İslam aleminin kalbinde dinmeyen bir yara olan Mescid-i Aksa kundaklamasının üzerinden tam 57 yıl geçti; fakat kutsal mabede yönelen tehditler azalmak bir yana her geçen gün daha tehlikeli bir boyuta evriliyor. İşgal altındaki Doğu Kudüs'te sular durulmazken, Ramallah yönetiminden tüm İslam dünyasına ve uluslararası kamuoyuna tarihi nitelikte çok sert bir çağrı geldi.

144 Dönümün Tamamı Kutsaldır

Filistin resmi ajansı WAFA'da yer alan açıklamada, Mescid-i Aksa'nın "ulusal ve dini meselelerin ön saflarında kalmaya devam edeceği, Kudüs kentinin Arap ve İslami kimliğinin ebedi bir sembolü ve kentin ile kutsal mekanlarındaki değişmez Filistin hakkının bir nişanesi" olduğu kaydedildi.

Kudüs'ün kalbindeki mabedin statüsüne dikkat çekilen metinde, Mescid-i Aksa'nın "sadece Müslümanlara ait bir ibadet mekanı" olduğu net bir dille yinelendi. Açıklamada, "Mescid-i Aksa'nın, 144 dönümlük alanının tamamıyla kutsallığının, itibarının, tarihi ve hukuki statükosunun korunması gerektiği, ona zarar vermeye veya kimliğini ve statüsünü değiştirmeye yönelik tüm girişimlerin reddedildiği" aktarıldı.

Provokasyonlar ve Kazı Çalışmaları Tehlike Saçıyor

İsrail yönetiminin ve fanatik Yahudi yerleşimcilerin sahada attığı tehlikeli adımların altı çizilen duyuruda; baskınlar, icra edilen Talmudi ritüeller, alana bayrak çekilmesi, zemin altındaki kazı çalışmaları ve Müslümanların ibadet haklarına getirilen kısıtlamalar tek tek sıralandı. Tüm bu ihlallerin sadece Mescid-i Aksa'yı değil, Kudüs'teki İslami ve Hristiyanlara ait bütün mukaddesatı hedef alan büyük bir tehdide dönüştüğü vurgulandı.

57 Yıllık Dinmeyen Acı: Tarihi Minber Kül Olmuştu

Kutsal mekanı hedef alan o karanlık gün hafızalardaki tazeliğini koruyor. Mescid-i Aksa'daki yangın, 21 Ağustos 1969 tarihinde Avustralya vatandaşı Michael Dennis Rohan tarafından çıkarılmıştı.

Çıkan büyük yangında caminin güney bölümünde yer alan Kıble Mescidi'nin doğu kanadındaki tüm eşyalar yanmış, İslam tarihinin en kıymetli miraslarından biri olan Selahaddin Eyyubi dönemine ait tarihi minberin bulunduğu bölüm ağır hasar görmüştü. Olayın ardından gözaltına alınan saldırgan Rohan, İsrail mahkemeleri tarafından "akli dengesi yerinde olmadığı" öne sürülerek yargılanmaktan kurtarılmış ve ardından Avustralya'ya gönderilmişti.

Kaynak: Haber Merkezi