HAMAS, 1987 yılında kurulduğu günden bu yana Filistin'in bağımsızlığı ve özgürlüğü için mücadele eden bir hareket olmuştur. Özellikle Gazze Şeridi'nde hem siyasi hem de askeri bir güç olarak varlığını sürdüren HAMAS, İsrail'in işgal politikalarına karşı koyuşuyla ön plana çıkmıştır. 2023’ün 7 Ekim’inde yeni bir boyut kazanan mücadele, HAMAS'ın pes etmeyen bir direnişin simgesi olarak güvenilirliğini koruduğunu bir kez daha göstermiştir. Tüm dünyaya karşı aslanlar gibi savaştılar ve sonunda İsrail HAMAS’ı yenemedi. Aynı, Çanakkale’de çok büyük kaybımıza rağmen pes etmeyip İngilizleri geçirtmeyen atalarımız gibi. Evet, çok kayıp verdirdi, çok zulüm yaptı ama yenemedi. İsrail sonunda yok ettik mahvettik dedikleriyle anlaşma yaparak çıkıyor Gazze’den.
Anlaşmanın İçeriği Başarı mıdır, Şartları İyi midir?
Bizim, gelinen noktada HAMAS’a güvenimiz tamdır. Anlaşmanın içeriğiyle ilgili spekülasyonlar yapmak en başta HAMAS’a saygısızlıktır. HAMAS elinden gelenin fazlasını yaptı, şimdi savaş yeni bir boyuta geçti. Rahat evimizde oturup, HAMAS’ın müzakere sürecinde bile tüm dünyaya karşı tek başına kalarak yürüttüğü bir süreci sorgulamak haddimiz olmamalıdır.
Direnişin Stratejik Boyutu
HAMAS, yıllar boyunca İsrail'in askeri ve ekonomik ablukalarına karşı koymak için çeşitli stratejiler geliştirmiştir. Tüneller, roket sistemleri ve yerel halkın desteğini organize etme gibi yöntemlerle, düzenli bir ordudan yoksun olmasına rağmen etkili bir direniş sergilemiştir. HAMAS'ın en önemli özelliklerinden biri, mücadele azmini hiçbir zaman kaybetmemiş olmasıdır. Her ne kadar uluslararası arenada ciddi baskılarla karşı karşıya kalsa da, Filistin halkı arasında geniş bir destek tabanı bulunmaktadır.
2023 yılında başlayan son çatışmalar sırasında HAMAS, İsrail'in yoğun hava saldırılarına rağmen Gazze'de kontrolünü korumayı başarmış ve bir güç olarak varlığını sürdürmüştür. Bu durum, yalnızca askeri anlamda değil, aynı zamanda siyasi bir başarı olarak da değerlendirilebilir. HAMAS'ın direnişi, Filistin halkının bağımsızlık mücadelesinin bir parçası olarak dünya genelinde yankı bulmaya devam etmektedir.
Ebu Ubeyde'nin Teşekkür Konuşması
HAMAS'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın sözcüsü Ebu Ubeyde, çatışmaların bitmesinin ardından yaptığı bir açıklamada, Filistin halkının direnişe olan bağlılığını vurgulamış ve "Bu mücadele, sadece Gazze'nin değil, tüm Filistin'in özgürlüğü içindir" ifadesini kullanmıştır. Konuşmasında, Filistin halkının sabrını ve fedakârlığını öven Ebu Ubeyde, Yemen Ensarullah'ına, Lübnan Hizbullah’ına, İran İslam Cumhuriyeti’ne ve Irak direnişine isim vererek özel olarak teşekkür etmiştir. Ayrıca İslam dünyasına ve direnişe destek veren halklara ve kişilere teşekkür etmiştir. Yardımda bulunan pek çok insanımız bu teşekkürün kapsamındadır ancak Türkiye'nin resmi olarak bu teşekkür listesinde yer almaması dikkat çekmiştir.
Türkiye'ye Neden Teşekkür Edilmedi?
Türkiye, Filistin meselesinde her zaman diplomatik olarak aktif bir rol üstlenmiş ve Gazze halkına insani yardım ve diplomatik destek sağlamıştır. Ancak Ebu Ubeyde'nin konuşmasında Türkiye'ye teşekkür edilmemesi, İslam ülkelerinin pek çoğu gibi Türkiye'nin de laftan başka, yaraya merhem olacak bir şey yapmadığı gerçeğini gün yüzüne çıkarmıştır. Bu durum, Türkiye'nin son yıllarda İsrail ile düzelme sürecine girmesi ve iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin gelişmesiyle ilişkilendirilmiştir. HAMAS liderliğinin, Türkiye'nin bu adımlarını Filistin davasına zarar veren bir politika olarak değerlendirmiş olduğu görülüyor. Ancak HAMAS, İslam ülkelerinin idarecilerinden bağımsız olarak tüm ümmete teşekkür ederek samimi Müslüman kardeşlerinden gelen desteği de vurgulamıştır.
Ticarette Domates Azaldı, Çelik Satışında Rekor
İsrail ile yıllardır kurulan iyi ilişkilerin getirdiği bir sonuç olarak da, 7 Ekim sonrası Türkiye'nin Filistin'e diplomatik destek dışında sahada somut bir katkı sağlamadığı ve İsrail ile ticari ilişkilerine dahi devam ettiği de ortadadır. Son savaş öncesinde 2023 yılında Türkiye ile İsrail arasındaki ticaret hacmi artış göstermiş ve iki ülke arasındaki ekonomik bağlar oldukça güçlenmişti. Özellikle enerji, tarım ve savunma sanayisi gibi kritik sektörlerde iki ülke arasındaki ticari anlaşmalar, ekonomik ilişkilerin boyutunu ortaya koymaktadır. TÜİK verilerine göre, 2023 yılında Türkiye'nin İsrail'e ihracatı 6 milyar doları aşarken, ithalat da önemli ölçüde artış göstermiştir. Bu ticaret hacmi, iki ülkenin birbirine olan ekonomik bağımlılığını artırırken, Türkiye açısından İsrail ile ilişkilerinde ticaretin vazgeçilmez olarak görüldüğünün de gözler önüne serilmesidir. Artarak devam eden ticareti savunmak için İsrail’le yapılan o anlaşmalar 7 Ekim öncesiydi denemez, çünkü: Birincisi; 7 Ekim sonrası hiçbir anlaşma iptal edilmemiştir. İkincisi; 7 Ekim’den önce de İsrail bu kadar vahşi seviyede olmasa da sistemik katliamlarına devam ediyordu. Gazze aralıksız kuşatma ve bombardıman altındaydı. İsrail hep İsrail’di. İsrail hep işgalciydi. İsrail hep genişlemeciydi. Üçüncü olarak da 2024 yılında Türkiye'nin Filistin'e yönelik ihracatında çelik gibi bazı kalemlerde dikkat çekici ek bir artış yaşanmıştır. Burada artık İsrail yerine Filistin adıyla malların gönderilmesi gibi son derece utanç verici bir hileye başvurulmuştur. İhracatı artan başlıca ürün kaleminin askeri bir kullanım alanı olan çelik ürünleri olduğunu göz önüne alırsak işin vahameti daha net anlaşılacaktır.
Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Aslan, 2022’de şunları kaydetti: "İsrail'in çelik ithalatı istatistiklerine bakıldığında, 2002 yılından günümüze kadar en fazla çelik ithalatı gerçekleştirdiği ülke Türkiye olmuştur. 2021 yılında 3,5 milyar dolarlık çelik ithalatı gerçekleştiren İsrail çelik tüketicileri, söz konusu ithalatın yaklaşık 1,2 milyar dolarlık kısmında Türk çelik ihracatçılarını tercih etti.” Silah yapımı için kullanılan bu malzemeyi İsrail’e satmakla övünen ne tip bir insandır, bir hükümet nasıl buna izin verebilir, siz karar verin.
2023 yılında Filistin'e yapılan çelik ihracatı 156 ton seviyesine inmişken, 2024 yılında bu rakam 48.000. tona yükselmiştir. Yani 300 katına çıkmış. Bunda bir gariplik göremiyorsak bizim ahlâk kantarımız şaşmış demektir. Bomba yapmak, füze yapmak için çelik satmışız, yazıklar olsun. Türkiye'nin Filistin meselesindeki rolünü yeniden gözden geçirmesi ve sadece diplomatik değil hem askeri hem ticari sahada daha somut adımlar atması gerektiği açıktır.
Sonuç
HAMAS, Filistin'in bağımsızlık mücadelesinde önemli bir rol oynamaya devam etmektedir, edecektir de. Pes etmeyen bir direniş sergileyen bu hareket, Filistin halkının özgürlük umudunun bir sembolü olarak varlığını güçlenerek sürdürmektedir. İslam ümmetinin halen diri ve hakkı hâkim kılma yolunda yürüyebildiğini göstermesi bakımından da çok önemli bir fedakârlık yapmışlardır.
Barış anlaşması açıklandığı gün gazetemizin duyurduğu gibi “Gazze'deki bir avuç mücahit 50 bin kez ölse de teslim olmadı. 7 düvel üzerine çullandı ama HAMAS düşmedi, ateşkes geldi”. İsrail hani HAMAS’ı yok etmişti? Yok olmuş bir teşkilatla nasıl masaya oturmak zorunda kaldınız. Bu şanlı insanlar sadece Filistin’in değil İslam ümmetinin tamamının iftihar kaynağıdır. Tüm dünyada insani yanları Batı’nın rendesinde yok edilmemiş az sayıdaki insan gibi insanın umududur. Bu insanların HAMAS’ın direnişine verdikleri destek onların bugünden sonra çıkmaları muhtemel yolculuklarının işaret fişeğidir. Allah diriden ölü, ölüden diri çıkarır. Gazze’nin akıl, havsala almaz bu kıyamı ve şanlı şehitleri Müslümanları ciddi sarstığı ve kendi İslami duruşlarını sorgulattığı gibi, hatırı sayılır bir miktarda Batılıda da hiç beklemediğimiz bir farkındalık oluşturdu, büyük bir zihni değişim ihtimali ortaya çıkarttı. Allah sonunu hayretsin.
19.01.2025