FETÖ darbe girişiminin üzerinden iki ayı aşkın zaman geçti. Darbenin görünen izleri silinmeye devam ediyor.

Darbe kalkışmacılarının finans kaynakları birer birer kurutulurken bir yandan da darbeyi uzaktan komuta eden Fethullah Gülen’in Amerika’dan iadesi için çalışmalar sürüyor. Amerika’nın bu konudaki tavrı daha ilk günden belli, Fethullah Gülen’in son kullanma tarihi henüz sona ermedi.

Bu yüzden Avrupa ve Amerika ipe un seriyorlar.

Geçtiğimiz günlerde Yeni Şafak gazetesine konuşan emekli alb ay H. Atilla Uğur Amerika ve FETÖ işbirliğiyle ikinci bir kalkışma hazırlığı için uyarıda bulunuyordu.

Zafer sarhoşluğuna kapılmanın doğru olmayacağını ifade eden Atilla Uğur yeni darbe kalkışmasının çok daha kanlı olacağının özellikle altını çiziyor.

Yeni bir darbe kalkışması olur mu olmaz mı?

Korkulu rüya görmektense uyanık yatmak evladır. Yeni bir kalkışma karşısında afallamamak için öncelikle içte ve dışta dostu ve düşmanı iyi tanımak şart.

Samimi, sadık, vatansever, müteyakkız insanlara düne göre bugün daha çok ihtiyacımız var. Kendini tankın önüne siper eden adamla bir koltuğa yerleşmek için takla atan adam elbette aynı değildir.

FETÖ’cülerin karakteristik özelliklerinden yola çıkarak Fetöcüleşme temayülüne sahip kişilere karşı pekâlâ bir önlem geliştirilebilir.

“Bir yerlere gelmek” ülküsüyle yatıp kalkan, hayatı makam ve mevki irtifaı olarak gören her kişi potansiyel FETÖ karakterine sahiptir.

Bu işler hep böyle başlamadı mı?

Sorular çalınırken de, mağdur öğrencileri barındırırken de “kaz gelen yerden tavuk esirgenmez” mantığı güdülüyordu.

Hangi alanda ne kadar kişiye ihtiyaç olduğunu, ne kadar boşluk bulunduğunu bu kişiler kafadan atmıyorlardı kuşkusuz.

Sahip oldukları resmi bilgilere göre öğrencileri değişik alanlara yönlendiriyorlardı. Peki niçin? Alnı secde gören insanlar devletin çeşitli mevkilerinde yer alsın için değil mi?  Bu nasıl bir alın ki secde görüyor, ama namluyu kendi insanına çevirebiliyor?

Hiç kuşkusuz FETÖ’nün belli bir para kaynağı var, hain potansiyeli mevcut; bu illetlerle baş edebilmenin yolu yordamı bellidir.

Fakat FETÖCÜLÜK temayülü denilen şey son yıllarda neredeyse tüm memleketi sardı. Kendini koltuğun önüne atanlarla tankın önüne atanlar tefrik edilmediği sürece yaşanan süreçten ders almamış sayılırız.

FETÖLEŞME temayülü aynı zamanda Amerika muhibbi olmakla da doğru orantılıdır. Amerika’ya orayı vatan bilecek kadar tam teslimiyet, Avrupa’ya karşı aşağılık kompleksi, dinamizmi alınmış, ruhu atılmış, posası kalmış bir İslam anlayışı peşinde koşan her dimağ karşıdan nasıl çağrılırsa çağrılsın asıl itibariyle Fetöleşme temayülü üzere kimliğini bulmuştur.

Bir insanın FETÖLEŞME temayülü içerisinde olduğunu nasıl anlarız:

Bir, Şahsi çıkarlarına sosyal sorumluluk havası vermekte ustadır.

İki, Hep namaz der, iyi güzel de bir kez zekat dediği duyulmamıştır.

Üç, Klişe cumhuriyeti kurarlar. Aynı bıyık, aynı yemek, aynı sözcük, aynı tespih, aynı dua.

Dört, Ne olur ne olmaz diye kendini kendinden bile gizleme.

Beş, Gençlerin kendilerini özgürce ifade etmesine fırsat tanımama. Okullu gençlerin boyunlarına istikbale dair halkalar geçirme.

Altı, Sayılara ve biriktirdiklerini saymalara özel itina göstermek.

Yedi, İfrat ile tefrit arasında seyr-ü sefer eylemek.

Sekiz, Kafasının üstüne taktığını kafasının içinden daha fazla önemser.

Dokuz, Bursyedi gençlik tipini yaygınlaştırmak. Esnafın insafına terk edilmiş öğrencilerde minnet duygusu oluşturmak.

On, Kraldan fazla kralcı, kuraldan fazla kuralcı ve Sünnetten fazla sünnetçi, Kur’an’dan fazla Kur’an’cı olmak.