Dr. Mohamed Javid Abdelmoneim…

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF)- Uluslararası Başkanı…

Al Jazeera'da yayımlanan yazısında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Dr. Mohamed Javid Abdelmoneim, 2024 yılında Gazze'de, ağırlıklı olarak Nasır Hastanesi'nde acil servis doktoru olarak görev yaptı.

Gazze'deki soykırımın 1.000 günü aşması ve ateşkesin İsrail tarafından ihlal edilmeye devam edilmesi üzerine Dr. Javid, İsrail'in soykırım niteliğindeki kampanyasını sürdürmesine izin veren dünya liderlerinin süregelen ortak sorumluluğunu değerlendirdi.

Ve bu politikalarda köklü bir değişiklik çağrısında bulundu.

Dr. Mohamed Javid Abdelmoneim şunları dile getirdi;

“Filistin genelinde, İsrail'in 7 Ekim 2023'ten bu yana Filistinlilere yönelik eylemlerinin birikimli etkisi açıktır: Bu eylemler, Filistinlilerin onurlu ve sağlıklı bir yaşam sürme imkânını aşındırmıştır. Bunun açıkça ifade edilmesi gerekir. Gazze'de uygulanan politikalar ve Batı Şeria'da gözlemlenen gidişat, Filistin'in işgal yoluyla sömürgeleştirilmesine yönelik daha geniş kapsamlı İsrail projesine işaret etmektedir.

İsrail'in Gazze'deki soykırımının başlamasının üzerinden 1.000 günden fazla zaman geçti ve Filistinlilere yönelik toplu cezalandırma bugün de devam ediyor. Sözde bir ateşkes ortamında dünya, Filistinlilerin çadırlarında, hastanelerde ve sokaklarda her gün sakat bırakılmasını ve öldürülmesini olağan karşılamaya başladı.

"Ateşkes" kelimesi artık tüm anlamını yitirmiş durumda. Bu satırları yazarken ölü ve yaralı sayısı artmaya devam ediyor; Gazze'deki felaket boyutundaki duruma yönelik ilgisizlik de aynı şekilde büyüyor. Bu tablo, son on yılların dünya siyasetindeki en çarpıcı başarısızlıklarından biri olarak karşımızda duruyor.

Haziran ayı, Ekim 2025'ten bu yana en fazla can kaybının yaşandığı ay oldu. Bu yıl 14 Temmuz itibarıyla İsrail, ateşkesin başlamasından bu yana Gazze Şeridi üzerindeki askerî kontrolünü genişletirken toplam 1.110 Filistinliyi öldürdü, 3.599 kişiyi ise yaraladı. İsrail'in "sarı hat" olarak adlandırdığı sınır, Gazze Şeridi'ni Filistin ve İsrail kontrolündeki bölgelere ayıran, sürekli değişen bir sınırdır. Bu hat giderek genişlemekte ve çoğu zaman sadece barınaklarına ulaşmaya, yakacak odun toplamaya veya yiyecek bulmaya çalışan kişileri dahi vurulma riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır.

İKİ MİLYONDAN FAZLA İNSAN GAZZE ŞERİDİ'NİN YALNIZCA ÜÇTE BİRLİK KISMINA SIKIŞTIRILDI

Ancak mesele yalnızca şiddet değildir. Bu hattın batıya doğru ilerlemesiyle birlikte iki milyondan fazla insan Gazze Şeridi'nin yalnızca üçte birlik kısmına sıkıştırılmaktadır. Bu durum tesadüfi değildir. Sonuç olarak aşırı kalabalık yaşam koşulları ortaya çıkmakta; hastalıklar kolayca yayılmakta ve temel ihtiyaçlar karşılanamamaktadır. Kliniklerimizde bunun sonuçlarını açıkça görüyoruz: temiz su ve sanitasyon eksikliği ile insanlık dışı yaşam koşullarının yol açtığı solunum yolu enfeksiyonları, cilt hastalıkları ve ishal vakaları giderek artmaktadır.

Batı Şeria da 7 Ekim 2023'ten bu yana şiddet dolu ve köklü bir dönüşüm geçirmiştir. İsrail hükümeti, ordusu ve devlet destekli yerleşimciler; etnik temizliği, topraklara el koymayı, bölgesel parçalanmayı ve ekonomik boğmayı hızlandırarak Filistinlilerin varlığını ve sürekliliğini daha da zayıflatmıştır.

Filistinliler evlerinde, okullarında ve kendi topraklarında hedef alınırken, saldırıları gerçekleştirenler tam bir cezasızlık ortamından yararlanmaktadır. Nablus ve El Halil'de (Hebron), artan şiddet ve hareket kısıtlamalarına bağlı travma ve depresyon yaşayan hastaları tedavi ediyoruz. Bu kısıtlamalar, hastaneye ulaşabilmeleri de dâhil olmak üzere yaşamlarının her alanını olumsuz etkilemektedir.

İSRAİL GAZZE'DE SAĞLIK SİSTEMİNİ KASITLI OLARAK TAHRİP ETTİ!

İsrail, Batı Şeria'da sağlık hizmetlerine erişimi sistematik biçimde engellemeye devam etmiş, Gazze'de ise sağlık sistemini kasıtlı olarak tahrip etmiştir.

Sağlık çalışanları, hastalar, ambulanslar ve hastanelerin tamamı hedef alınmıştır.

26 Ekim 2024'te, Gazze'deki Kemal Advan Hastanesi'ne düzenlenen baskın sırasında MSF cerrahı Dr. Mohammed Obeid, 57 kişiyle birlikte gözaltına alındı. Kendisi, hâlen İsrail güçleri tarafından tutulan 95'ten fazla Filistinli sağlık çalışanından biridir. Bugün itibarıyla Dr. Obeid, hakkında herhangi bir suçlama yöneltilmeksizin bir İsrail hapishanesinde tutulmaya devam etmektedir. Bizler, kendisinin derhâl ve koşulsuz olarak serbest bırakılması çağrımızı sürdürüyoruz.

GAZZE'DE HİÇ KİMSE GÜVENDE DEĞİL!

Soykırım, Gazze'deki sağlık sisteminin insan kaynağını büyük ölçüde yok etmiştir ve bunun yeniden inşa edilmesi yıllar alacaktır. Ekim 2023'ten bu yana en az 1.700 sağlık çalışanı öldürülmüş, ayrıca onlarca yıl boyunca özveriyle görev yapan MSF ekibimizin 15 üyesi de yaşamını yitirmiştir. Gazze'de hiç kimse güvende değildir.

İsrail makamlarının Ocak ayında 37 insani yardım kuruluşunun kayıtlarını iptal etmesiyle birlikte insanların sağlık hizmetlerine erişimi daha da kısıtlanmıştır. İsrail, uluslararası personelin ve hayati öneme sahip tıbbi malzemelerin Gazze ile Batı Şeria'ya girişini engellemektedir. Gazze'ye sınırlı miktarda insani yardım ulaştırılmış olsa da bu kesinlikle yeterli değildir. Bu keyfi kısıtlamalar, İsrail'in uzun süredir uyguladığı cezalandırıcı politikanın bir parçasıdır.

Doğrudan şiddet yoluyla, sağlık sistemini çökertmek suretiyle, insani yardımı engelleyerek, kıtlığı teşvik ederek, suyu bir silah olarak kullanarak, bebeklerde erken doğum ve ölüm oranlarını artırarak, düşük vakalarının yükselmesine neden olarak ya da tedaviyi reddederek gerçekleştirilen tüm bu uygulamalara baktığımda ulaştığım sonuç açıktır:

FİLİSTİN'DEKİ BİR NUMARALI SAĞLIK SORUNU İSRAİL'İN İŞGALİDİR!

İsrail'in kullandığı yöntemler artık uluslararası düzeyde olağan karşılanır hâle gelmiştir; dünya liderleri İsrail'in bu tutumunu normalleştirmiştir. Siyasi destek, askerî yardım ya da sessizlik yoluyla, İsrail'in bu politikalarını sürdürmesine imkân sağlamışlardır.

Mevcut durum yalnızca katlanılamaz değildir; aynı zamanda kalıcı hâle gelmektedir. Gazze'de soykırım sürerken, Batı Şeria'da etnik temizlik giderek hız kazanmaktadır.

Acil olarak köklü bir politika değişikliğine ihtiyaç vardır. Bu değişiklik; Filistinlilerin onurunu önceleyen, sivillerin korunmasını esas alan, insani yardımların hiçbir engelle karşılaşmadan ulaştırılmasını güvence altına alan ve tüm hükümetleri hesap verebilir kılan bir yaklaşımı benimsemelidir.

Bu değişim gerçekleşmediği takdirde, önümüzdeki 1.000 gün bir dönüm noktasını değil, aynı yıkıcı gerçekliğin devamını temsil edecektir.”

Kaynak: Haber Merkezi