Geçtiğimiz haftanın en önemli olayı Saadet Partisi’nin İstanbul’da “İSRAİL’E KARŞI BOP’A DUR DE” sloganı ile yaptığı büyük bir protesto hareketidir.
İsrail katliamlarına karşı ayrı protesto, dış politikadaki yanlışlara ayrı, ekonomik yıkımlara ayrı, adaletsiz gelir bölüşümüne karşı ayrı, adalet sisteminin olumsuzluklarına karşı ayrı, aileyi çökerten uygulamalara ayrı tepkiler yerine, bütün olumsuzlukların kaynağı olan BOP yani Büyük Ortadoğu Projesi, daha doğrusu Büyük İsrail Projesi’ne karşı harekete geçmek en doğrusudur. Halkımızı bilinçlendirmek, iktidarı uyarmak ve Filistinli kardeşlerimize destek amacıyla Saadet yöneticilerini bu kararı almış olmasından dolayı kutluyor, İstanbul’da bunun gerçekleştirmesi için çalışanları candan tebrik ediyoruz. Bu protestoları bütün yurt sathına yayıp, halkı uyandırarak BOP’un mutlaka önlenmesi gerekmektedir. Dediğimiz gibi şu anda ülkemizin başındaki bütün felaketler bu menfur projeden kaynaklanmaktadır.
Hatırlayalım geçen ayların birinde Cumhurbaşkanı’nın bir açıklaması oldu:
“Ben Başbakan olmadan önce Sayın Bush ile bir süreç başlattım, o günden bu güne gelen bir sürecimiz var, iyi günler oldu, kötü günler oldu, öyle veya böyle Türkiye-ABD ilişkileri yolunda devam ediyor.”
Anlaşılıyor ki, ABD ile ilişkilerin esasları, başlatılan o süreç için varılan mutabakattan kaynaklanmaktadır. Bu sürecin adı BOP olup, üç temele dayanıyordu:
1-AKP’nin iktidarındaki Türkiye İsrail’in önüne çıkabilecek engelleri aşmasında yardımcı olacak.
2-İslam dininin günümüzde uygulanma imkanı kalmadığı iddia edilen hükümlerinin ayıklanması için yani cihatsız ve devletsiz İslam için yani Ilımlı İslam dediğimiz projeye destek verecek.
3-ABD Ortadoğu’da BOP sürecinin devam etmesi için operasyonlar yapacak ve AKP iktidarındaki Türkiye bu operasyonlara destek verecek.
AKP iktidarındaki bugün yaşadığımız bütün olumsuzluk ve yıkımlar bu üç maddenin uygulanmaya konması sebebiyledir. Bu tespitimizin izahı gayet kolaydır. Lakin bu yazımızın hacmi ile mütenasip değildir. Biz sadece çok mühim ve acil bir konu olan katil İsrail’e karşı bugünkü AKP iktidarının tutumu hakkında birkaç cümle kurmakla yetinmek zorundayız.
Bush ile başlatılan o süreçte İsrail’in “Büyük İsrail” olabilmesi için yapılacak destekler mutlaka konuşulmuş ve esaslara bağlanmış olmalıdır. Bu hususu Recep Tayyip Erdoğan’ın en başta ABD’de yapmış olduğu açıklamalardan da anlıyoruz. Öyle anlaşılıyor ki, kamuoyunda prestij kazanması için aleyhte konuşmalar serbest bırakılmış ama İsrail’in lehine olan uygulamalar meydanlarda konuşulduğu gibi değil, süreçte tespit edildiği gibi adımlar atılacağı taahhüt edilmiş olmalıdır. Bu esaslar çerçevesinde AKP iktidarınca İsrail’in uluslararası platformlara üyelikleri sağlanmıştır. Örneğin OECD üyeliği ve NATO üyeliği için atılan adımlar herkesin malumudur. Akdeniz’de Filistinlilerin hakkı olan doğal kaynakların, İsrail tarafından gasp edilmesine destek olmak için ne adımlar atıldığını da biliyoruz. Buradan hareketle İsrail’in savaş suçları işleyerek yaptığı menfur katliamlar karşısında AKP iktidarının tutumuna baktığımızda şunları görüyoruz:
Yaptığı katliamlar için meydanlarda, medyada ve ilgili platformlarda İsrail’in ve yöneticilerinin aleyhine en ileri derecede tabirler kullanarak, cümleler kurulmakta ve kamuoyu desteği kazanılmaya veya kaybedilmemeye çalışılmaktadır. Geri planda ise üstlenilmiş olan BOP görevine uygun olarak İsrail lehine ne yapılması gerekiyorsa o yapılmaktadır.
Bu meyanda İsrail için kurdurulmuş bulunan Kürecik tesislerine dokunulmamaktadır. İsrail’e silah sevkiyatında kullanıldığı söylenen İncirlik tesisleri hiç gündeme getirilmemektedir. Aylarca inkâr edilmesine rağmen “ticaret” adı altında istihkam maddelerinin ve lojistik desteğin 7 ay boyunca her gün 8 gemi doldurarak gönderildiği ilgili bakanın açıklamaları ile sabit olmuştur. Sonra kamuoyu baskısı neticesinde bu işlemlerin askıya alındığını açıklamak zorunda kalmışlardır. İsrail’in enerji ihtiyacı karşılanmakta, akaryakıt ve doğalgaz vanaları hep açık tutulmakta, tankerler harıl harıl bunları taşımaya devam etmektedir. İsrail ile diplomatik ilişkiler en üst seviyeden devam ettirilmektedir. İsrail’i işlediği suçlardan dolayı uluslararası yargı mercilerine şikayet etme hakkı bulunduğu halde ancak başka ülkelerin müracaatlarına destek verme seviyesinde tutulmaktadır. Bu konuların TBMM’de araştırılmasına, sahip oldukları oy çokluğu ile müsaade edilmemektedir.
Velhasıl:
BOP çerçevesinde İsrail’e yapılacak destekler fiilen yapılmaktadır. O halde BOP’un her olumsuz tarafı için ayrı başlıklarla meydanlara inip, halkı bilinçlendirme, iktidarı uyarma eylemleri yapmak yerine, bu projeye tümden karşı çıkıp tüm zararlarını ortaya koymak gerekmektedir.
Saadet Partisi bunu başlatmıştır. Bu eylemleri meşru çerçevede ama bütün gücü ile yaygınlaştırmasını, diğer sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilere örnek olmasını bekleriz. Herkes bilmeli ve kavramalı ki “Felaketin Adı BOP’tur.”
Beklentimiz ve umudumuz BOP’un tümden engellenmesi ve o çerçevede bunca olumsuz işleri işleyenlere de yine meşru hukuk çerçevesinde hesap sorulmasıdır.
KURU YORUM
Ben Türkiye’yi yöneten zihniyetim,
Rakip takımlarla oyun kuruyorum.
Ben Haçlı’ya Siyonist’e güvenirim,
Hep çamurda ıslatılıp, kuruyorum.
Hâlâ batılın kapısında beklerim,
Yaptığım ise ham tahmin, kuru yorum…
Ekrem Şama