Gazze’de güya bir ateşkes imzalandı…

Bu imza töreninden sonra Gazze Soykırımı ne yazık ki dünya gündeminden düştü!

Halbuki Gazze’de, Filistin’de soykırım aynı hızla devam ediyor!

İmza töreninden sonra soykırımcı İsrail’in bombalamalarına, katliamlarına, işgallerine ses çıkaran var mı?

Ateşkes kararının başrolünde olan Sarı Kovboy Trump’tan devam eden soykırımla ilgili bir açıklama hatta bir cümle geldi mi?

Yeri geldiğinde ABD’li yetkililer sadece, “İsrail’in kendisini savunma hakkı var!” gibi saçmalıklara imza atmakta!

Peki, ama bir İslam beldesi olan Filistin topraklarında yaşanan ve devam eden soykırıma kim dur diyecek?

İslam dünyası soykırıma sessiz!

Ateşkese kadar Katar merkezli El Cezire TV ‘soykırım’ KJ’li haberler yaparken, canlı yayınlar verirken uzun süredir artık bu da yok!

FİLİSTİNLİLERİN YÜZLERCE DÖNÜM ARAZİSİNE EL KOYDULAR

Filistin’de işgal organları, vatandaşların yüzlerce dönüm arazisine el koymaya yönelik askerî emirler çıkararak Batı Şeria’daki yerleşim tırmanışını sürdürdü.

Bu, ordunun koruması altındaki yerleşimci milislerin uyguladığı kuşatma ve zorla yerinden etme uygulamalarıyla eş zamanlı gerçekleşiyor ve geniş alanları yerleşim genişlemesi lehine boşaltmak için iki taraf arasındaki apaçık iş birliğini yansıtan bir tabloya işaret ediyor.

İşgal güçleri geçen salı, Ramallah’ın kuzeyindeki Sincil, Lübben eş-Şarkiyye ve Karyut kasabalarının arazilerinden yaklaşık 1.152 dönüme el konulmasına dair askerî bir emir çıkardı.

Karar, “Karmi Oz” yerleşimini genişletmeyi ve Nablus ile Ramallah arasında yer alan resmi yerleşimler ile kaçak yerleşim alanları arasındaki coğrafi bağlantıyı güçlendirmeyi amaçlıyor.

İşgal faaliyetlerine dair bir rapora göre hedef alınan araziler üç kasabanın çeşitli bölgelerine dağılmış durumda.

Bu karar, işgal hükümetinin 2023’ten bu yana başta “Givat Hariel” ve “Givat Haroe” başta olmak üzere kaçak İşgal alanlarını yasallaştırmak için aldığı kararların devamı niteliğinde.

Aynı bağlamda, İşgalcilerin Batı Şeria köylerinde vatandaşlara yönelik saldırıları sürüyor. Bunlara, işgal güçlerinin koruması altında yürütülen kuşatma, sıkıştırma ve zorla yerinden etme operasyonları eşlik ediyor.

Bu saldırılar Nablus’un güneyindeki Calud ve Kusra’da, Ramallah’ın kuzeyindeki Turmusayya’da ve Mesafir Yatta’daki Hilletu’l-Hums’ta yoğunlaştı.

EVLERİNİ BOŞALTMAYA MECBUR EDİLDİ

Calud köyünde Mahmud et-Tubasi isimli vatandaş ve ailesi, yolun kapatılmasını, su ve elektriğin kesilmesini kapsayan iki ay süren bir kuşatmanın ardından evlerini boşaltmaya mecbur edildi.

Öncesinde silahlı işgalciler eve baskın düzenleyerek aileyi öldürmek veya yakmakla tehdit etmişti.

Kusra’da ise “Re’su’l-Ayn” bölgesindeki aileler, bir kaçak yerleşim alanı kurma girişimleri nedeniyle yılın başından beri kuşatma ve saldırılara maruz kalıyor.

Tırmanış, işgalcilerin çadırlarını yeniden kurduğu, yolları taşlarla kapattığı ve ailelerin elektrik ile suyunu kestiği bu ay (Ağustos) zirveye ulaştı.

16 FİLİSTİNLİ EVİ KIŞLAYA VE GÖZETLEME NOKTASINA ÇEVRİLDİ

İşgal güçleri bölgeyi kapalı askerî alana dönüştürdü, aileleri evlerini boşaltmaya zorladı ve Re’su’l-Ayn Dağı’ndaki yaklaşık 16 evi kışlaya ve gözetleme noktasına çevirdi.

İşgal güçleri ayrıca sokağa çıkma yasağı ilan edip dükkânları kapattı, Filistinli ve uluslararası aktivistlerin kuşatma altındakilere yardım ulaştırmak üzere bölgeye girişini engelledi.

Tüm bu uygulamalar uluslararası bir sessizlik ve göz göre göre bir suç ortaklığı ortamında yürürken, işgal hükümeti daha fazla toprağı yutmak ve işgalcileri birbirine bağlamak için “askerî amaçlar” ve “kaçak yerleşim alanlarının yasallaştırılması” bahanesini kullanmayı sürdürüyor.

AMAÇ FİLİSTİN DEVLETİNİ ENGELLEMEK

Uzmanlar, nihai hedefin Filistin köylerinin, denetim altına alınması ve sakinlerinin yerinden edilmesi kolay, kuşatılmış gettolara dönüştürerek Batı Şeria’nın bütünlüğünü parçalamak ve coğrafi olarak bitişik bir Filistin devletinin kurulmasına dair her ihtimali ortadan kaldırmak olduğunu vurguluyor.

Kaynak: Haber Merkezi