Muharrem ayında tutulacak orucun fazileti iki şekilde yorumlanmıştır. Birincisi, söz konusu fazilet, hadisin ifadesinden anlaşıldığına göre, muharrem ayının herhangi bir gününde tutulacak nafile oruç için geçerlidir. İkincisi, ondan maksat, o ayda bulunan âşûrâ gününde tutulacak oruçtur. Muharrem ayı söylenmek suretiyle onun bir parçası olan âşûrâ günü kasdedilmiştir.

Binaenaleyh içinde bulunduğumuz bu mübarek ayda mümkün mertebe oruç tutmaya gayret etmemiz lâzımdır. Hiç olmazsa pazartesi ve perşembe günleri orucunu, hele hele aşura günü orucunu kesinlikle ihmal etmeyelim.

Ebu katade (R.A)dan rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (S.A.V.) aşûra günü tutulan orucun, bir yıllık günahlara keffaret olacağını müjdelemişlerdir. (Tirmizi Savm: 48)

Oruç hakkındaki sorusuna Peygamber aleyhisselam dan cevap alan bu ismini bilemediğimiz sahâbî, farz namazdan sonra hangi namazın daha faziletli olduğunu öğrenmek istedi.

Resulullah (S.A.V.) Efendimiz de: "Farz namazlardan sonra en faziletli namaz teheccüt (gece) namazıdır" buyurdu.

İbadetlerin ve diğer işlerin değeri, insana verdikleri zahmetle ölçülür. Zor ve sıkıntılı ibadetler şüphesiz daha sevaptır. İnsanların çoğunun tatlı bir uykuya daldığı sırada istirahatını ve uykusunu feda edip ALLAH ı anmak üzere yatağını terk etmek kolay bir iş, az bir yiğitlik değildir

Teheccüt namazına değer kazandıran bir diğer husus da, bu vakitte kılınan namazın riya ve gösterişten tamamen uzak olması, ihlasla ve gönül huzuruyla ibadet etmeye elverişli bulunmasıdır.

İşte Teheccüt namazını böylesine değerli kılan, diğer vakitlerden farklı bu özellikleridir, Hatta Teheccüt namazının, farz namazlardan önce veya sonra kılınan ve revâtip diye anılan sünnet namazlarından bile faziletli olduğu kabul edilmektedir.

Teheccüt namazının fazileti, meşakkat, yorgunluk, riya ve gösterişten uzaklık gibi özelliklerinden ileri gelmektedir. Ayrıca Teheccüt namazı, Hz. Peygamber (S.A.V.) in bütün hayatı boyunca sürekli kıldığı bir namazdır. Bu sebeple de sünnetlerin en faziletlisi, Hz. Peygamber (S.A.V.) in bu sünnetidir.

Cenab-ı Hak, bu hadis-i şerifler gereğince amel edebilmeyi cümlemize nasib eylesin. Amin.