak akaryakıtta yapılan indirimler insanları fiyat artışlarının düşeceği konusunda ümitlendiriyor olsa da, yapılan indirimin ardından çok geçmeden yeni bir zammın ilan edilmesiyle ister istemez insanlar geleceğe iyimser bakamıyorlar. Belki enflasyon artışındaki hızının yavaşlaması enflasyonun gıdasının azaldığı anlamına gelebilir ama yaklaşık 1,5 yıldır fiyatlarda yaşanan artışın etkilerini gidermek sanıldığı kadar kolay olmayacaktır. Çünkü pek çok üründe yüzde 200’e varan, bazı ürünlerde bunu da aşan zamlar yaşandı ve bu zamlar olduğu gibi duruyor. Böyle olunca da insanların üzerindeki geçmişte yaşanan fiyat artışlarının etkilerini silmek söz konusu değil. Mesela geçmişte 70-80 bin liraya satılan bir artı bir sosyal konutun şimdilerde 400 bin lira olduğunu gördüğümüzde enflasyon daha epeyce bir süre hayatımızdaki yerini koruyacak görünüyor.

Bu arada enflasyon konusunda özellikle TÜİK’in açıkladığı ekonomik göstergelere toplumun güveni de iyice düşmüş durumda. Söz gelimi son bir yıllık enflasyon rakamı bir yerden yüzde 80,2 olarak açıklanırken ENAG’a göre yüzde 181. Böyle olunca da ister istemez güvensizlik ortaya çıkıyor. Özellikle de açıklanan iki rakam arasındaki yüzde 100 fark sonrası ister istemez yapılan açıklamanın doğru olmasının bile anlamı kalmıyor.

Özellikle de 20 yıldan beri tek parti iktidarı olmasına, Meclis’te karar almada hiçbir sorunu olmayan bir iktidarın yaşanan enflasyonun sorumluluğunu muhalefete ya da birtakım dış güçlere atmaya çalışması da işin ciddiyetini kaybeden bir başka boyutu olarak ortaya çıkıyor.