Topulumlardaki farklılıkların normal olduğunu vurgulamak için genellikle "Farklılıklarımız toplumsal zenginliğimizdir" denilir. Gerçekten de toplumlardaki farklılıklar zenginlik midir Yoksa bu farklılıklar zaman zaman ayrışmaların  temelini oluşturabilir mi

Bu soruya cevap vermeden önce farklılıkların normal olduğunu vurgulamak istiyorum. İnsanın olduğu yerde farklı düşünce, kültür ve inançların olması doğaldır. Çünkü insanı insan yapan özellik düşünüyor olmasıdır. Düşünmek ise farklı yorumları gündeme getirir. Bunu yok sayıp herkesi sanki fabrikasyon üretimin sonucuymuş gibi algılayıp herkesin aynı konuda aynı şeyleri düşünmesini beklemek yanlıştır.

Sözü uzatmanın anlamı yok. Herkesin aynı düşünmesini istemek ve beklemek insani bir yaklaşım olamaz. Bu bakımdan bir konuda herkesin bizim gibi düşünmesini istemek ve beklemek toplumlardaki farklılıkları zenginlik olmaktan çıkartarak düşmanlıkların ve çatışmaların temelini oluşturabilir. Ne yazık ki ülkemizde  sağcısı ve solcusu ile bazı çevrelerde kendi düşünce ve inançlarını dayatma alışkanlığı oluşmuştur. Eğer dayatılan düşünce ve hareket tarzına karşı çıkacak olursanız hemen damgayı yersiniz ve ya vatan haini ya da cumhuriyet, laiklik düşmanı olup çıkarsınız. Bu işin ortası yoktur. Siz istediğiniz kadar, "Bu konuda sizin gibi düşünmüyorum ama en az sizin kadar ülkemi seviyorum" deyip durun. Sizi birileri eğer hain ilan etmişse o hainlikten kurtulup vatansever olamazsanız (!).

Elbette 70 milyonu aşkın insanın yaşadığı ülkemizde hainlik olarak nitelendirilebilecek davranışlara sahip kişiler olabilir. Ve bunu belirleyici adli makamlar olabilir. Ama, benim gibi düşünmeyenleri hain ilan etmeyi alışkanlık haline getirmiş olmanın bir tek anlamı vardır, o benim gibi düşünmeyenlere bu ülkede yer yok anlamı ortaya çıkar.

Bu bakımdan özellikle düşünce bazındaki farklılıklara sonuna kadar tahammül edebilmek gerekiyor. Dinleyebilmek için öncelikli olarak bu tahammül noktasına gelebilmek gerekiyor. Tahammül edemediğimiz sürece farklılıklara rağmen birlikte yaşamak mümkün olmaz. Çünkü, farklıyım diye birileri beni sürekli hain ya da düşman ilan ediyor ve böyle davranıyorsa karşımdakinin farklılığına benim saygı duymamı kimse bekleyemez/beklememeli.

Ülkemizdeki bu çatışma ve red mantığının hergün binlerce örneğini yaşıyoruz. Ancak, bunun en sonuncusu üzerinde durmak istiyorum. Sınır ötesi operasyon için izin tezkeresi Meclise geldiğinde tezkereye hayır diyecek olanlar peşin peşin PKKyandaşı ve hain ilan edildi. Elbette hayır diyenler arasında PKK yandaşları da olabilir. Ancak, böyle bir genellemenin yanlış olduğunu düşünüyorum. Sınır ötesi operasyon PKKterörürün kökünün kazınması için yeterli olmayacağını, daha önce 24 defa sınır ötesi operasyon yapıldığını, buna rağmen terörün kökünün kazınmasına yetmediğini düşünenler olabilir. Bu sebeple de önce sınırlarımız içindeki teröristlerin kökünün kazınmasını, daha sonra sınır ötesi operasyonun gündeme getirilmesini isteyenler çıkabilir. Ne var ki daha işin başında birileri bir genelleme yaparak "Tezkereye hayır demek PKK yandaşlığıdır" derse farklı görüşlerin gündeme getirilmesi mümkün olmaz. Operasyonun muhtemel sonuçlarının değerlendirilmesi ve hatırlatılması da söz konusu olmaz.

Şahsen sınır ötesi operasyonun yapılmasını isteyenlerdenim ve bu düşüncemi çeşitli kereler bu köşede ifade ettim. Ancak, sınır ötesi operasyonun tek başına terörün kökünü kazımaya yetmeyeceğini de düşünüyorum. Böyle düşünüyor olmak yarın sınır ötesi operasyon başladığında millet olarak tek bir yumruk olmamıza engel olamaz.

Demek istediğim o ki, bir takım çevreler toplumu sadece kendileri gibi düşünmeye, inanmaya ve davranmaya zorlamak için hainlik ve düşmanlık gibi suçlamalardan kaçınmak durumundadırlar. Genellemeler sonuçta sadece düşmanlıkları körükler. Bunun pek çok örneğini yaşadık/yaşıyoruz.  Bir arada yaşamamız için herkes aynı düşünecek, aynı davranacak gibi bir dayatma faşist yönetimlerde bile sonuç vermemiş, dayatmacılar kendi iddialarının mahkumu olmuşlardır.